Çok farklı türlerde ve farklı insanlara yazılar yazıyorum ama çoğu kendi hikayelirimden bu yüzden garipsemeyin. Ayran gönüllü değilim;)
taylor price

izzy's playlists!
Today's Document
Claire Keane
Jules of Nature

oozey mess
RMH
tumblr dot com
occasionally subtle
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Game of Thrones Daily

No title available

shark vs the universe

Kaledo Art
ojovivo
$LAYYYTER

★
Cosmic Funnies
Sade Olutola
KIROKAZE
seen from United States
seen from Germany

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Maldives

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Maldives

seen from Australia

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
@ekinblog
Çok farklı türlerde ve farklı insanlara yazılar yazıyorum ama çoğu kendi hikayelirimden bu yüzden garipsemeyin. Ayran gönüllü değilim;)
Yıllar sonra buraya bir şey atmak tuhaf hissettiriyor…
1 yıl 8 ay oldu hayat devam ediyor. Öldürmeyen Allah öldürmüyor. Tekrar mahallemizdesin, utanmadan buraya gelip üst katımıza geliyorsun. Bazen bana bakışlarını yakalıyorum. Mahçupsun belki, belki de utanmaz herifin tekisin. Şimdi dışarı çıkıyorum, umarım karşıma çıkmazsın.
Klarnetime bir kez daha üfledim yatağının başında. Sevdiği şarkıyı çaldım, severdi o bu sesi. Ağlatırdı ama huzurla doldururdu içini. Gözlerimden yaşlar akarken nefesim kesildi. Yavaşça çektim ağzımdan, bir hıçkırık koptu dudaklarımdan. Sonra pes ettim sabahtan beri içimde biriktirdiğim hüznü yine bıraktım her günkü gibi. 3 aydır her gün yaptığım gibi. Ağladım, yatağının başında. Boylu boyunca yatıyordu, gözlerinde ki değil ışıltıyı onları bile görmez oldum. Okşadım elini bir kez daha her gün yaptığım gibi. Uyanmasın için dualar ettim. Şu sadece sarı küçük gece lambalı hastane odasında. O karanlıkta uyumayı sevmezdi. Onu karanlıklar boğamazdım.
Ağlamam hiddetlendi, nefesimi kesiyordu. Artık bağırarak ağlamaya alışmıştım. Herkesin içinde gözlerini bile doldurmayan adam şimdi. Yüzlerce kişinin arasında o küçük Kadir gibi bağırarak utanmadan acısını yaşıyor, tüm duvarlarını yıkıyordu. Kapı yavaşça açıldı, Ahmet girdi içeri. Yorgunluk çökmüştü 3 ayda suratına o da benden farksız değildi. 3 ayda saçlarıma aklar düşmüştü. Sevdiğimin hasretinde kalbim alev almış dumanı saçlarıma karışmıştı.
“Yetmedi şu şeyle kendini de bizi de öldürdüğün... O benim kardeşim ama Kadir elimizden bir şey gelmez. Sen böyle devam edersem ne saçından 1 tel siyah, ne de ciğer kalacak.”
“Kolay mı sanıyorsun, bilmiyor muyum sanıyorsun? Gerekirse tüm organlarımı veririm ona, alsınlar sağlıklı olan her şeyimi taksınlar ona. Gerekirse dünyanın en iyi hastanesine götürürüm onu ben. Ama onsuz olmaz, yaşayamam ben...”
“Allah der ki: ‘Kimi benden çok Seversen, onu senden alırım.’ ve ekler: ‘Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.’ ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur...
Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur...
Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya... Öldüm der durur, yine de yaşarsın...
Demiş Mevlana kardeşim, deme onsuz yapmam. Eksik etme duanı isyan etme. İmtihanındır senin bu dostum. Sen ona tüm organlarını versen, ünlü hastanelere yatırsan ne olur ki. Ömrü biten gider bu fani dünyada...”
“Huzurun bulunduğu bir diyarda aşkın özgür olduğunu savunun kraliçe Victoria, bir rivayete göre sevgilisini burada beklemiş. Kraliçenin sevgilisi Joseph’i sevdiği öğrenilince onların buluştukları yeri aşk yuvası diye adlandırdıkları yerde öldürmüşler. Atmışlar kralın adamları bu uçurumdan. Halk kraliçenin bu halini görünce çok üzülmüşler, onların deyimiyle Amor domus yani italyanca aşk yuvası anlamına gelen ismi vermişler bu dağa. Kraliçe her gün kaçmış o sarayından buraya bu sahile gelmiş. Sevgilisi ile evi onların mezarı olmuş. Tek mezarlı ama iki tane ceseti olan bir yermiş. Kraliçe her gün burada sevgilisine şarkı söyler, günün anlatır, hikayeler, şiirler okur sevgilisi ile vakit geçirirmiş.” Genç adam sözlerini bitirdiğinde derin bir nefes aldı ve sakinleşmeye çalıştı. Üstünde oturduğu çakıl taşları siyah pantolonu toza bulamışken bir yandan da dalgalar hızla karaya vuruyordu. Genç adam ellerini yüzünden çekerek gökyüzüne baktı. Açık bir havaydı, güneşli ve gayet sıcaktı. Onunla bu zaman tanışmıştı, onun gözlerini ilk bu zaman görmüştü.
“Allah’ım, dünyanın en kötü insanın mezarında bile çiçekler açarken. O çiçeksiz kaldı. Şimdi ise onu benden alan mavide nefret ediyorum...” dedi iç çekerek. Sonra yine dikkatini berrak suya çevirdi.
“Amor domus’u yani burayı seçerken buranın bizim aşk yuvamız olmasını umut etmiştim. Ama bu kayalar öyle bir aşkın ahını aşmışlar ki aşk yuvası olan her sevgiyi onların ki gibi yapmış. Buraya geldiğimden bu hikayeye inanmamıştım sevgilim. Saçma bir şey, sadece insanların buraya gelmemesi için bir oyun diye düşündüm. Uyarıldığımda buradan seni alıp gitseydim, şimdi ruhun bu berrak sulara karışmazdı...”
Şey günaydın, ben buranın varlığını unuttum...
İyi geceler
Hayatımda ilk defa ayağımın altındaki yer bu kadar yoktu…
Bensiz beni nasıl terk ettin! Görmeden sevmeden nasıl bitirdin bizi! Hiç yaşamasam nasıl öldürdün beni…
Şarkımızı söylüyorum sakın ağlama...
Yazık ettin sadece bize bak...
Sonuna yetiştim galiba, ömür bir çırpıda tükeniyor...
Arkadaşların senin varlığına inanmıyor. Beni deli sanıyorlar. Ama sen gerçeksin fotoğraflarımız var videolarımız var. Her gün izlediğim şeyler nasıl hiç yaşanmamış sayılabilir. Ben senin hayellerini yaşaman için özgür bıraktım. Eğer şu an onları yaşamıyorsan benden boşuna gittiysen. Dönsende seni asla affedemeyeceğim. Sen hep içimdesin burada kalbimdesin. Çabuk dön olur mu? Daha annemlere göstereceğim seni. Onlar seni çok sever. Benim seni sevdiğim gibi. Seni allaha emanet ediyorum. Bir kitap da okumuştum. Birini allaha emanet edersen onu görmeden ölmezmişsin. Artık tek tesellim bu....
Onlar haklılarmış sen gerçekten yokmuşsun. Ben seni bir gün dönemem için özgür bıraktım bıraktım. Sen meğer beni kandırmışsın, kaçmışsın. Bende saçma sapan hayaller kurup buna inanışım. Attım kolyeyi 1 yıl 4 ay içinde neler değişmiş oysa fark edemedim.
Koronayım bile atlattım ama hala o günkü yaşananları atlamıyorum...
Kalpsiz insanlara dolu bu şehri boşaltsak yerlerde kırılan kalplerini buluruz...