Bazen insanın içine çöken bir sessizlik gibi. Öyle kalabalık değil, öyle aceleci hiç değil. Kendi halinde akıp giden bir şehir ama insanı durdurmayı iyi biliyor. Yeşilırmak’ın kenarında yürürken, aslında yürüyen sen değilsin de düşüncelerin gibi geliyor.
Burada bazı şeyler fazla net:
Yalnızlık bile yapay durmuyor. Gürültü yok, kaçış yok. Ne hissediyorsan onunla baş başasın. Belki de bu yüzden ağır geliyor bazen. Çünkü şehir seni oyalamıyor, seni sana bırakıyor.
Ama bir yandan da garip bir tarafı var:
İnsan ne kadar yorulmuş olursa olsun, burada biraz yavaşlıyor. Sanki içindeki karmaşa bile bu şehre girince sesini kısıyor. Çok şey vaat etmiyor ama olanı saklamıyor da.
Amasya biraz böyle bir yer işte…
Gösterişli değil, iddialı değil. Ama içini eşeleyen, sustukça konuşan bir şehir.