Son Dakika | İstanbul Valiliği, toplam gözaltı sayısının 384 olduğunu açıkladı
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Lint Roller? I Barely Know Her
Not today Justin
Jules of Nature
will byers stan first human second
Three Goblin Art

titsay
Peter Solarz
hello vonnie
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
One Nice Bug Per Day
i don't do bad sauce passes
todays bird
Claire Keane
TVSTRANGERTHINGS
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
No title available
DEAR READER
KIROKAZE
Cosimo Galluzzi
seen from United States
seen from United States
seen from Netherlands
seen from China
seen from Romania

seen from United States

seen from Italy
seen from Philippines

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from Germany
seen from Türkiye

seen from Spain
@eylem-zaman
Son Dakika | İstanbul Valiliği, toplam gözaltı sayısının 384 olduğunu açıkladı
''Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur.''
Mustafa Kemal Atatürk
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun! 🇹🇷
"Karanlık, alabildiğine karanlık
kentimin üstünde, ülkemin üstünde...
tutacak bir dalımız kalmadı mı artık?"
“Uyurum uyanırım hep aynı şarkı
Ne sesim eksilir ne umut biter…”
Haydar Ergülen
Önümde bir sürü şiir kitapları duruyor. Gözüm Attila ilhan'ın "Bela çiçeği" kitabına takılıyor fakat radyoda "sevda çiçeği" çalıyor..
Ay'ın önüne gri bulutlar geçiyor..
Islak caddeler, boş sokaklar
Camları kırılmış otobüs durağı
Buğulu bir pencere ve Felç olmuş meyhane köşeleri mektupları..
Akşam vakti sessiz sedasız radyoda şarkılar dinlerken İlhan berk'in sözleri geliyor aklıma;
"Kötü bir niyeti yoktu aslında, sakarlık işte. Kalbimi kırdı gitti"
Özledim.
— “Paşam gelmiş!”— “Canım kardeşim!”
Sarılmalar, çaylar, tabaklar doldu.
Gülüşler vardı ama Orkun’a garip gelen bir şey vardı:
Sesler yakındı, samimiyet uzak.
Tam o sırada eniştesinin telefonu çaldı.
Yüzü bir anda değişti.
— “Yine bu herif arıyor…”
Açtı:
— “Emret abim, hallederiz. Patron yarın o iş tamam ”
Kapattıktan sonra:
— “İnsanı çıldırtıyor ya. Bu saatte aranır mı? Başka iş bulsam anında bırakırım.”
- Nerde kaldık Orkun'um
Orkun, aldığı fincanları uzattı.
— “Enişte küçük bir şey aldım.”
Ablası gülümsedi.
— “Hiç gerek yoktu canım… kendine alsaydın.”
Söz nazikti ama sanki altı sertti.
Orkun anladı.
Ama bozmadı.
Oturdu, dinledi, sustu.
Bir süre sonra ayağa kalktı:
— “Yarın erken işim var, müsaade isteyeyim.”
Merdivenlerden inerken telefon çaldı.
Ekranda: Ablam
Açtı.
Sessizlik.
Sonra sesler…
— “Bak sen, eli dolu gelmiş.”
— “Doldurmaz olur mu, kesin başkasından.”
— “Kendi alacak gücü mü var?”
— “Saçlar darmadağın, gömlek buruşuk… yaş oldu 30 hâlâ ortada.”
— “Paşam diyoruz ama paşa falan değil.”
Orkun telefonu kapattı.
Merdiven basamakları ortasında durdu çöktü.
İçinde bir şey kırıldı.
Sessizce.
O gece eve dönmedi.
Sabah annesinin soba başındaki evine gitti.
Anne yüzüne baktı, sormadı.
Zaten anlamıştı bir terslik var.
— “Anne… dün onları duydum cep telefonundan”
— “Benim hakkımda konuştuklarını.”
Anne çayı bıraktı, elini tuttu.
— “Oğlum,” dedi,
“Bu dünyada padişahın bile arkasından konuşulur.”
“Bizim memlekette bu iş çok yapılır.
Herkes yapar, kimse kabul etmez.”
Bir durdu.
— “Ama sen de masum değilsin.”
— “Sen de zaman zaman konuştun onların arkasından.
Sonra ekledi:
— “İnsan, başkasını anlattığı kadar kirlenir.”
“O yüzden her gülene güvenme.”
“Her şeyi herkesle paylaşma.”
Biz "aman desinler desinler şeker yesinler "diye türkü söyleyen bir kültüre sahibiz.
“Derdini bazen duvara anlat.”
“Denize anlat.”
“Takvime anlat.”
“Ama insana anlatma.”
— “Ya herkese küsersin,” dedi,
“ya olanı kabul edip büyürsün.”
— “Kendine verdiğin değeri yükselt.”
“Gerisini Allah bilir.”
Sizin hakkınızda konuşuldu mu? Ne hissettiniz?
Alıntı
Babam, “Kadın uzun saçlı, iri gözlü olmalı!” derdi. Ama annemin ne uzun saçları vardı
ne de iri gözleri. Annem erkeğin güzel olmaması gerektiğine inanırdı.
Ona göre güzellik erkeklere yakışmazmış. Erkeğin ellerinin kaba, yanaklarının ise kavruk olması gerekirmiş.
Ama babam hem güzeldi hem de çekici.
Ne elleri kabaydı ne de kavruk yanakları vardı. Onlar yan yana mutlu değillerdi.
Zira kafalarındaki karşı cinse ait düşünceleri yaşamlarındaki karşı cinsle tam bir çelişki içindeydi. Onlar asla kadın aşık olmalı ve erkek bu aşka değer olmalı demediler…
Onlar aşkı -bu gereği- yaşamlarında sansür ettiler. Ve ben yıllarca hurafeler içinde savaşarak anladım ki aşksız ne uzun saçlarım güzeldir ne de iri gözlerim… ne de kaba elleri
ve kavruk yanakları ile bir erkek benim mutluluğumu garanti edecek!
Furuğ FERRUHZAD