Rüyaya yeni başlanmış gibi ya da bilinci uykudan yeni uyanıyormuş gibi bulanık. Birçok kişi onu çağırıyormuşcasına olunca herşey daha da netleşiyor. Bir şeyler hatırlıyor gibi oluyor. Ama, gibi oluyor. 'Gibi olmak ne ki?' diye düşünüyor. Bunu düşünebilecek kadar aklı yerine geldiğini anladıktan sonra etrafını inceliyor. Her yeri tanıyor. Ama anlam veremiyor. Anlamayınca insan bir şeyleri hatırlasada ne olur ki?
Bir şarkı kafasını dağıtıyor . Yabancı bir şarkı ama anlamını bildiğini biliyor. Şarkıda "Şimdi ise yanımda bana sarılacak kimse yok."dendiği yerde içi titriyor. Anlam veremiyor. Ama geçmişinde arkadaşları var ,değil mi? Sevdikleri var. Belki de sadece sevdiklerim vardır, diye düşünüyor. Ardından çok düşünmenin zararlı olabileceğini seziyor.
Etrafına odaklanmaya başlıyor. İleride banklarda oturan bir grup var. Ve sanki onu çağırıyorlar. Onların yanına gidiyor. Konuşuyor. Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor ama en çok o konuşuyor. Sonra birisi ona sesleniyor. Ya da o öyle sanıyor. Bir dakika, benim adım ne?,diyor içinden. Yine aynı sesi duyuyor " '....' kim?". "Benim!!"diye bağırıyor. Nereden biliyor ki seslendiği kişinin kendisi olduğunu? Hissediyor ya da öyle olduğunu sanmak istiyor.
"Yanıma gelir misin, bir dakika?" Aynı ses yine. Nereye gideceğini biliyor mu ki?Bilmiyor, herhalde. Yine de adım atıyor. Ve yine de buluyor seslenen kişiyi. Karşısında durduğu kişiyi baştan aşağıya süzüyor. Uzun boylu, gözlüklü ya da gözlüksüz. Gözlüklü olduğunu yüzüne çarpan güneşten dolayı da sanmış olabilir. Düz saçlı bir delikanlı. Üzerinde kendisine büyük bir beden olmasına rağmen çok şık duran bir hırka var. Bakışları sıcacık, bundan emin. Belki de yüzüne güneş bile vurmuyordur. Gözlerinin ışığından kör de olmuş olabilir. Gülümsemesi ise ... Dikkatini dağıtmak için gözlerine bakıyor. " Evet, beni çağırdın. Ne oldu?"diyor. Böyle ilerlerse aşık olacaktı, belki de olmuştu. Gülümsüyor yine. Gülümsemek yakışıyor. Haddinden çok yakışıyor. Kahkaha atsa kim bilir, kucağına bayılır düşer.
Cevap alamıyor. Elini gözlerinin önünde sallıyor. "Hey, sana soruyorum. Neden çağırdın beni?" Yine cevap alamıyor. Şarkıyı duyduğunda ki ürperti geliyor yine. Titriyor. Bir şey olmamış gibi omuz silkiyor. İçeri girmek için hareketleniyor. Sonra çocuğun bir kapının yanında durduğunu fark ediyor. Gireceği yer de bildiği bir yer, bundan emin. Kapının eşiğine gelmişken daha deminden beri yüzüne bakıp gülümseyen çocuk elini tutuyor. "Burnun kanıyor, iyi misin?"
Bir daha titriyor, sonra ise başı dönüyor. Sendeliyor. O sırada yakışıklı diğer kolundan kavrıyor. "İyi misin?" Sesi... Sesine ilk defa bu kadar dikkat ediyor. Vücut yapısına o kadar yakışıyor ki. Yani öyle olmalı, öyle sanıyor. Bir insanın bu kadar mükemmel olabilmesi mümkün mü? Her şeyiyle mi mükemmel olurdu bir insan? Her yer karanlıklaşmaya başlıyor. Tamamen dengesini kaybediyor. Gözleri kayıyor. Sonrası yok, ya da var. Bir cümle. Şarkı cümlesi. "Ve bunun sadece bir dilekten ibaret olduğunu biliyorum."
-ALINTI DEĞİLDİR!-












