eğer bir devletim olsaydı annemin gülüşünü milli marş yapardım.
will byers stan first human second
NASA
wallacepolsom
KIROKAZE
Mike Driver
cherry valley forever
𓃗
DEAR READER
One Nice Bug Per Day
we're not kids anymore.

oozey mess
occasionally subtle

izzy's playlists!
Keni
Sade Olutola
TVSTRANGERTHINGS

祝日 / Permanent Vacation

JBB: An Artblog!

@theartofmadeline

PR's Tumblrdome

seen from Venezuela
seen from Venezuela
seen from Venezuela
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Mexico

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
@enternasyonalizm
eğer bir devletim olsaydı annemin gülüşünü milli marş yapardım.
Yeni bir başlangıç olur, iyi gelir dediler.
Ama çok uzaklara gitse bile insan kendinden kaçamazmış.
Ne zaman kî, dinlesem her seferinde uçurumun kenarına gidiyorum…
Gölgende uyumak isterdim..
Şu yağmur damlaları terapistim Kendi yarattığım bi' zindanda ben hapistim.
Sevgili Anneciğim
Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
Kocaman bir dağ lalesi gibi
Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.
Şimdi mucizevi bir yerdeyim
Muc’un ucuz evinde
Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
Duvarlara hep senin resmini çiziyor
Dili geçmiş zamanda birçok resim,
Hep gülümsüyorsun...
dudakların dudaklarımda omzumdaki yükleri hafifletişini izledim tüm gece. kaybettiğim en güzel yenilgiydi.
“Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik, savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır… Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur.”
Tanrı... Tanrı ölen çocukları hep kendi evine yani cennete alırmış. Onlara bir oyun parkı inşa etmiş sonrasında. Ölü çocuklar o parkta çok kez yere düşmüş ama hiç canları yanmamış. O park onların evi, cennet ise onların dünyasıymış. Hiç hastalanmazlarmış, ağlamazlarmış... Çünkü Tanrı ölü çocuklara avucundaki kutsal suyu içirirmiş. Tüm yaralarını o su sararmış. Ölü çocuklar aydınlık havayı sevmezler, onların parkı her zaman loş bir ortamda olurmuş. Benim içimde ölen çocuk şimdi Tanrının kanatları altında, avucundan kutsal suyu içiyor. Fakat ben çocukluğumu kaybettim. Kaybettiğim gün bıraktı Tanrı ellerimi. Adımı "siyah" koydu. Ve ben çok kötü biri oldum.Tanrım, ellerimi neden bıraktın? İçimdeki çocuğu öldüren ben değilim ki. Öldürüldü o...
ait olmadığın yer ve ait hissetme çabası
saldıran da benim savunan da bu savaşta
İki iyi insan birbirine cehennemi yaşatıyorsa, onlar hâlâ iki iyi insan mıdır?
Sunday morning...
Bristol, Vermont
inancım yıkılsa bildiğim doğrular yalan olsa
Elhamdülillâhi Rabbil’âlemîn, berbat haldeyim.
“Başını omzuma yasladı. Ve evrendeki tüm taşlar yerine oturdu. Sessizce iç çekti. Onsuz ben bir hiçtim. Serpil Silahlıperi'nin yerine başkasını koyamazdım. Kaderim, anlamım, benliğim onun tasarrufu altındaydı.”
— Murat Menteş, Ruhi Mücerret
Late Spring (Yasujiro Ozu, 1949)