TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

#extradirty
untitled
taylor price
🩵 avery cochrane 🩵
I'd rather be in outer space 🛸
official daine visual archive
sheepfilms
KIROKAZE
noise dept.
hello vonnie
h
No title available
Interview Vampire Daily
Doug Jones
Lauren Shippen

No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

No title available

Origami Around
seen from Costa Rica
seen from United States

seen from China

seen from France
seen from Venezuela

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from China

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye
seen from France
seen from United States

seen from India
seen from Germany
seen from Colombia
@evli-cift-turgay-aylin
Damat (1)
*** Bölüm : 1 2 3 4 5 6 7 ***
Gençken çok güzel olduğum için, daha 17 yaşımda beni şehrin zenginlerinden birinin oğluna vermişlerdi. Bulgar göçmeni bir aileden geliyorum. Sarı uzun saçlarım, yeşil gözlerim, orta boy göğüslerim, ince belim ile, o zamanlar pek güzeldim.
Göğüslerim yine de güzel, ama götüm her ev kadını gibi büyüdü. Zaten 20 yıl vasat devam eden seks hayatımız ise, kocamın şeker hastalığı ile birlikte 7-8 sene önce tamamen bitti. Kızlar da benim gibi erkenden evlenince ben artık kapandım.
Zaten muhafazakar bir çevrede büyüdüğüm için seks benim için gençken bile konuşulması ayıp bir şeydi ve neredeyse aklımdan tamamen çıktı. Kızlarımla bile bir kere olsun cinsellik hakkında tek bir kelime söylemişliğim yoktur. Ama bundan bir süre önce hayatımı değiştiren olaylar üst üste yaşanmaya başladı. Büyük kızımın kocası, evlenmeden önce çapkın olduğunu duyduğumuz, yakışıklı, sempatik, 30 yaşında bir erkekti. Ama bana veya karısına bir kere bile bir saygısızlığı olmayan, başka kadınlara yan gözle baktığını bile görmediğim biri. Yazları karısını yazlığa bırakıp, hafta sonları İstanbul'a gidip geliyordu.
Bir gün, kendisi de evli olan küçük kızım ile büyüğünün fısıldaşmalarını duydum balkonda. Ses etmeden yaklaştım. Küçük kızım,
“Geliyor seninki bu gece abla, uyutmaz seni yine!” diyordu. Ablası da,
“Valla ilk zamanlar iyiydi, ama çekilmiyor artık, her gece ya sikiyor, yorgunum diye kaçsam ağzıma dayıyor!” dedi. Küçüğü de,
“Şimdi bir haftalık yükle geliyor yandın abla! En iyisi benimki valla, haftada bir iki, az ama öz. Arada birilerini bulup sikmiştir mutlaka, ama ses etmiyorum, bana karşı o kadar sevecen ve nazik ki, aşığım ona!” dedi. Akşam damat geldi. Yemekten sonra biraz muhabbet edildi. Damat önemli bir yönetici olduğundan, laptopunu alıp çalışmak için odalarına çekildi. Ben de odama gittim yatmaya.
Ama aklımdan kızlarımın konuştukları konular çıkmıyordu. Hele ağza dayamak ne kadar pis bir şeydi! Bu yaşıma kadar hiç yapmadım öyle bir şey. Zaten kocamın hastalığından sonra kendimi iyice salmıştım ve kadınlığıma yıkamak dışında dokunmamıştım bile.
Fakat şimdi birazdan yan odamda başlayacak olan sikişten başka bir şey düşünmüyor, bu günahı kafamdan kovalamaya çalışıyordum. Birden aklıma bir şeytanlık geldi. Sonra tövbe deyip uyumaya çalıştım, ama beynimde kızımın (Her gece sikiyor!) cümlesi yankılanıyordu. Benim odamda çift kişilik yatak, onların odasında ise iki tane tek kişilik yatak vardı. Torun ise yer yatağında yatacaktı. Hemen kalktım kızıma seslendim,
“Siz benim odamda kalsanıza, daha rahat edersiniz, hem de torun yerde yatmaz!” dedim, sadece torunumu düşündüğüm vurgusuyla.
Onlar benim odaya geçtiler, ben de onların odasına geçtim. Benim kapıyı açık bıraktım, onlar doğal olarak kapılarını kapattılar. Yattığım halde kulağımı kabartmıştım, acaba sikişme sesleri gelecek mi diye. İlk on dakika hiç bir ses yoktu. Şeytan dürttü, merak ettim kalktım, sessizce kapılarının anahtar deliğinden baktım. Fakat hayal kırıklığına uğradım, damat bilgisayarı ile uğraşıyordu.
Tam ümidimi kesip odama gitmeyi düşünürken, damat bilgisayarını kapadı ve yatakta kitap okumakta olan kızıma arkadan sarıldı. Damat kızımın benim gençliğime benzeyen düzgün uzun bacaklarını yavaşça okşuyor, kulağına bir şeyler fısıldıyordu.
Kızım da kıçını damadın önüne doğru bastırıp cilveleşiyordu. Bir yandan kulak memesini emip boynunu öpen damadın bir eli alttan girip sol memesini yakalamış, diğer eli ise kızımın amını okşuyordu.
Bu yaptığımın ayıp vede günah olduğunu düşündüm önce, fakat şeytan dürttü, seyretmeye devam ettim. Hayatımda mastürbasyon bile yapmamış olan ben, ilk kez canlı pørnø seyretmek üzereydim. Böyle bir süre devam ettiler, sonra damat ayağa kalktı, üzerindekileri çıkardı, arkası kapıya dönüktü. Sonra kızımı yüzükoyun yatırıp, bir çırpıda pijamasının altını ve külodunu çekip çıkararak yere attı. Kızımın kıçının üstüne oturarak, tek harekette pijamasının üstünü de çıkardı.
Çırılçıplak ve yüzüstü kızımın bacaklarını araladı ve kafasını göt yanaklarının arasına yapıştırdı. Bunu defalarca yaptıkları, kızımın belinin altına yastık koymasındaki hızdan belliydi. Götünü bir yandan hafif hafif tokatlıyor, sonra her yerini yalıyor ve avuçluyordu.
Bir ara kafasını tamamen gömdü ve kızım da götünü biraz yukarı kaldırdı, bu açıdan amını ve götünü aynı anda yaladığı ve ikisini de parmakladığı çok net ortada idi. 18 yaşımdayken, amımın incecik bir çizgi olduğu zamanlarda bile, bir kere olsun böyle yalanmamıştım, o zamanlar amın yalanabileceği aklımdan bile geçmemişti. Bir süre sonra kızım çırpınmaya, kafasını yastığa gömmeye başladı. Evlerinde olsalar çığlık çığlığa boşalacağı belliydi. Kızım,
“Bittim, yeter!” demesine rağmen, damat kızımı sırtüstü çevirip, misyoner pozisyonuna getirdi, iki eliyle götünü avuçlarken, ağzı tamamen kızımın amını kapatmış, yalamaya devam ediyordu.
Sonra bir iki parmağını motor hızında kızımın amına sokup, bir yandan yalamaya başladı. İki dakika sonra kızım tekrar yay gibi kasıldı ve kendini yatağa bıraktı, artık kımıldamıyordu. İşte o an damadın sikini gördüm.
Yalamayı bıraktı, kızımın yanına uzandı, şefkatle öpücükler kondurmaya başladı. Ama benim gözüm damadın sikine takılmıştı. Siki fazla uzun değildi, ama bilek kalınlığındaydı. O ana kadar sadece kocamın sikini görmüştüm, ama damadın siki kusursuzdu. Kızım yavaşça gözlerini açtı, bu sefer kızım önce kocasının boynunu göğüslerini öptü, sonra gözlerini damadımdan ayırmadan önce taşaklarını öpmeye, eliyle de siki okşamaya başladı. Oysa ben kocamın sikini bir kere sırtını sabunlarken tutmuştum, onun dışında dudaklarım bile değmemişti.
Kızım sonra beni şaşırtan bir şey yapıp, kocasının sikini bir kerede tamamını ağzına aldı, biraz hareketsiz kaldı. Benim masum görünümlü öğretmen kızım, hayal edemeyeceğim şeyler yapıyordu. Bu arada eli alttan taşakları okşuyordu.
Sonra birden hareketlendi, emmeye başladı. Bu sefer ses çıkarmamaya çalışma sırası damattaydı. Bir iki dakika sonra damat kızımın kafasını sikine iyice bastırdı, bacaklarını iyice kastı. Kızım doğrulduğunda ise şok oldum, o ufacık ağzının kenarından döller akıyordu.
Midem bulandı, ama asıl beni şok eden şey, bunca zamandan sonra ilk defa amımda hissettiğim ıslaklıktı. Kızım doğrulup çantasına uzandı, kağıt mendil çıkarıp ağzını yüzünü sildi. Damat ise siki dimdik yatakta bekliyor, bir yandan da sikini okşuyordu. Sikinin inmemesi beni hayretler içinde bıraktı. Kalın sikin üzerindeki damarlar belirgindi ve ucunda bir iki damla döl parlıyordu.
Kocam ile bir veya iki kere üst üste sevişmiş, ama bunlarda da ikinciye başlamak için sikinin kalkmasını beklemiştik. Kızım ağzını yüzünü temizledikten sonra, çok doğal bir manzaraymış gibi yatağın üstüne çıktı ve tek defada o kalın sikin üstüne oturuverdi.
O anda o incecik kızın bu siki ilk içine aldığı anı düşündüm. Düğünlerinde bile bu aklımdan geçmemişti. Kızım yavaş yavaş belini oynatmaya başladı. Sonra damadın dizlerinden güç alarak oturup kalkmaya başladı. Sikin kalın kökü kızım am sularından parlıyordu. Bir süre sonra kızım, “Yoruldum!” deyince, damat onu yanına yatırdı, tek bacağını yukarı kaldırıp aradan amına pompalamaya başladı. Bir yandan da tek memesini sıkıyor, uçlarını parmakları arasına alıp çekiyordu.
O esnada ben de elimin geceliğimin üzerinden amımı okşadığını fark ettim. Geceliğimin eteğini bacaklarıma kadar çekip, külodumu araladım ve belki en son aylar önce ıslanmış olan sırılsıklam amıma yavaşça dokundum. Sonra da, günah diye yıkanırken bile dokunmaya çekindiğim bızırıma parmağım değdi. Bu sırada damat kızımın amına girişlerini iyice hızlandırmış, bağırmaması için kızımın ağzını eliyle kapamıştı.
“İstanbul'da cezalısın orospu, her akşam iki kere sikecem!” diye inliyordu.
“Amımda su kalmadı!” diyen kızımın ıslaklıkları neredeyse dizlerine kadar süzülüyordu. Damat da sikini tamamen çıkartıp tekrar sokuyor, ıslak kalın sikin görüntüsü beni de çıldırtıyordu. Kocaman taşaklar sallanarak kızımın götüne çarpıyordu.
“İçime boşalma!” diyen kızımın sesi ile iki parmağımı birden amıma soktum. Damat sikini çıkartıp kızımın elleri arasına uzattı ve küçücük ellerin anca sardığı sik bir kaç ovalama ile yeniden fışkırdı kızımın suratına. Ben belki de hayatımın en sert orgazmını yaşarken gözlerimi kapadım ve kendimi o kalın sikin üzerine oturmaya çalışırken hayal eder buldum.
Elim sırılsıklam, günah işlediğim düşüncesinin pişmanlığı ile odama giderken, aklımdaki tek şey kendimi siktirmekti. Damadımın kızımı sikişini seyretmek beni çıldırtmıştı…
*** Hikayenin Devamı ***
Damat (6)
*** Bölüm : 1 2 3 4 5 6 7 ***
Bir iki saat sonra toparlanıp çıktılar. Pestilim çıkmış halde olmasam, beni birer posta daha sikmek istediklerine emindim.
Eve döndükten sonraki hafta, damadım ve kızım ziyarete geldikleri için iki hafta yine seks yapmadan geçti. İyi de olmuştu. Bu sayede vücudumdaki kızarıklar ve yaraya dönüşen morluklar iyileşebildi.
İyi ki vücudumu çıplak gören bir kocam yoktu. Zaten o kendi gibi 60 yaşında erkek grubu ile takılıyor, ben de sağlık merkezleri ve güzellik salonları arasında bir hayat sürüyordum. Arada komşular ile yazlıkta kalacağız yalanını kullanıyor, bu sayede aşk yuvamıza kapanıp geç saatlere kadar siktirebiliyordum kendimi damada.
Kocamla artık sadece aynı evi paylaşan ve birbirini akşam yemeklerinde gören iki ev arkadaşı gibiydik. Zaten öncesinde pek paylaştığım bir şey yoktu. Damadımla düzenli sikişmelerimiz devam ediyor, sadece seksi değil, tüm hayatımızı konuşuyorduk. Arada birkaç kere Timur ile de buluşup sikiştik, ama grup olarak sikişme şansını yakalayamadık.
Büyük kızım dışındaki çocuklarımın cinsel hayatlarının da berbat olduğunu, damat kızımdan aldığı bilgilerle anlatıyordu.
Küçük kızımın kocasının heybetli görünümüne rağmen, küçük sikli olduğunu, cinsel gücünün azlığını, ablasına her fırsatta dert yandığını öğrendim. Aptal görünümüne rağmen saf oğlumu parmağında oynatması nedeniyle pek sevemediğim gelinimin ise oğlumun yakışıklılığına ve paramıza kanıp evlendiği için pişman olduğunu, çünkü bizim oğlanın da iki sokuşta boşalan tiplerden olduğunu anlattı bana…
Damadımdan sadece kadınlığımı değil tüm ailemi de tanıyordum, aile sırlarımızı öğreniyordum. Yine bir sikiş sonrası konuşurken Timur aradı ve
“Sizi beraber yakalarım diye tahmin etmiştim. Önümüzdeki ay bir hafta boşum, işlerinizi ayarlarsanız, sizi Londra'da misafir edebilirim!” dedi. Damat,
“Tamam, bulurum ben bir yolunu!” dedi. Bir iki dakika sonra telefonu kapıp kocamı aradı ve
“Yaa diyorum ki hep beraber bir İngiltere seyahati yapsak, ne dersiniz?” dedi. Kocamın verdiği yanıtı bir süre dinledi, konuştu, gelmesi için ısrarcı bile oldu. Telefonu kapatınca,
“Tam tahmin ettiğim gibi, taş kafalı aptal kocan, ne işimiz var gavur ellerinde diyor zevksiz herif!” dedi. Akşam yemeğinde kocama konuyu açtığımda,
“Timur kim? Ne işim var İngiltere'de?” gibi laflar geveleyen kocamı dinledim. Sonra da, “Sen git istersen çocuklarla?” diye önerdi. Ben de,
“Ne yapacağım sen olmadan, tek başıma?” diyerek, isteksiz görünerek kocamın teklifini zorlukla kabul ettim. Timur her gün arıyor beni, nasıl ağırlayacağını anlatıyordu. Bazen Timur ile küçük kızımı ve gelini tanıştırsam, ikisine de kadınlığı öğretse diye düşünüyor, sonra da (Bana ne, kendileri baksınlar başlarının çarelerine!) diyerek vazgeçiyordum. Bir ay sonra Londra'daydık. Timur bize şehir merkezinde kendi evine yakın bir otel ayarlamıştı. Kısa bir akşam yemeğinden ve ufak bir şehir turundan sonra odalarımıza çekildik. Timur bir iki saat sonra arayıp,
“Geliyorum!” dedi. Geldi de… Odama girer girmez dudağıma yapışıp, “Seni düşünmekten uyuyamıyorum geceleri!” dedi.
Yıllardır kavuşmamış iki aşık gibi kıyafetlerimiz ile yatağa devrilip, acele ile birbirimizi soyduk. İnanılmaz bir özlemle ve sakinlikle beni hazırladı. Tek vücut olarak öpüşmelerimiz, birbirimizle fısıldaşmalarımız arasında o kadar hissettirmeden güzel sikini içime kaydırdı ki…
Balayımda bile bu kadar sevgi dolu sevişmediğimi düşündüm. İçimde santim santim hareket ediyor, sanki kırılacak bir eşya gibiymişim gibi göğüslerimi okşuyor, kalçalarımı veya bacak aramı yumuşacık elliyordu. Üzerime ağırlığını verip, hızlı giriş çıkışları sırasında,
“Çok güzelsin!”, “Aşkımsın!” gibi sözcüklerinin arasında benim küçük orgazm çığlıklarım başlıyordu. Onu boşaltmak için ağzıma almak istediğimde ise izin vermeyerek,
“Bu amı bir saniye bile boş bırakmak istemiyorum!” diye sokmaya devam ediyordu.
Boşaldıktan sonra bile siki inip içimden çıkana kadar beni öpüp teşekkürler ederek bekliyordu. Bir on sene önce olsaydı, kesin hamile kalırdım amımı dolduran bu döller ile. Sonraki bir kaç gün farklı geçmedi. Gündüzleri şehir turu yapıyor, akşam yemeğinden sonra odama gizlice gelen Timur ile sevişiyor, bazen saatlerce onun kolları arasında çırılçıplak uyuyordum.
Bir balayı çiftinden farkımız yoktu. Bana her aşkım dediğinde içimin kıpır kıpır olması beni korkutuyor, kendi kendime bu orta yaşlı yakışıklı adama aşık mı oluyorum diyordum. Son günümüzde kahvaltı masasında aramıza katıldı.
“Sizin için uygun ise çok güzel bir alışveriş merkezi var, güzellik malzemeleri için. Ben Seval ablayı oraya bırakayım, işi bitince arar beni, otele geri getiririm! Siz de ailece gezin bugün!” dedi. İsteksizce kabul ettim. Kızım saf saf,
“İyi çocuktur Timur, canın sıkılırsa ararsın bizi!” gibi laflar söylüyordu. Damat ile kızımı gönderdikten sonra, Timur'un arabasına bindik. Kocaman bir torba uzattı. İçinde onlarca makyaj ve güzellik malzemesi vardı. Kahkahalar ile güldük, her şeyi önceden düşünmüştü. “Londra da görmediğin birkaç yer kaldı! Seks shoplar, Striptiz barları ve canlı seks şovları… Var mı bir tercihin?” dedi.
Bana hediye ettikleri iPad ile internetten her şeyi seyredebiiliyordum, soyunan kadınlar ise hiç ilgimi çekmiyordu.
“Canlı seks şovu olsun!” dedim. Birkaç telefon görüşmesi yaptı ve sonrasında Londra'nın dış mahalleleri arasına daldık. Kapısında hiçbir işaret olmayan, ancak biz kapıya doğru yönelince bize doğru hareketlenen bir badigardın açtığı kapıdan içeri girdik.
İçerisinin alaca karanlığına alışmak biraz zaman aldı. Görevliler ile görüşen Timur yanıma geldi ve
“Birazdan bir Zenci, ufak tefek bir Çinli kızı sikecekmiş! Diğer tarafta ise genç bir Amerikalı orta yaşlı bir İngilizi sikecekmiş. Hangisi?” dedi.
İkincisi daha cazip geldi. Bizi yarım ay şeklinde bir oturma düzeni olan salona soktular. Üç dört çift ve Lezbiyen olduğunu sonradan fark ettiğim çift, bizdeki pavyonlar tarzı geniş koltuklara gömülmüşlerdi. Boş olan yerlerden birini seçtik. Çok geçmeden ışıklar biraz daha kısıldı ve sadece sahnedeki yuvarlak yatağı aydınlatan spotlar açıldı. Üzerinde sadece jartiyer ve iç çamaşırları olan, orta yaşlı bir kadın ve insan azmanı, kafası sıfır traşlı, hapishane filmlerindeki gibi sarışın bir adam, erotik danslar ile yatağa çıktılar.
Kadın kısa saçları ve daha küçük kalçaları dışında benim belki de 15 sene önceki halim gibiydi. Sahnedeki çift sanki bir pørnø film çekercesine, önce birbirlerini soyup öpüştüler ve sonra oral sekse başladılar.
Ama hareketlerinin yapmacıklığı ilgimi dağıtmıştı. Ben de çevremizdeki diğer çiftleri incelemeye başladım. Kimi şovu seyrediyor, kimi birbirinin önünü okşuyor, kimi ise karşımızdaki lezbiyen çift gibi çılgınca öpüşüyordu. Bu arada Timur fermuarını açıp, elimi pantolonun üzerine koymuştu. 31 çekmemi istediği belli idi. Yavaşça sikin başını okşamaya başladım. Ama yan locadaki manzara daha ilginçti benim için…
Kocam gibi kısa boylu ve bıyıkları, hafif dökülen saçları ile kocamı oldukça andıran, benim yaşlarımda bir adam, hayat kadını olduğu belli yirmili yaşlarda bir kadının önüne diz çökmüş, amını yalıyordu.
Bir süre sonra am yalamayı kesip, yüzünü bana doğru dönüp göz göze geldiğimizde, am sularından bıyıkları ve çenesi parlıyordu. Gülümseyerek selam verdi. Bu İngilizlerin rahatlığını sevmeye başlamıştım. Tekrar orospuya doğru eğildiğinde gözden kayboldu. Sahnedekiler ise yalan zevk çığlıkları atarak gösteriye devam ediyordu. Kısa süre sonra tam beni karşıdan görecek yerde yeniden belirdi. Pantolonunun önünü açtı ve hafif kalkmış sikini çıkardı. İşte kocamdan farklı olduğu yer ortada idi. İnik hali bile kocamınki kadar olan, sünnetsiz bir sik.
Dikkatimi çeken büyüklüğü değil, ilk defa gördüğüm sünnetsizliği idi. Orospu ağzına almak için eğildiğinde, adam izin vermeyerek eli ile 31 çekmeye başladı. Dikkatimi çektiğini anlamış, sünnetsiz koca sikin ağızda kaybolmamasını istemişti. Neye daldığımı merak eden Timur manzarayı görünce,
“Kolay gelsin, beğendin mi abiyi?” diyerek güldü.
Adamin siki dikleştikçe derisinin altına saklanmış mor başı ortaya çıkmıştı. Adamın siki dışında kocama inanılmaz benzerliği ve sünnetsiz sikinin farklı görünüşü amımın biraz da olsa ıslanmasını sağlamıştı.
Bu sırada sahnedeki şov bitmiş, yeni bir ikili hazırlık yapmaya başlamıştı. Adamın tekrar gözden kaybolması nedeniyle Timur'a dönüp,
“Sik beni!” dedim.
“Tamam aşkım! Bu iş için kabinler var zaten burada, evire çevire sikerim seni orada!” dedi. El ele kalkarken, az evvel sikini seyrettiren adam ile yanındaki genç güzel orospu da hareketlendi. Adam Timur'a eğilip birşeyler söyledi. Timur güldü, sonra bana bakarak konuşmaya devam ettiler.
İngilizce anlamadığımdan, dayanamadım ne olduğunu sordum. Timur adamın benim de orospu mu olduğumu sorduğunu, sikine çok şaşırarak baktığımı, Timur'un ‘Arkadaşım!’ demesi üzerine, beni beğendiğini söylediğini anlattı.
Timur daha önce sünnetsiz görmediğim için baktığımı anlatması üzerine, yakından gösterebileceğini söylemiş. Sessizce bakındık. Bu arada Timur genç orospu ile muhabbete başlamıştı bile. Adamı bir daha inceledim. Kocamın kardeşleri bile ona bu kadar benzemiyordu.
“Yes!” diyerek adama elimi uzattım. Kalın perdelerle bölünmüş bordo renkli bir odaya girdik. Yan taraflardan sevişme sesleri geliyordu. Genç orospunun kıçını avuçlayarak karşıdaki odaya giren Timur, (Burdayım, ararsın!) işareti yaptı.
Üzerindeki kadife pantolonu çıkararak yatağa oturan adam bir şeyler söylüyor, ama anlamadığımdan ve ortamı yadırgadığımdan, salakça ayakta dikiliyordum.
Eliyle gel işareti yaptı ve eteğimi çekerek düşürdü. O yatağın kenarına oturmuş, ben ise önünde dikiliyordum. Külodumun üzerinden amımı okşadı ve amımın çevresini öpmeye başladı.
Yardımcı olmak için külodumu biraz aşağı çekiştirdim. Şimdi bıyıkları ve sakalları amımın çevresine sürtüyor. Biraz gıdıklandırsa da, amımın bir erkeğin bıyıkları ile fırçalanması hoşuma gidiyordu. Kocam amımı yalasa idi, aynı duyguları yıllardır yaşıyor olacaktım. oBir ayağımı yatağın üstüne basarak ona çalışması için daha geniş bir alan sağladım. Bir eli ile kalçamı sıkıyor, bir yandan da amımı kokluyordu. Orospuyu bile iştahla yaladığına göre, tam bir am yalama hastası olduğu belli idi.
Bızırımın üstünde gezen dili, amımın içini keşfetmeye, kirli sakalları ise am dudaklarıma batmaya başlamıştı. Gençken kocam da böyle olsaydı, belki de bu olayların hiçbirini yaşamayacaktım. Amımı yalayan adam nasılsa söylediklerimi anlamıyor diye kendi rüyamı yaşamaya karar verdim.
“Evet kocacım, evet Şevkiciğim yala karının amını!” diye sayıklıyordum.
Ne damadım, ne de Timur amımı bu kadar harika yalayamamıştı. İki eli ile kalçalarımı avuçlamış, dilini şekilden şekile sokarak amımın içine giriyordu. Yatağa uzanarak gelmemi işaret etti ve tamamen suratına oturmamı sağladı.
Çenesindeki sakallarını göt deliğime batırıyor ve kaşık gibi kıvırdığı dilini amıma sokarak sularımı içiyordu. Ben de saçlarına yapışmıştım.
“Geliyorum kocacım!” diyerek kafasını bacaklarımın arasında sıkıştırmaya, o ise iki dudağı arasında bızırımı emmeye başladı.
Yaşadığım orgazmın şiddetinden düşmemek için yatağın başına tutanarak yığıldım. O ise zorla altımdan çıktı ve yanıma oturdu. Suratı pırıl pırıl am sularımdan parlıyor, nefessiz kaldığı için ağzından ve burnundan soluyordu.
Amımın çevresi dokunamayacak kadar hassaslaşmıştı. Gömleğimi çıkartarak ona dolgun memelerimi gösterdim ve dikilmiş sikine eğildim. Timur'unkine benzeyen, ama nerede ise 19-20 santimlik bembeyaz siki avucuma alıp ileri geri yaptım. İlginç gelen sikinin ucundaki deri altından bir kaybolan bir yeniden beliren mor başı idi.
“Kocacım sıra bende, sen rahat rahat uzan sadece!” dedim.
Kocama bu çok benzeyen bu adama, kocama hiç yapmadığım, içimde kalanları yapmaya hazırdım. Taşaklarından başladım, bu arada bir elimle sikinin mor başını sünnet derisi altına itekleyip yeniden ortaya çıkmasına bakıyordum.
Sikinin kökünden yukarı doğru yalamaya başlarken, başımı tekrar taşaklarına, oraya gelince de biraz daha aşağıya itekledi. Kılsız göt deliğine gelince kafamı tekrar bastırdı. Türk erkeklerinin çekineceği bir konuda yine bir İngiliz rahatlığı dedim ve dilimin ucunu tertemiz göt çevresine değdirmeye başladım. Değer değmez de, elimle tuttuğum sikin tamamen dikildiğini fark ettim.
“Yaşlı pezevenk!” dedim. Dilimin tamamı ile göt deliğinden taşaklarına kadar yalıyor ve bir elimle taşlaşmış sike 31 çekiyordum. Aşağıdan baktığımdan, siki çok daha heybetli görünüyordu.
Tekrar kafamı yukarı çekip, sikini yalatmaya başladı. Ağzıma ilk defa sünnetsiz bir sik giriyordu. Bir elimi göt deliğine bastırdığımda, kalçalarını daha da yukarı kaldırdı.
Çıkardığı garip seslerden ve ağzımda iyice şişen başından boşalacağını anlayıp geri çekildim ve o yaştaki bir erkekten beklenecek kadar sperm biraz dudağıma geldi. Kalanları da elimle sağıp doğruldum. Ben lobiye çıktıktan bir iki dakika sonra Timur da geldi. Adamın benim için çıldırdığını, onunla sevişmem için istediğim parayı vereceğini söylediğini, ama reddettiğini anlattı.
“Neden?” dedim.
“Bilmiyorum. Galiba seni kankamdan bile kıskanıyorum!” dedi.
Hırsla, şehvetli gözlerle bakıyordu bana… Bakışları kıvrımları artmış seksi bir görünüm kazanmış vücudumda dolaşıyordu. Az evvel adamı boşalttığım odaya beni tekrar sokup, üzerimi bile tam soymadan, eteğimi kaldırıp acımasızca sikti. Otele dönüp bizimkileri aldık ve havaalanına doğru yola çıktık.
“Neler yaptın anne? Sıkılmadın ya?” diye sordu kızım.
Bütün gün alışveriş yaptığımı ve Timur'un bana çok yardımcı olduğunu anlattım. Damat ise Timur’un bana nasıl yardımcı olduğunu detaylarıyla öğrenmiş, arkadan pis pis sırıtıyordu…
Dönüş yolunda kızım uyuyunca damat yanıma geldi. Artık iki sırdaş da olmaya başladığımızdan yaşadıklarımı anlattım. Bana kötü bir haberi olduğunu, işyerinde kendisine yeni sorumluluklar verildiğini, aşk yuvamızda sevişmelere devam edemeyeceğinden bahsetti.
Aslında asıl sebebin son bir iki defadır evde bulduğum siyah kısa saçlar ve o duştayken gördüğüm gelen mesajlardaki kadın olduğunu biliyordum.
Timur'un da iki ayda bir Türkiye'ye gelebildiğini düşünürsek, yaklaşık bir yıldır süren bu güzel macera sona eriyordu benim için. Ne yazık ki geç başladığım gerçek seks hayatım da.
İstersem, çevresinde güvenilir bir erkek bulursa bana haber vereceğini söyledi. Kabul ettim ister istemez… Benim dar ve tutucu çevremde bir erkek ile yan yana gelmem bile neredeyse imkansızdı. Bu arada gelinim hamile kalmış ve saf oğlumu kendine iyice bağlamıştı. Küçük kızımın da son günlerde yüzünde güller açıyordu. Safa yatıp biraz sıkıştırınca, üniversite arkadaşları ile buluştuğunu, yıllar sonra görmediği bir erkek arkadaşını görmenin onu çok mutlu ettiğini anlattı.
Eskiden olsa masumca sevinecek olan ben, yaşadıklarımdan sonra onun da kendisine düzgün bir sikici bulduğunu anladım. En azından benim gibi kırkından sonra bulmayacaktı mutluluğu… Timur ile internet üzerinden sanal seks hayatımız devam ediyor, ama sanal görüşme sıklığımız ve süresi bile gitgide azalıyordu. Londra gibi bir yerde onun gibi yakışıklı bir erkek her gece başka bir kadını yatağa atmakta zorlanmazdı.
Ben ilginç bir hevestim ikisi için de ve bana her türlü sahip olduktan sonra devam etmeleri için bir cazibem de yoktu. Seks yapmadan geçen iki aydan sonra damat aradı. Büyük bir sevinçle açtım telefonu… Gel dese o anda koşa koşa gidip siktirecek haldeydim. Ama kendsi için aramamış.
Son görüşmemizden bu yana bana sağlam, güvenilir birini aradığını ve galiba bulduğunu söyledi. Şirketlerindeki benim yaşlarımda yabancı bir yönetici ile samimi olduğunu anlattı. Adam İstanbul'da orospularla beraber olmayı haz etmiyormuş. Bunun üzerine sohbet ettikleri içki masasında damadım
“Sana uzun süreli beraber olacağın, temiz, yaşına uygun birini bulalım!“ diyerek ona benden bahsetmiş.
Adama beni yetişkin çocukları ile yaşayan, seksi, dul bir kadın olarak tanıtmış ve maddi yardım yaparsa, haftada bir veya iki gün onunla beraber olabileceğimi söylemiş.
"Parayı ne yapayım orospu gibi?” dedim.
“Ne diyecektim, kaynanama koca arıyoruz diye mi tanıtsaydım?” dedi damat. Güldük. Bu hikaye daha makul geldi bana da.
“Para kalsın bankada, ister bağışlarsın veya çıkar yurt dışına filan çatır çatır yersin!” dedi damat. Biraz adamdan bahsetti.
“Dört yıldır Türkiye'de yaşayan, eşinden ayrılmış, Frank adında bir Hollanda'lı. Derdini anlatacak Türkçesi var. Telefon numaranı veririm, konuşun. Kafana yatarsa buluşursunuz. Bence önce otelde buluş. Bilemem şimdi, sapık çıkmasın adam!” dedi.
“Tamam! Yarın akşam tam altıda görüntülü arasın, evde kimse yok rahat rahat görüşürüz!” dedim. Bir on dakika sonra damat tekrar aradı.
“Adam havalara uçtu. İstediği temiz güzel bir kadın. Ben de kocasından sonra erkek eli değmemiş biri dedim. Seni ikna etmemin çok zor olduğunu, ihtiyacın olduğu için bu işe girdiğini söyledim. Gerisi sana kalmış!” dedi. Ertesi gün tam altıda telefonum çaldı. Yeşil gözlerimi ve dolgun alt dudağımı ortaya çıkaracak bir makyaj yapmıştım. Alo dedikten bir iki saniye sonra, ekrandan, bembeyaz ama gür saçlı, mavi gözlü ve kalkık burunlu, tipik bir Hollanda'lı belirdi.
Durarak, düşünerek ve önünde önceden not aldığı kağıtlara bakarak konuşuyordu. Benim yardıma ihtiyacım olduğunu duyduğunda çok üzüldüğünü, bu nedenle hemen aramak istediğini, buluşabilirsek nasıl yardım edebileceğini konuşabileceğimizi, çevremden çekindiğini bildiği için istersem beş yıldızlı bir otelde buluşabileceğimizi söyledi.
Taksiyle gelmekten çekinmememi, masrafı ödeyeceğini ekledi. Kendi Jeep'ime binip gelirim demedim tabii ki. Tek başına kalan dul bir bayan olarak hem maddi, hem fiziki bazı ihtiyaçlarım olduğunu, kapalı bir çevrede bunun zorluğunu çekingen bir insan gibi anlattım. Frank ile Cumartesi günü öğleden sonrası için randevulaştık. Beni her gün aramak istediğini söyledi ve aynı saat için anlaştık. Cumartesiye kadar geçen üç günde de tam akşam altı deyince telefonum çaldı. Hafif dekolte giyinip telefonu masanın üstüne koyup kendimi boydan gösterdim.
“Çok güzelsin, tam bir avrupalı gibi fiziğin var!” gibi övgüler yağdırıyordu.
Cumartesi günü hazırlıklarımı tamamlayarak bir taksiye atladım. Sikilmemekten normale dönen deliklerim ve yeni bir sik tadacak olmanın heyecanı ile içim kıpır kıpırdı. Düzgün biri çıkmaz ise, bir daha buluşmam diye düşündüm. Otelin lobisine başım kapalı olarak girdim. İçerde tanıdık biri yoktu. Uzaktaki bir köşede oturmuş beni bekliyordu. Telefon edip lobide görünmek istemediğimi, oda numarasını söylerse orada daha rahat konuşabileceğimizi söyledim.
Beş dakika sonra verdiği oda numarasının önündeydim. Ah Şevki, senin yüzünden yemediğim yarrak kalmadı! dedim içimden. Kapı daha çalmadan açıldı.
Beni uzun pardesülü ve başı kapalı görmek yüzündeki gülümsemeyi azaltmıştı. Yine de nezaket ile elini uzatıp, ikili koltuğu işaret etti. Doğrudan yatağı göstermemesi hoşuma gitmişti.
Oturmadan başörtümü ve pardesüyü çıkardım. İçimdeki diz üstü dar etek kıçımı belirginleştiriyordu, üstümde ise bir düğme daha açsam göğüslerimi ortaya koyacak saten bir gömlek vardı. Yüzündeki gülümse geri geldi.
“Ercan güzel olduğunuzu söylemişti, ama bu kadarını beklemiyordum! Ne içersiniz?” dedi.
Sipariş verirken baştan aşağı inceledim. Uzun boylu, yaşının getirdiği hafif kilolu ve keten takımları ile şık spor giyimli bir beyefendi idi. İçeceklerimiz gelene kadar karşımdaki koltuğa oturup, eski eşinden, tek başına yaşamanın bazı zorluklarından bahsetti.
Ben de kocamı sözde kaybettikten sonraki zor hayatım ile ilgili yalanlar uydurdum. Bu arada tepeden tırnağa beni inceliyordu. Komi içeceklerimizi bıraktıktan sonra ayağa kalkıp yanıma oturdu.
“Ben bir iş adamıyım, lafı uzatmayayım. Bir arkadaşa ihtiyacım var, beraber gezerken dikkat çekmeyecek Avrupai görünümlü biri olmalı. Cinsel ihtiyaçlarımı da escortlarla veya şirkette benimle birlikte olmaya hazır çalışanlarımla gideremem. Kabul edersen, seni istiyorum bunlar için?” dedi.
Parfüm kokusu o kadar yoğun, yüzünün sert erkeksi çizgileri o kadar belirgin ve uzun boyu ile yanımda o kadar heybetliydi ki, cevap olarak (Bir an önce sik beni!) dışında aklımdan bir şey geçmiyordu.
İkili bir hayat yaşamakta tecrübelenmiştim, bunu sürdürmek zor olmazdı. Sessiz kalınca,
“Benimle iken tüm masraflarını ben karşılarım!” dedi. Elini cebine atıp bir zarf çıkaracakken, elini tuttum,
“Birbirimizi tanıyalım, anlaşamazsak paranın ne önemi olur?” dedim. Hafif sıyrılmış eteğimden bacaklarıma, oradan gömleğimi patlatacak gibi duran göğüslerime baktı ve hiç beklemediğim bir şey yaparak beni kucakladığı gibi kaldırdı ve yatağın üzerine bıraktı.
Perdeleri kapatıp yanıma gelirken, gömleğinin düğmelerini çözmeye başlamıştı bile. Ben ise gerdek gecemizde bile kucakta taşınmamıştım yatağa. Sırtımı yastığa dayamış otururken, eteğim belime kadar sıyrılmış, çorapsız bacaklarımla ilk sevişmesini bekleyen liseli bir kız gibi hissettim kendimi.
Üstü çıplak, gençken spor yaptığı belli vücudu ile, dudaklarımı ufak bir öpücük ile yoklarken, bir eli dizimden yukarıya doğru okşamaya başladı. Alt dudağımı yavaşça emiyor, iki dudağının arasına alıp eziyordu. Eli ise küloduma kadar ulaşmıştı… Biraz geri çekilip, pantolonun kemerini çözerken,
“Çok seksi bir kadınsın!” dedi.
Ben de bir yandan gözümü ondan ayırmadan gömleğimi çıkardım ve bacaklarımı eteğimden kurtardım. Şimdi ikimiz de siyah iç çamaşırları ile kalmıştık.
Yatağa girip üzerime eğildiğinde kendimi oyuncak gibi hissetim, 1.90 boyu ve hafif kilolu yapısı ile altında kaybolmuştum. Çok sakin dudaklarımı keşfediyor, ağırlığını üzerime vermemeye özen göstererek elleri kalçalarımda geziyordu.
Sakinliği, müthiş parfüm kokusu beni büyülemiş gibi etkisine almaya başlamıştı. Sütyenimin askılarını yana kaydırıp göğüslerimi ortaya çıkartınca, seksi bir gülümseme ile boynuma, oradan da memelerime kaydı.
Kocaman göğüslerimi bile tek eliyle avuçlayabilecek kadar iri elleri canımı yakmadan, ama gücünü hissettiren bir baskı ile okşamaya başladı. Aynı nezaketle dudakları göğsüme inerken, amımın üzerindeki hissettiğim parmak külodumu araladığını gösteriyordu… Daha ilginci, ellerinin gücünü hissettirirken cildinin yumuşaklığı idi. Bakımlı elleri pürüzsüz, ama parmaklarının kalınlığı nerede ise kocamın siki kalınlığında olunca, amımın üzerinde iki sik dolaşıyor gibiydi.
Elini amımdan çekmeden tekrar dudaklarıma yapıştığında, sikinin baskısını da bacaklarımda hissettim. Yavaşça yanıma kayıp, sırtını yastığa dayadı. Tam ritmimi yakalamış, amım ıslanmaya başlamışken üstümden inmesi canımı sıkmıştı, ama niyetini anladım.
Külodunu aşağıya indirdi ve merakla beklediğim sahne ortaya çıktı. Hafif sarı kıllı taşakları ve yarı kalkmış sünnetsiz siki karşımda idi. Genç erkekler ile sikişmekten hep dikilmiş sikler görmeye alışmıştım, ama bu yaşta normal olan buydu.
Sünnet derisi altından çıkmaya çalışan sikin başını doğrudan iki dudağımın arasına aldım. Bu sefer de taşaklarından yükselen pudra kokusu ile sike yiyecek gibi saldırmaya başladım.
Ağzımda sik büyürken, ellerim göbeğinin üzerinde geziyor, arada taşaklarını okşuyordum. Bir kaç dakika sonra sik dikleşmiş ve sokulmaya hazır hale gelmişti. Beni zorla da olsa sikinden ayırdıktan sonra, kolayca kaldırıp kucağına oturttu. Dakikalarca yavaş yavaş sevişmemize rağmen hiç konuşmamıştık. Aramızda kalan siki 17-18 santimlikti ve gövdesi köküne doğru kalınlaşan ilginç bir yapısı vardı.
Siki ile sanki bakire bir kızı korkutmak istemez gibi yavaş yavaş amıma sürtüyor, önden bızırıma bastırdığı kalın parmağı ıslaklığı artırıyordu. Beni hafifçe kaldırıp sikinin başını amıma soktu.
İlk defa sünnetsiz bir sik tarafından sikilecektim. Gücü ile bana hükmediyor, sikinin başı amımın içinde kalçalarımı sıkıyordu.
“Tamamını alabilecek misin?” diye ilk kez konuştu.
Cevap olarak dudaklarına yapışınca, beni sırt üstü çevirdi, bacaklarımı neredeyse göğüslerime değecek kadar kıvırdı. İçime kayarken ağırlığı nefes almamı zorlaştırıyordu. Yarısındayken siki durdu, birkaç git gel daha yaptı… Bu pozisyonda amım en açık halde idi ve damadımın kalın yarağını bile kolaylıkla alabilirdim. Ama içime yavaş yavaş girmeye başlayınca, amımın dudaklarında bir gerilme duygusu ve içime tamamen yerleştiğinde ise gözlerimi yaşartacak bir acı hissettim.
Sikinin aşağıya doğru genişleyen kökü am dudaklarımı doğum yapacak gibi germiş ve sikin ucu da rahmimin dibine ulaşmıştı. Niye (Alabilecek misin?) diye sorduğunu şimdi anladım. Geri çekilince rahatladım, ama sert olarak bir daha soktu.
Bunu iki üç kere daha yapınca amım iyice rahatlamış, sikin kalın kökünün baskısından her sokuşta bızırım ezilmeye başlamıştı. Her sokuşu, kuyudan su çıkarır gibi amımdaki ıslaklığı çoğaltıyordu. Bu yaşlı sikici tıpa gibi sikini ilk defasında hangi pozisyonda sokacağını çok iyi biliyordu. Şimdi dizleri üzerinde duruyor, iki bacağımı V şeklinde açmış, güzel bir tempo ile amıma girip çıkıyordu. Savrulan göğüslerimi tutarak, hem okşuyor hem de onun gözlerimin içine bakarak gördüğü manzaradan zevk almasını sağlıyordum.
İkimiz de sanki bizi diğer odadakilerin duymasını istemeyen yeni evli bir çift gibi kısık kısık inliyorduk. Bacaklarımı kapatıp, iki bacağımı da tek omzuna alınca benim için geri dönülmez bir yol başlamıştı.
Sikin kalın dibi bu pozisyonda iyice daralan amıma dayanılmaz bir baskı yapıyor, boşta kalan eliyle de mememin ucunu sıkıyordu. Kalçalarım isteksizce yukarı doğru kalkıyor ve iki ay susuzluktan sonra gelen bu sikin getireceği orgazmın beni kıvrandıracağını hissediyordum.
Şimdi bacaklarımı tek koluyla iyice kendine doğru yapıştırmış, dibine kadar soktuğu sikinin kalın kökünden tüm vücuduma bir titreme yayılıyordu. Sikini içimden çok az çıkararak, hem amımın derinliklerine, hem de bızırıma baskı yapmaya devam ediyordu.
İlk orgazmım gelirken, kalçalarım ve iyice incelen belim havalandı ve boşalmama aldırış etmeden belimden kavramaya ve aynı tempoda sikmeye devam etti. Vücut direncim tükenip, kendimi geri bıraktığımda ise, misyoner pozisyonda üstüme ağırlığını verdi. İri yarı doksan kiloluk bir adamın ağırlığı ve nerdeyse şişe dibi kalınlığındaki sik kökünün yarattığı baskıya sırtına tırnaklarımı geçirerek kesintisiz inleyerek cevap veriyordum.
Yaşının da etkisi ile boncuk boncuk terlemişti. İkinci orgazmımın daha şiddetli olması ile o da tanıştı. Kasılmaları kontrolsüz bir am, nefesimi kesen hıçkırıklar ve yaşaran, sonra kararan gözlerim… Kararan gözlerim ve hırlamalarım normale döndüğünde, amımdan çıkmaya çalışan sikin ucundaki spermleri gördüm ve onun da boşaldığını fark ettim.
“Türkiye'ye geldiğimden beri yaşadığım en iyi sevişmeydi!” dedi.
Dili ağzımda gezerek uzun uzun öptü. Yatağın üzerinde sürünerek başucumdaki çantaya ulaştım. Kocamı arayıp,
“Bu akşam yemeği komşularla yiyeceğiz , sen beni bekleme!” dedim. Ne yemek istediğimi sorup, sipariş verirken,
“Devam etmek istiyorsan biraz destek almalıyım!” dedi ve ağzına mavi haplardan bir tane attı. Duş alıp, bornozlarımızla otururken gelen yemeklerimizi yedik. Yemek süresince ellerimi okşuyor, bana liseli aşıklar gibi davranıyordu. Şimdilik haftada bir otelde buluşmaya, arada da müsait olursam İstanbul'da onunla yemeklere katılmamı istiyordu. Kalkıp ceketinden çıkardığı zarfı çantama koydu.
“1.000 Euro var, yeterli olmazsa ararsın beni!” dedi.
Cevap vermedim. “İçmem!” dememe aldırış etmeden bana da bir kadeh şarap koydu ve yatağa, onun göğsüne yatarak uzandım.
Yakışıklı, tertemiz, nazik, her kadını tatmin edecek bir sike sahip başarılı bir işadamı. Hayallerde bulunacak bu erkeğin kolları altına yirmili yaşlarda girseydim, herhalde onun kölesi olurdum diye düşündüm. Kocaman eli bornozumun önünden girerek bir mememi avuçlamış, aldığı ilacın etkisi ile siki gözümün önünde dikilmeye başlamıştı. Çok geç olmadan eve dönebilmek için kontrolü ele aldım.
Bornozunun önünü açarak, önce boynunu, oradan da göğüslerini öpmeye, hafif hafif dişlemeye başladım. Hoşuna gittiğini anlayınca, vücudumu aşağıya kaydırıp sikine ve bacaklarına göğüslerimi sürttüm.
Dudaklarım göbeğine kadar inince, bacaklarının arasına doğru kaydım ve sikini kocaman memelerimin arasına sokup ileri geri kıvırmaya başladım. Hoşuna gitmiş, gözlerini kapatmış, kendi dilinde bir şeyler mırıldanıyordu.
Sikin başında dilimle daireler çizerken kökünü tek elimle saramadığımı fark ettim. Am dudaklarımda devam eden sızıyı düşünerek, götüme bugün sokturmamaya karar verdim. Başlarda çekingen davranarak, bu ilişkiyi daha uzun süreli kılmak istiyordum. Üzerine ters uzanarak 69 pozisyonu aldım ve amımı gözler önüne serdim. Tertemiz iki deliğim de gözünün önünde idi. Aramızdaki boy farkı nedeniyle, ben sikinin yarısını yalarken, bir yandan taşaklarını okşamaya çalışıyor, o ise kafasını öne kaldırarak am dudaklarımı dillemeye uğraşıyordu.
Kocaman elleri ile kalçalarımı ikiye ayırdı. Ellerinin büyüklüğü tüm götümü kaplıyor, baş parmakları göt deliğim ve amıma değiyordu. Bunu bozmadan kendisine doğru çekerek dudaklarını amıma yapıştırdı.
Ben ise elimden oyuncağım alınmış gibi sikine ulaşmaya çalışıyor, iki elimi tükürükleyerek kökünden başına doğru 31 çekiyordum. Amımdaki dudaklar ve içime değen dil ise önceki tüm yalayıcılarımdan farklı idi. Ne genç sikicilerim gibi aceleci, ne de damat gibi sertti. Belki yaşından, belki tecrübesinden dolayı hiç acele etmeden ve canımı yakmadan amımın çevresini öpüyordu.
Önce diliyle yokladığı am dudaklarımı şişmeye başladığını görünce parmakları ile aralayıp dilini içime sokup gezdiriyordu. Nefesini düzgün ayarlayarak, benim için yalanma zevkini azaltan bızırımın üstünde nefes hissetme duygusunu yaşatmıyordu. Kalçalarıma geçmiş, on parmağı göt deliğimi iyice belirgin hale getirmişti. Sik kalınlığındaki baş parmağını görüme bastırmaya çalışırken,
“Lütfen, hazır değilim!” diyerek nazikçe red ettim. Bol bol zamanım olacaktı, o sikin üzerinde zıplamak için. Göt deliğime sokamadığı baş parmağını, ıslanmış amıma rahatlıkla geçirdi. Kocamın siki kalınlığındaki parmak ve bızırıma yapışmış dil, derin bir ohh çekmemi sağladı. Doğru yerde olduğunu fark ederek beni biraz daha kendine doğru çekti.
Tersten amıma giren parmak ile am duvarlarına masaj yapar gibi baskı uyguluyordu. Sertleştirmediği dilinin pütürleri bızırımı fırçalıyordu. İnlemelerim kesintisizleşmeye ve gitgide ağlamaya benzer bir hal alınca, kalçalarımdaki baskıyı artırarak, yüzünü tamamen amıma bastırdı.
Sik kalınlığındaki bir parmak içime sadece girip çıkmıyor içimde dönüyor kıvrılıyor, amım yumuşacık emiliyor ve kocaman eli kalçalarımı yoğuruyordu… Uzun süredir olmayan şekilde sanki işer gibi yüzüne boşalmaya başladım. Amımdan süzülen suların mı, yoksa attığım çığlığın mı önce geldiğini hatırlamıyorum. Aşırı hassaslaşan amımı dudaklarından kurtarmak için öne atıldım.
Amımın açılıp kapanmasını ve aradan akan sıvıları hissetmek utandırdı, ama arkamda izlenecek güzel bir manzara sunduğum, kazık gibi dikilen sikten belli idi. Teşekkürlerimi sunmak için yüzümü ona döndüm, sikin sünnetsiz başını ağzıma alıp gözlerinin içine baktım ve santim santim inerek şişe dibi kalınlığındaki köküne kadar geldim.
Daha fazla ilerlemem fiziken mümkün değildi. Siki ağzımda biraz bekleterek durdum. Gecikmeden kocaman elleri ile başımı tutup kontrolü devraldı ve ağzımı sikmeye başladı. Ağzımdan çıkacak kadar başımı çektiğinde siki iyice tükürüklüyor, bir yandan da biçimli taşaklarını elliyordum… Beni izlemeyi bırakıp kendini geri attığında, iki elimle sikin kalın kökünü kavradım ve en sevdiği yemeği yercesine sesler çıkararak sikine yumuldum.
Önce bir damla, sonra büyük bir fışkırma ve sonra sızan biraz döl ile nefesini bırakırken, körük gibi sesler çıkararak ağzımı doldurdu. Birazını yuttuğum dölü bile, ne damat ne de Timur'unki kadar acı idi. Ağzımın kenarından süzülenleri ve sikini yatak örtüsüne silip göğsüne uzandım… Bir iki saat sonra uyandım. Giyindim. Halen uyuyan sikicimin inmiş sünnetsiz sikine ve etkileyici vücuduna biraz baktım.
“Benim gitmem lazım, bir taksi çağırabilir misin?” diyerek uyandırdım.
Taksi için çantama soktuğu 100 Lirayı da görmemiş gibi davranarak, odadan çıktım…
*** Sonraki Bölüm ***
Bir Filmle Başladı
Bizim hikayemiz, iki yıllık evlilikten sonra kocamın porno koleksiyonunu keşfetmemle başladı.
Her yeni evli çift gibi normal bir seks yaşantımız vardı. İkimiz de genciz, hormonlarımız tavan yapmış, durmadan sevişiyoruz. Ben o ilk gece, gerdek gecesi sıkıntısını atlattıktan sonra hiçbir çekincem, korkum kalmamış vaziyette, kocamın biraz aşırı isteklerine yetişmeye çalışıyordum.
Kocamın her sevişme talebinde, biraz mırın kırın ettikten sonra okşamalarına, sırnaşmalarına dayanamıyor, arkasından gelecek zevkleri bildiğimden fazla itiraz etmeden bacaklarımı aralayıveriyordum.
İlk aylar günde iki, günde bir derken iki günde bire, üç günde bire düşen sevişmelerimiz yine de zevk veriyordu bana, kocam zevkten bayıltıyordu her seferinde beni… İki yılın sonunda artık sevişmek için hafta sonlarını bekler olmuştuk kendiliğinden… Kocama sorduğumda yorgunum, stres, şu, bu diye geçiştiriyordu. Ben de kabullenmiştim bu durumumuzu…
Bir gün büyük temizlik yaparken gardrobun üzerine toz almak için çıktım. Kocamın kullandığı bölümde, kullanılmayan kışlık giysilerin arkasına gizlenmiş gibi duran bir kutu dikkatimi çekti, indirip baktım.
Bir sürü CD vardı kutunun içinde… Merakla rastgele birini aldım, dizüstü bilgisayara takıp baktığımda film olduğunu gördüm. İngilizce filmin başında masum ev kadını olan başroldeki kadın kahraman, filmin sonlarında grup sekse dalıyor, çırılçıplak koca koca penisli erkeklerle sevişiyordu durmadan… Önceden haberi olmayan kocası da tesadüfen durumu öğrenince aralarına katılıyordu.
Önce kocamın bunları izlediğini öğrenmenin şaşkınlığı, sonra da “yoksa evlendiğim adam bir seks sapığı mı” diye endişeler içerisinde, şaşkınlıkla filmi izlerken giderek tahrik olduğumu, ıslandığımı, önünü alamadığım bir şehvete kapıldığımı fark ettim.
Yatağın üzerinde uzanmış ekrandaki sahnelerden gözümü alamıyordum. Elim eteğimin altından önüme gitti istemsizce… Külodumun üzerinden amımı okşarken az sonra parmaklarım içime daldı. Filmdeki kadın iki erkeğin arasında tost yapılırken ben de kendimle oynamaya başladım. Kadın feryat figan boşalırken ben de nefes nefese orgazm oldum.
İşim bitince ıslak parmaklarımı çıkarıp eteğime kuruladım. Kutudaki diğer CD'lere baktım, hepsinin de aynı şekilde porno olduğunu gördüm. Hepsi seçmece erkekler, kadınlar birbirlerine veryansın ediyorlar her filmde, kıyasıya sevişiyorlardı.
Tamam, kocamdan öğrendiğim, bana yapmasını, zevk almasını öğrettiği şeyler elbette var ama, bu filmlerde gördüklerim aklımı başımdan aldı. Ağzım açık kalıyordu her filmi seyrettiğimde…
Sapık kocamın hayli geniş bir beğeni yelpazesi vardı. Zencisi, beyazı, genci, orta yaşlısı, her türlü kadın, her türlü erkek rol alıyordu filmlerde… İkili, üçlü, kalabalık gruplar, masturbasyon sahneleri, sado mazo öyküler, fetişler…
Ben birini takıp diğerini çıkarırken akşam olmuş, kocam işten gelmişti. Bana seslendiğinde yatak odasına gelmesini söyledim. Meraklı bakışlarla kapıdan içeriye girdiğinde ben yatağın ortasında çırılçıplak, yarı uzanmış vaziyette oturuyordum. Etrafımda yatağın üzerine saçılmış CD’ler, laptopun ekranında oynayan bir porno film… Gördüğü manzara buydu. Tepkimi ölçmek ister gibi yüzüme baktı. Ben de ifadesiz bir yüzle ona baktım.
“Sonunda buldun mu hazineyi?” dedi kısaca…
Ekranda oynayan filmin sesini kıstım biraz, inlemeler, çığlıklar azaldı.
“Buldum. Ama neden tin tin gardroplara gizlediğini, sakladığını anlayamadım. Gerçekten, neden sakladın bunları benden?” Yatağın üzerine oturup bana baktı,
“Ne bileyim, bana kızmandan,beni sapık diye yaftalamandan korktum işte… Kızmadın mı peki?”
“Önce kızmıştım evet… Ama birkaç tanesini izleyince fikrim değişti.” Eğilip dudaklarıma bir öpücük kondurdu kocam,
“Demek fikrin değişti? Hoşuna gitti mi peki?”
Ben de onun öpücüklerine karşılık vermeye başladım. Dudaklarına yumuldum, kucağına uzanıverdim hemen… Üzerime eğilip öpmeye başladı beni… Hala filmden gelen sesler duyulabiliyordu odanın içinde… Elini bacaklarımın arasına atıp zevkten kabarmış amımı avuçladı. İnledim.
“Amın ıslanmış, su içinde kalmışsın karıcım…” dedi dudaklarımı yerken…
“Evet… Saatlerdir senin sapık filmlerini izliyorum… Senin yüzünden azdım. Senin bu adi porno filmlerin yüzünden… Deli ettin beni… Gelişini iple çektim.” diye yanıtlarken elimi kalkmış sikine attım, pantolonun üzerinden sıkıp okşadım. Kocam,
“Benim adi pornolarıma bayılmış gibisin aşkım…” derken ben elimi çoktan fermuarının içine sokmuş, sertleşmiş sikini dışarıya almıştım bile… Başımı kucağına eğip başını ağzıma aldım, yalamaya, emmeye başladım.
“Evet pis sapık… Senin adi pornolarına bayıldım. Hadi onlar gibi yap sen de… Sik beni… O kadınların dediği gibi… Fuck me…” dedim bir yandan yalamaya devam ederken…
Orada film koptu. Ne zaman soyundu kocam, ne zaman birbirimize daldık, hatırlamıyorum. Bilgisayardaki filmde sikişenleri seyrede seyrede biz de sikiştik. Evire çevire sikti kocam… Filmde ne yapıyorlarsa bana aynısını uyguladı, filmden kopya çekti beni sikerken… Öyle bir gece yaşadık ki, ilk balayı aylarımızda bile yaşamamıştık böylesini…
Karım porno filmlerimi bulmasın diye saklamıştım gerçekten de… Fakat bulup da kızmadığını görünce bayram yaptım. Ona da bayram yaptırdım tabi… Harika, seksi karım, o gece filmlerdeki porno yıldızlarına taş çıkartır bir performans sergiledi bana… Ne emmesi kaldı, ne gömmesi… Önden arkadan ağızdan sikmediğim yerini bırakmadım.
O günden sonra da pornolar, sevişmelerimizin ana aksesuarı oldu. Soyunup yatağa giriyor, bir süre filmi izledikten sonra biz de onların eşliğinde birbirimize giriyorduk. Filmdeki sevişenlerin görüntüleri, inlemeleri bizi alabildiğine tahrik ediyor, havaya sokuyordu.
“Neden daha önce yapmadık bunu kocacım” diyordu her sevişmeden sonra… “Öyle tahrik oluyorum ki bunları izlerken… Sanki biz sevişirken onlar da yanımızda sevişiyorlar. Grup seks yapıyor gibi hissediyorum kendimi…”
“Sen de grup seks yaptığımızı düşün karıcım… Bak şu zencinin yarağına bak… Nasıl da sokuyor kadına… Düşünsene, o yarak sana girse ne yaparsın? Nasıl bağırtır seni herif…” Ekrana bakıyordu karım,
“Aman istemem aşkım… Baksana kolum kadar var kara şey… Amıma girse yarar geçer beni bu yarak… Offf… Bu incecik kadın bu koca yarrağı nasıl alıyor amına böyle?” Karımın içinde gidip gelirken bir yandan da konuşuyordum,
“Merak etme, alırsın sen de… O kadından neyin eksik? Amcığını doldurur bu yarak… Zevkten geberirsin…” Karım bacaklarını belime dolamış sikimin zevkini çıkarırken gözünü ekrandan ayırmıyordu,
“Ohhh… Gebertir valla… Ama sen yanımda olmalısın. Zorlamaya kalktığında, canımı yaktığında engel olursun, di mi kocacım?” Hızlandım karımın amında, sikimi saplarcasına sokup çıkarırken,
“Bak sen şu terbiyesize… Elin zencisiyle sikişmek istiyorsun ha? Hem de benim yanımda?” Kikir kikir güldü karım,
“Ama ne güzel olurdu aşkım… Senin yanında yabancı erkeğin sikini yemek… Ohhh… Sikin büyüdü içimde, hissediyorum. Sen de zevk alıyorsun değil mi? Karını sikseler yanı başında… Hatta sen de bu zenciyle beraber siksen beni… Oohhhh…”
“İnanmıyorum sana ya… Ağzına alıp yalamazdın ilk evlendiğimizde… Şu haline bak… Azgın orospunun teki oldun başıma… Beni de pezevenk yaptın çıktın.”
“Evet… Evet aşkım… Azgın orospu oldum senin yüzünden… Sikişmeyi sen öğrettin bana… Orospuluğu da senin pornoların öğretti… Ohhh… Sik beni… O erkeklerle beraber sik kocacım… Pezevenk kocam… Dümbük kocam… Aranıza yatırın, beraber sikin beni… Her yerime sokun… Ohhh… Onlar siksin, sen seyret beni… Aşkımmm… Erkeğimmm… Hızlan… Hızlan… Aaahh… Geliyorummm….”
Bazen öyle azıyorduk ki, kapıdan içeri girer girmez sevişmeye başlıyorduk. Film seyretmeye bile zaman bulamadan seks yapıyorduk. İşte o anlarda birbirimizi azdırmak için olmadık şeyler söylüyor, olmadık fantezilerin hayalini kuruyorduk. Hep başkaları, etrafımızdaki başka erkekler, kadınlar vardı bu fantezilerde…
“Ev sahibi sikiyor seni karıcım…” diyordum karımı sikerken… “Hasan bey koca sikini sokuyor sana… Kirayı almayacakmış güzel sikişirsen…”
“Ohhh… Siksin kocacım… Ev sahibi siksin beni… Merak etme… Çok güzel muamele yaparım ben ona… Üste para bile verir bana… Hadi geçir sikini Hasanım… Oh, çok büyükmüş senin sikin… Kocamın sikinden daha büyükmüş. Ah ne güzel sikiyormuşsun sen… Harika… Ohhh… Sen beni sikerken, kocam da sizin evde, senin karını sikiyor… Ne güzel… Ooohhh…”
Bir başkasında işyerinde beraber çalıştığımız, evimize gidip gelen Metin abiyi alıyorduk yatağa… Bizden yaşlıydı ama kendine bakıyordu. Yakışıklıydı. Spor salonlarına gidiyordu hep, üçgen vücutlu, sırım gibi bir şeydi… Karım altıma yatarken onun ismiyle hitap ediyordu bana,
“Hadi Metin abi… Sik arkadaşının karısını… Amına koy… Kocam senin kadar güzel sikemiyor beni… Hadi o gelmeden sik beni Metin abi… Ooohhh…”
“Ulan orospu… Ulan kahpe… Demek Metin abi ha? Al ulan sana Metin abinin yarağı…”
“Evet o kocacım… Yakışıklı arkadaşın senin… Sporcu arkadaşın… Yakışıklı Metin abin… O siksin beni… Söyle ona… Sikini geçirsin bana… Çok güzelmiş siki… Harikaymış… Ohhhh…”
Kökleye kökleye, bağırta bağırta, vurdurarak sokuyordum amına sikimi… Bir yandan da hınçla bağırıyordum.
“Ohh… Al bakalım yarak nasıl olurmuş gör… Sikilmek ne demekmiş anla… Kocan böyle sikemez seni yavrum benim… Bebeğimm…” diye diye sikiyordum karımı… Çılgınlar gibi boşalıyorduk.
***
Kocamla bambaşka bir seks yaşantımız olmuştu o pornolar sayesinde… Doymaz, bıkmaz olmuştuk seks yapmaktan… Orgazmdan orgazma sürüklenmeye bayılıyordum. Müptelası olmuştum.
Bir Pazar günü AVM alışverişinden dönmüştük. Her zaman olduğu gibi mini etekle dekoltelerle mağazaları dolaşmıştım bütün gün… Erkeklerin bana sikecek gibi bakmalarına deli oluyordu kocam… Utanmazlar, ben ne kadar mini eteğimi çekiştirsem, kapamaya çalışsam da, gözlerini degajemden, mini eteğimin açıkta bıraktığı ince çoraplı bacaklarımdan ayırmıyorlardı kocam yanımda olduğu halde…
Kocam da özellikle biraz aramızda mesafe bırakıyordu. Ben yalnız başıma gezinirken, mağazalardaki rafların arasında erkeklerin yiyecek gibi bana bakışlarını birebir izliyordu uzaktan…
Öyle ki, eve geldiğimizde ikimiz de dolmuş vaziyetteydik. Elimizdeki poşetleri olduğu gibi yere bırakıp birbirimize sarıldık. Çılgınca öpüşüyorduk. Kocamın elleri mini eteğimin altına dalmış, külodumu, amcığımı mıncıklayıp duruyor, dudaklarımı öpüp ısırırken,
“Azgın karı… Elin adamlarına göstermediğin yerin kalmadı. Teşhirci fahişe… Hem onların sikini kaldırdın, hem benim… Şu amcığına bak, nasıl sulanmış… Şimdi bir güzel yatırıp sikeyim seni de gör gününü orospu…” diye inleyip duruyordu.
“Ohhh… Sik… Hadi sik beni aşkım… Nasıl da bakıyorlardı karına? Sikecek gibi bakıyorlardı… Oohhh… Yaraklarını kaldırdım di mi kocacım? Beni sikmek için kalktı o yaraklar… Bana geçirmek için… Hadi onların yerine sen geçir bana… Yatır beni… Sik beni…”
Tam kendimi yere bırakıp kocamı üstüme çekmek üzereydim ki telefonu çaldı. Açmak istemedi önce… Kırmızı görmüş boğa gibi bana saldırmakla meşguldü. Fakat çalmaya devam edince küfürler savurarak elini cebine atıp telefonunu çıkardı. Ben aldırmadan önünde diz çökmüş, fermuarını açıp taş gibi sikini dışarıya çıkarmış, yalamaya başlamıştım bile…
“Efendim Metin abi?” deyince işyerindeki arkadaşının, bizim yatağımızdaki afrodizyak seks fantazilerimizin baş kahramanının aradığını anladım. Ara sıra uğrar, bir iki sohbet ederdik, bazen yemeğe kalırdı Metin abisi…
Kocamın eli saçlarımın arasında gezinirken başımı kasıklarına çekiyor, sikini ağzıma sokmaya çalışıyor, bir yandan da telefonda cevap yetiştiriyordu. Zevkten inlemelerini Metin abisi duymasın diye de çabalıyordu zavallı… Sikini ağzımdan çıkarıp fısıltıyla,
“Gelmesin aşkım… Bahane uydur şuna… İşimiz var bizim… Sevişmek istiyorum ben…” dedim. Sanki ben bunu söylememişim gibi devam ediyordu konuşma,
“Tamam abi… Müsaitiz abi… Ne demek canım? Biz de dışarıdan geldik şimdi… Hemen mi? Gel tabi canım… Bekliyoruz… Biraları almayı unutma gelirken abi…”
Telefonu kapatıp beni ayağa kaldırdı. Sarılarak elini önüme daldırdı tekrar… Külotlu çorabın üzerinden amımı yoğurmaya başladı. Huysuz çocuklar gibi çemkirdim kocama… Dudaklarımı büzerek sinirle fırça attım,
“Bırak allasen… Ben gelmesin, işimiz var diyorum, sen davet ediyorsun adamı… Tam azmışım, sevişelim diye deli oluyorum, senin yaptığına bak…” Büzdüğüm dudaklarıma yumuldu kocam,
“Kızma hemen karıcım… Yakınlardaymış. Hemen gelmeyecek olsa bir posta atardım sana ama… Neyse… Geceye bırakırız biz de sikişmeyi…” Kollarından kurtulmaya çalıştım.
“Rüyanda görürsün sen…” dedim. “Bana koca lazım, o da şimdi lazım… Ateşimi söndürecektik ne güzel… Gece falan istemiyorum işte… Sen git Metin abinle seviş…” Memelerimi avuçlarken,
“Deli karı… Azgın şey… Ben niye sikişeyim Metin abiyle… Sen sikiş… Ateşini o söndürsün senin… Hazır senin kızgınlığın üstündeyken, amcığın yarak diye yanarken siksin seni… Hep sevişirken hayalini kuruyorduk ya, fırsat bu fırsat işte… Gelir gelmez sikiş onunla… Benim yanımda… Ben varken…”
Pantolonun önünden çıkardığım siki şimdi çoraplı bacaklarıma sürtünüyordu. Taş gibi sertliğini hissedebiliyordum.
“Manyak şey… Sapık… Onlar fanteziydi. Gerçek değildi ki…” dedim.
“Neden olmasın… Hadi sikiş onunla… Tam filmlerdeki gibi… Benim yanımda siksin seni… Ohhh… Sikini geçirsin güzel amcığına senin… Hadi karıcım, olmaz deme hemen…”
“Bırak dedim sana… Ne geniş adamsın sen yaa… Pezevenk koca… Sen hayal kurmaya devam et… Bırak beni de bir iki meze falan hazırlayayım. Madem sikmiyorsun beni…”
Zorla elinden kurtuldum. Gerçi Metin abinin hemen gelecek olması yüzünden bırakmıştı kocam ama perişan vaziyetteydi. Önünden çıkmış, havaya dikilmiş sikini eliyle tutup içeri sokmaya çalışıyordu homurdanarak… Ben mutfağa giderken kapı çalınıyordu zaten… Metin abi gelmişti.
***
Karım mutfağa giderken ben de derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Sonra da kapıyı açtım, Metin abiyi karşıladım. Ellerindeki poşetlerin bir kısmını aldım. Her zamanki gibi eli kolu dolu gelmişti. Buz gibi biralar, cipsler, çikolatalar, karım için kaliteli bir kırmızı şarap… Beraber mutfağa yürürken,
“Abi ne zahmet ettin yaa… Hep böyle yapıyorsun. Bir sürü şey almışsın yine…” dedim.
“Ne zahmeti canım? Benim de canım sıkıldı, size uğrayayım dedim. Rahatsız ederim diye korkuyordum ama, sen ille de gel deyince…”
Karımı görünce şöyle bir duraladı. Baktım, az önceki yaramazlığımız yüzünden karım biraz dağınık görünüyordu. Beyaz ince bluzunun üstten iki düğmesi açılmış, içindeki kırmızı sütyenin dantelleri, irice göğüslerinin çatalı görünüyordu. Açılmış bluzuyla, altındaki mini eteği, siyah çorapları, yüksek topuklu lame terlikleriyle öyle seksi bir hali vardı ki…
Eh, az önce tüm ateşimize rağmen yarım kalan seks oyunumuzla yataktan yeni çıkmış, yeni sikilmiş gibi görünüyordu güzel karım… Öpüşmekten dudakları şişip kızarmış, saçı başı dağılmış… O da elini uzatıp bira poşetini alırken,
“Hoş geldin Metin abi…” diye seslendi cilveli bir tavırla… “Ben de bir iki yiyecek şey hazırlayayım demiştim. Şu biraları dolaba koyayım, kalanlar ısınmasın” diyerek döndü, buzdolabının kapağını açtı.
Elindeki bira şişelerini buzdolabına yerleştirmeye başladı. Alt raflara şişe koymak için eğildiğinde diri kalçalarını geren mini eteği biraz daha yukarıya sıyrılmış, daha da mini hale gelmişti. Bacakları neredeyse baldırlarına kadar görünür olmuştu. Kıpırdanıp hareket ettikçe o muhteşem kalçaları sanki yatakta sevişir gibi görünüyordu gözüme…
Yutkundum. Gözlerimi karımın dolaba domalmış, uzun bacaklarını ortaya koymuş görüntüsünden ayıramıyordum. Sanki bilerek yapıyor, az önce yarım bıraktığım zevki yüzünden intikam alır gibi davranıyordu orospu karım… Silkinip kendime gelmeye çalıştım. Baktım, Metin abi de benden farksız vaziyetteydi. O da hareketsiz kalmış, vurulmuş tavşan gibi karıma bakıyordu. Ben öksürünce kendini topladı, bana baktı,
“Gel Metin abi, biz içeriye geçelim. Gül bir şeyler hazırlar getirir.”
Salona gidip oturduk. Televizyonda spor programı vardı, onu açtık. İzlemeye başladık. Karım mutfakla salon arasında gidip geliyor, bira, çerez, meyve falan getiriyordu. Önümüzdeki sehpayı donattı. Bizim ısrarımızla o da oturup kendine şarap doldurdu. Hep beraber yemeye, içmeye başladık.
Sık sık karımla göz göze geliyorduk. Koltukta oturduğu yerde eteklerini toplamaya, frikik vermemeye çalışıyordu her normal kadın gibi… Bacaklarını bitiştiriyor, yan oturuyor, eteğini çekiştiriyordu. Biz iki bira, karım iki kadeh şarap içtikten sonra ortam iyice ısındı. Muhabbet koyulaştı. Karımın kahkahalarının dozu arttı. Metin abi sürekli fıkralar anlatıyor, hepimizi güldürüyordu.
Biralarımız bitince karım mutfaktan bira getirmek için gittiğinde ben de yardım edeyim diyerek arkasından gittim. Buzdolabına eğilip bira alırken arkasından pantolonumun önünü şişirmiş, sertleşmiş sikimi dayadım karımın götüne…
“Ne yapıyorsun, bırak…” dedi karım dolabı kapatırken… Ben boynunu öpücüklere boğarken huylanıp kaçınmaya çalıştı karım,
“Asıl sen ne yapıyorsun karıcım? Eteğini kapatıp duruyorsun. Madem mini etek giydin, bırak kendi haline, eteğin açılıversin. Adamcağız bacak görsün biraz… Külot görsün. Güzellik görsün. Kaç senedir dul zavallı adam… Özlemiştir ev ortamında çıplak kadın görmeyi, göt bacak dikizlemeyi… Göstersene biraz adama, sevaptır…”
“Manyak sapık… Aptal… Olur mu öyle şey? Bırak beni, huylandırıp durma… Azdıracaksın beni de kendin gibi…”
“Az öyleyse… Adam yanı başımızda işte… Her sikiştiğimizde bunun hayalini kurmadık mı?… Biraz açılıp saçılıver, biraz gösteriver, ne olur? Karımın güzelliklerini görsün Metin abimiz… Bütün gün elin adamlarına gösterip durdun, abime de göster… Yabancı değil ya…” Kulak memelerini yalıyor, dişlerimin arasında ısırıyordum hafif hafif…
“Sonra da siksin beni öyle mi? Bırak beni pezevenk… Asıl yabancı olmadığı için gösteremem ona… Yüz yüze bakıcaz onunla… Hep sikmek ister sonra… Bırak…”
Zorla, balık gibi kıvranıp kollarımın cenderesinden sıyırdı, kurtuldu elimden, içeriye gitti. Ben de biraz mutfakta kaldım, olayın heyecanıyla taş gibi olmuş sikimin sertliğinin inmesini bekledim.
***
Şu pezevenk kocam delirtecekti beni… Neler söylüyordu böyle? Tövbe tövbe… Tamam fantezi yapıyorduk ama, şimdiye kadar hep yatakta kalmıştı kurguladıklarımız… Sikişmemiz bittikten sonra anmıyorduk bile… Bu gece nedense işi iyice ilerletmeye çalışıyordu adam… Azgınlık başına vurmuştu herhalde…
Yalnız laf aramızda, ben de etkilenmiyor değildim olaydan… Zaten yarım kalan sevişmemiz yüzünden ateşim başıma vurmuş vaziyetteydi. Bir de içtiğim şarap yüzünden olmalı, başım dönmeye, içim yanmaya başlamıştı. Kasıklarımda karıncalar yürüyordu sanki… Alevden bir lav eriyik halinde damarlarımda geziniyor, aç bedenimi ateşe atıyordu.
Salona gittiğimde Metin abi kalkıp elimden bira şişelerini aldı. Alırken parmaklarımız birbirine temas etti bir an, ürperdim. Neden böyle olduğunu anlayamıyordum. İçerde kocam götüme sikini dayadığında böyle bir şey hissetmemiştim oysa… Şimdi yabancı bir erkeğin eli elime temas etti diye hazla ürperiyordum, içim eriyordu zevkten…
Yerimize oturup devam ettik. Ben biraz tedirgindim. Fakat şarap kadehini dolduran Metin abinin uzattığı bardağı onunla beraber fondip yapınca neşem yerine geldi tekrar… Kocam da gelip bize katıldı. Muhabbet kaldığı yerden aynı şekilde sürüyordu.
Artık kendimi kasmayı bırakmıştım. Tam kocamın istediği gibi rahatlamış, gülüyor, konuşuyor, bacaklarımı gözlerden saklamaya çalışmıyordum. Eteğim iyice sıyrılmıştı. Ara ara Metin abinin bakışlarını yakalıyordum. Dikkatsizce sıyrılan eteğimde, bacaklarımda dolaşıyordu o bildik, sikici erkek bakışları…
İçim bir hoş olmaya başlamıştı. Sıcak basmıştı. Bluzumun düğmeleri zaten açıktı, birini daha açtım parmaklarımla oynarken… Sütyenim iyice açığa çıktı. Metin abinin bakışları mıknatıs gibi oraya döndü konuşmanın ortasında…
Ben iyice tahrik oldum, mayıştım. Yayıldım. Kocamın gözleri de aynı şekilde açılıp saçılan karısının üzerinde dolaşıyordu istekle, şehvetle… Onun “güzelliklerini gösteriver” diyen sesi kulaklarımda çınladıkça ben biraz daha açıyordum kendimi… İki erkeği hayran hayran kendime baktırmak hoşuma gidiyordu. Sadistçe oynuyordum onlarla…
Sonunda yere oturup kağıt oynayalım dedik. Sehpanın üzeri dolmuş, oynayacak yer kalmamıştı çünkü… Ben kağıt destesini getirdim. İki erkeğin yanına oturup kartları dağıttım, kağıt oynamaya başladık.
Gırgır şamata oyun sürerken ben artık iyice dikkatsiz olmuştum. Bacaklarımı ayırıyor, şarap kadehine uzanırken memelerimi açıyor, iki erkeği delirtmek için elimden ne gelirse yapıyordum. Sanırım külotlu çorabın üzerinden kırmızı külodumu bile görüyordu adamlar…
Metin abi de, kocam da gözlerini benden ayıramıyorlardı. Çoğu kez bana bakmaktan hata yapıyorlar, ellerindeki kağıtları şaşırıyorlar, kahkahalar patlıyordu bir anda… Sonunda iyice yoruldum. Ayağa kalktım. İki erkek oturdukları yerden bana bakıyorlardı. Elimi alnıma götürdüm,
“Beyler, müsaadenizle… Ben biraz çarpıldım galiba… Siz devam edin, ben şu koltuğa uzanayım biraz… Sen yabancı değilsin Metin abi…” diyerek üçlü koltuğa gittim, sırt üstü uzandım.
Gerçekten başım dönüyordu. Bacaklarımı uzatıp gözlerimi kapattım. Altımda mini eteğim olması önemli değildi, zaten görecekleri kadar görmüşlerdi ne varsa…
***
Karım koltuğa uzandığında bacakları iyice açılmıştı. Harika görünüyordu. Nefes alıp verirken inip kalkan göğüsleri, düğmeleri sütyene kadar açılmış bluzuyla, sıyrılan mini eteğiyle, uzun, çoraplı bacaklarıyla ölümüne seksi görünüyordu karıcığım…
Baktım, Metin abi benden çekiniyor bir yandan, hemen önündeki seksi manzarayı kaçırmak istemiyor bir yandan… Oturduğu yerde elini önüne bastırıp kıpırdanıp duruyor, yan yan kaçamak bakışlarla sereserpe yatan karımı dikizlemeye çalışıyor… Adeta işkence gibi… Onu biraz rahatlatmaya karar verdim. Ayağa kalktım,
“Bu biralar çişimi getirdi yaa… Ben gidip bir rahatlayayım Metin abi, sen devam et…” diyerek yalpalaya yalpalaya çıktım salondan… Ben yokken olacakları fena merak ediyordum. Banyoya gidip musluğu açtım. Hemen geriye dönüp salon kapısının yanında mevzilendim.
Metin abi sırtı kapıya dönük, gözü karımda, çarpılmış vaziyetteydi. Bir ara kapıya dönüp baktı, suyun sesini duyunca işediğimi düşünüp rahatladı, tekrar karıma döndü… Eli sikinin üstünde, kalkan sertliğini oğuşturup duruyordu. Yavaşça ayağa kalktı, karımın uzandığı koltuğun yanına gitti. Fısıltıyla karıma seslendi,
“Gül… Gül…” diye, eliyle omzundan tuttu. Karımdan ses çıkmadı. Gözleri kapalıydı hala… “Gülüm… Canım… Aşkımm…”
Metin abi elini karımın bacağına götürdü, tüy gibi, hafifçe bacaklarında dolaştırdı elini… Uzandığı yerde arkasını dönen karımın kalçaları olduğu gibi Metin abinin gözlerinin önündeydi şimdi… Uzun uzun okşadı karımın bacaklarını… Elini eteğinin üzerinde, kalçalarında, incecik belinde, omuzlarında dolaştırdı. Karım uykusunda hoşnutlukla, inler gibi sesler çıkarıyordu her yeri okşandıkça… Zevk alıyordu.
Baktım, normal işeme süresini geçiriyorum, gidip suyu kapattım. Banyodan geldiğimi haber veren ayak sesleriyle yürüdüm, salona girdim. Metin abi benim sesimi duyunca hemen karımı okşamayı bırakmış, yere oturuvermişti. Yüzünün kızarıklığı, önünün kabarıklığı geçmemişti ama… Sanırım adrenalin tavan yapmıştı Metin abide…
Biraz daha sohbet ettik. Biz konuşurken karım uykusunda döndü, sırtüstü uzandı. Bacağının biri dizden yukarıya kıvrılmış, diğerini uzatmıştı. Mini eteği kasıklarına kadar sıvanmıştı bu durumda… Külotlu çorabın danteli, içindeki kırmızı tangası görünüyordu incecik siyah çoraptan…
Yutkundum. Öyle güzeldi ki karımın görüntüsü… Üstelik bunu sadece ben değil, yanımda yabancı bir erkek de benimle beraber izliyordu. Görmezden geldim. Uzun bir süre Metin abinin de manzarayı izleyip sindirmesine, adamın iyice azmasına izin verdim. Sonra kalkıp,
“Hay Allah, şarap çarptı galiba Gülümü… Ben şunu kaldırıp yatırayım Metin abi…” diyerek karımı kaldırdım. “Hadi aşkım, burada uyuma, yatağımıza gidelim…” dedim.
Mırıldanarak kalkan karımın eteği beline çıkmış, kırmızı tanga külodu bile görünüyordu ayaktayken… Metin abinin istekli bakışları üzerimizdeyken çekiştirip düzeltmeye çalıştım becerebildiğim kadarıyla, sonra da koluna girip yatak odasına götürdüm. Bluz, etek, külotlu çorap, tanga ne varsa üzerindekileri çıkardım. Çırılçıplak vücuduna şeffaf minicik fantezi geceliklerinden birini geçirip yatağa uzattım.
Doğrulup peri kızı gibi yatakta yatan karıma baktım bir an… Bembeyaz, çıplak vücudunu örten minik tül gecelikle öyle güzel, öyle seksi görünüyordu ki… Dayanamadım. Eğilip bacaklarını araladım, karıcığımın kaymak gibi, kutu gibi amını yalamaya başladım.
Ben amının dudaklarını somurdukça, sertleşen klitorisini emdikçe karım sesli sesli inlemeye başladı. Zevk alıyordu karım… Göz kapakları yarım açılıp bana baktı şehvetle… Aldığı zevk nedeniyle uykusu biraz açılmış gibiydi… Bacaklarının arasına girdim. Sikimi pantolondan çıkarıp iyice ıslanmış, su içinde kalmış amına sürtmeye başladım. Elini uzatıp sikimi okşadı.
“İstiyor musun?” dedim fısıltıyla… “Yarağımı geçireyim mi amcığına?” Kedi gibi gerindi karım,
“Evet… İstiyorum… Çok istiyorum hem de… Hadi sok onu bana…” dedi inleyerek…
“Hadi gel aşkım…. Kalk, içeriye gidelim… Metin abiyi de delirt bu kılığınla… Üçlü seks yapalım… İkimiz aramıza alıp sikelim seni… Zevk verelim sana…” Sikimi yavaş yavaş sokuyordum amına… Zevkle inledi,
“Hayır…” dedi. “Sapık şey… Sadece sen… Sen sik beni…”
Hayır demesine rağmen amı su içindeydi, zevk suları amından taşmaya, götüne süzülmeye başlamıştı. İyice içine girdim, bir iki gidip geldikten sonra çıkardım sikimi… Zevkle inleyen karımı öylece, bacakları ikiye ayrık, kıvranırken bıraktım. Sikimi pantolondan içeri sokup salona döndüm.
Beni bekleyen Metin abiyle içmeye devam ettim. Arada kalkıp içeriye gidiyor, karımın amını yalayıp geri dönüyordum. Bir sonraki gidişimde yine sikimi çıkarıp amına sokuyor, tekrar çıkarıyor, aynı şekilde karımdan içeriye gelmesini istiyordum.
“Hayır, hayır, hayır…” diye inliyordu ben üstünde tüm ağırlığımla çıplak bedenini ezerken… Bacaklarını belime dolamaya, benim çıkmama izin vermemeye çalıştı ama başaramadı.
“Madem benim istediğimi yapmıyorsun, ben de seni sikmicem… Kal öyle sulu amcığınla… Yarak diye kıvran…” Yine kalkıp çıktım, içeriye gittim.
Metin abi merakla bana bakıyordu. Önümdeki kabarıklık saklanamaz haldeydi. Sanki ne yaptığımı anlamış gibi gülümseyerek bakıyordu bana…
“Hayrola? Gül uyumamış galiba arkadaşım…” dedi önümü işaret ederek… “Ah siz gençler… Aklınız fikriniz sekste… Hiç fırsat kaçırmıyorsunuz. Ne mutlu size…“
Önce pantolonun önüne baktım, ıslanmıştı. Sonra Metin abinin yüzüne baktım düşünceli bir tavırla… Bir kısa an kararsızca bocaladım. Sonra,
“Metin abi… Gel bak, sana ne göstericem…” diyerek içeriye çağırdım adamı…
Yatak odamıza doğru giderken Metin abi merakla peşimden geliyordu. Ben kapıda durunca o da durdu. İçeriyi gösterdim başımla… Uzanıp baktı.
Karım yatakta sereserpe uzanmış, kırmızı gece lambasının ışığında, üzerinde tül mini gecelikle yatıyordu. Bacakları aralıktı. Az önce sikimi çıkarıp kalktığım şekilde kalmıştı. Memeleri inip kalkıyordu derin nefeslerle… Bir eli memesini avuçlamış, kabarık ucunu parmaklarıyla kavramıştı. Diğer elinin parmakları da önünde, amcığının üzerindeydi. Fısıldadım,
“Nasıl? Güzel değil mi?” dedim adama… Offf… Çırılçıplak karımı yabancı bir erkeğe gösteriyor, fikrini soruyordum. Heyecandan ölmek üzereydim. Metin abi yutkundu, konuşabilmek için bir nefes aldı,
“Deli misin? Böyle güzel, böyle seksi kadın görmedim ben… Senin karın bir harika arkadaşım… Çok şanslı köpeksin sen…”
“Evet Metin abi… Çok şanslıyım. Böyle güzel, seksi, hep yarak isteyen, istekli bir karım var benim… Sen de görüyorsun işte…” Durdum, heyecanla karımın güzelliklerini seyreden adama baktım, “Sen de onu istiyorsun değil mi? Sikmek istiyorsun karımı…” Bana dönüp bir şeyler söyleyecekti, engel oldum “Ben yokken karımın bacaklarını, her yerini okşadın salonda, gördüm. Her zaman gözün benim karımın üstünde… Benim için problem değil abi, aksine heyecan verici, tahrik edici… Aslında karım da içten içe seni istiyor, ama bunu kabul etmiyor bir türlü…”
“Deme ya… Ulan arkadaş, hastayım senin karına… Ne otuzbir çektim senin karın için bilemezsin. Ah, bir sikebilsem senin gösterip de vermeyen orospu karını… Dünyalar benim olurdu. Nasıl yapalım peki? Karını nasıl razı edeceksin? Yoksa tecavüzü düşünmeye başladım ben…”
“Sen burada sessizce, hazır kıta bekle… Hiç sesini çıkarma… Ta ki ben seslenene kadar…” diyerek içeriye girdim.
Yatağın yanında durup karıma baktım. Bakarken üzerimde ne varsa çıkarıp attım, çırılçıplak kaldım. Karımın üzerine eğilip her yerini öpüp yalamaya başladım. Karım yine inlemeye başlamıştı gözleri kapalı… Huşu içinde, tüm bedeninde dolaşan ellerimin verdiği zevkin tadına bakıyordu.
Ellerimle karımın her yerini dolaştım. Sonunda dudaklarımı kasıklarına gömüp amını yalamaya başladım. Ellerini saçlarımın arasında dolaştırıyor, beni kendine çekiyordu. Ben de ağzımı kocaman açmış, kutu gibi amcığının dudaklarını ağzımın içine doldurmaya, emmeye çalışıyordum. Dilimle sikiyordum karımı… Karım zevkten kalçalarını indirip kaldırıyor, yatağı dövüyordu kalçalarıyla… İncecik geceliği yırtıp attım, çırılçıplak bıraktım karımı…
Başımı kapıya çevirdiğimde Metin abi de soyunmuş, adem baba vaziyetinde sikini eliyle sıvazlayarak bizi izliyordu. Loş kırmızı ışıkta, elinde benimkinden uzun, koca sikiyle bir şeytan gibi göründü gözüme… Karımı sikmeye hazırlanan bir şeytan… Onun deli gibi bakan gözlerinin önünde karımın bacaklarını araladım, sertleşmiş sikimi karımın amına soktum bir hamlede…
“Aahhh…” diye inleyerek sarıldı bana karım… Birkaç kez gidip geldim. Karım altımda kendini kaybetmiş gibiydi. Yarağımı yedikçe kıvranıyor, inliyor, bağırıyordu,
“Ohhh… Çok güzel… Sik beni kocacım… Geçir amıma… Sik… Sik… Doyur beni…”
İyice zevke gelmiş, geri dönülemez noktalara ulaşmıştı karım… Bir anda çıktım içinden, kalktım. Metin abiye elimle gelmesini işaret ettim. Karım amcığı bir anda boş kalınca hoşnutsuzlukla homurdanmış, gözlerini açmıştı nedenini öğrenmek için…
Önce bana baktı, sonra çırılçıplak yanımda dikilen Metin abiye… İkimiz de önümüzdeki dimdik erkeklik organlarımızla ona bakıyoruz, heyecan içinde… Ellerini kasıklarına götürüp ıslak amını, bacaklarının içlerini okşarken hırsla homurdandı,
“İlle de siktireceksin beni ha? Peki… İstediğin gibi olsun benim pezevenk kocacım… Gel Metin abi… Sik şu pezevengin karısını… Amına koy karısının… Çok istiyor sikilmemi… Ben de… Ben de istiyorum. Dayanamıyorum artık… Biriniz gelip sikin beni… Bekletmeyin…“
Metin abi benim yer vermemle, karımın yalvarırcasına istemesine dayanamamış, bir anda karımın üstüne atlamıştı… Kolay mı? Yarı yaşında, kızı yaşında, piliç gibi, güzel, gencecik bir kadın… Metin abi 45 yaşında, karım 23… Çırılçıplak… Bacakları aralanmış, içine yarak girsin diye bekliyor yatakta… Amı su içinde, pırıl pırıl parlıyor ışıkta… Eğilip önce o sulu amcığı hırsla, hırpalayarak yalamaya başladı. Ben de yanlarında izliyorum elim sikimde… Bir yandan yalıyor, bir yandan homurdanıyordu sürekli… Söyledikleri beni iyice azdırıyordu,
"Oh güzel amcıklım benim… Oh azgın fahişem… Ne tatlı amcığın varmış senin… Deli ettin beni be kadın… Öldürdün sen beni… Yavrum benim… Amcığının sularını içerim senin… Amına koyarım ben senin aşkım… Demek Metin abini istiyorsun ha… Seni sikmemi istiyorsun ha… Merak etme yavru kuşum… Metin abin seni şimdi sikicek… Bu güzel amcığına koyacak senin… Hem de kocanın yanında… Kocanla beraber, kocanın yatağında sikicem seni… Ohhh… Bebeğim benim… Taşbebeğim…”
Somura somura karımın amcığını yalayan Metin abi en sonunda doğrulup taş kesilmiş koca yarağını karımın sırılsıklam amına geçiriverdi. Karım benim boşalttığım amcığına giren kalın yabancı erkek yarağının verdiği zevkle sımsıkı sarılmıştı Metin abiye… İyice ikiye ayırdığı bacaklarını erkeğin belinde kavuşturmuş, amındaki sikin daha da girmesini istercesine kendine çekiyordu.
Zevkle sikişiyorlardı ikisi… Ben de yanlarına yaklaşıp karımı okşamaya, memelerini sıkıştırmaya başladım. Metin abi pozisyon değiştirmek için sikini karımın amından çıkarınca bu kez ben karımı üstüme çektim. Bir anda sikimi içine alan karım sikimin üstünde deli gibi inip kalkmaya başlamıştı.
Karım memelerini benim göğsüme sürtüne sürtüne sikimi alırken Metin abi de arkasından yaklaşmış, karımın kalçalarını ısırıyor, minik deliğini yalıyordu. Bugüne kadar benim delemediğim incisini, göt deliğini… Karım amının içinde bir yarak, göt deliğinde yabancı erkeğin dili, çıldırmaya başlamıştı.
Biliyordum ki o yalanan göt deliği az sonra Metin abinin sikini alacaktı içine, mecburdu buna… Nitekim beklediğim gibi, yalaya yalaya göt deliğini su gibi tükürük içinde bırakan Metin abi doğruldu. Karımın belini tutup sikini o emilmiş, ıslanmış, kaygan göt deliğine dayadı. Yukarıdan bir tükürük bırakıp sikini de ıslattıktan sonra zorlamaya başladı.
Karım ilk anlarda acıyla bağırdı bir süre… Fakat aldığı zevkin de etkisiyle, benim alttan karıcığımın kalçalarını ikiye ayırmamın da yardımıyla kalın siki santim santim arkasına aldı. Karımın acı çığlıkları zevk çığlıklarına dönüştü.
İki erkek önden arkadan pompalıyorduk karımı… Ben sokuyordum, Metin abi çıkarıyordu. O sikini sokarken ben çıkarıyordum. Senkronize bir şekilde sikiyorduk Gül’ü… Sonunda hepimiz zevkle boşaldık.
Yatağa uzanıp kaldık. Karım ortamızdaydı. İlk defa grup seks olayı yaşamıştık. İnanılmaz bir zevk almıştım. Diğerlerine baktığımda onların da benden farksız olduğunu gördüm. Sarsılmış, yıpranmış, yorgun bedenlerimizle bir süre dinlendik. Karım iki elini iki yana uzatıp sikimizi tuttu,
"Delisiniz siz…“ dedi gülümseyerek… "Beni de delirttiniz. Zevkten öldürdünüz iki yandan… ”
Okşaya okşaya kaldırdı ikimizinkini de… Tekrar giriştik. Sabaha kadar sürdü sevişmelerimiz…
Artık karım ikinci bir erkeğe hayır demeyi, karşı çıkmayı bıraktı. Zevkini aldı çünkü… Çok seviyor grup seksi… Her canımız çektiğinde Metin abiyi çağırıyoruz evimize, iki erkek karımı doyasıya sikiyoruz, sike doyuruyoruz.
Hayatımızdan memnunuz. Tek sorunumuz kaldı, Metin abiye karım gibi seksi, ateşli bir kadın bulup evlendirmek… O zaman dörtlü grup zevkini tadabiliriz. Bekliyoruz, arıyoruz.
Offff