One Nice Bug Per Day
TVSTRANGERTHINGS
styofa doing anything
hello vonnie

shark vs the universe
YOU ARE THE REASON
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Andulka
Mike Driver

izzy's playlists!
noise dept.
Game of Thrones Daily
RMH
art blog(derogatory)
AnasAbdin

No title available
Sade Olutola
dirt enthusiast

★

@theartofmadeline
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Belgium
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Türkiye
seen from Denmark
seen from Spain
@ezakiitt
aile evindeki karantina sürecim sırasıyla bu şekilde
Ben : Bu sene benim senem olacak..
2020 :
İlkokulda bizim sınıf çok fazla konuşuyordu ve gürültü yapıyordu.Öyle bir duruma gelmiştik ki bazıları terbiyesizlik yapmaya başlamıştı.Türkçe hocamız sinirli bir şekilde içeri girdi.Elindeki tebeşirle tahtaya ‘’1’’ yazdı ve ‘’Bu ‘1’ insanın karakteridir.’’ dedi.Daha sonra 1’in yanına 0 yazdı,bu sıfır insanın dış görünüşüdür,dedi ve sürekli 0 yazmaya başladı.Her sıfır yazdığında bir özellik söyledi.İnsanın yeteneği,fiziği,zeki oluşu,saygınlığı,zenginliği…En sonunda eline silgiyi aldı ve en başta yazdığı 1’i sildi.Sınıfa dönüp’’Ne kadar özelliğiniz olursa olsun.Karakteriniz olmadığı sürece bir hiçsiniz.’’dedi.
işte bize böyle hocalar lazım.
Sen hangi okula gidiyon bizim hocada yapti bunu
Benim gibi yapın, canınızı sıkan kim varsa gömün geçirin. Yıkın dağıtın. Ki herkes bi dursun desin ki haa bunun da bir sınırı varmış.
“… şiir yolu …”
Geçen gün kız arkadaşımla tartıştık. Sinirlendim. Yolun ortasında çektim gittim. Ama nasıl sinirliyim.
Sinirden köpüre köpüre yürüyorum. Sinirim bir türlü geçmiyor. Sokağı iki kere turladım. Yine aynı yere geldim. Hala aynı sinir…
Sonra eve doğru yürümeye başladım. Bir tane balıkçı gördüm. Durdum kaldım orada öylece. Gidemedim.
Benim ona sinirli olduğum kadar o da bana sinirli. İkimiz de birbirimizi kırarız korkusundayız. Her neyse…
Balıkçıya dedim bir kilo hamsi verir misin dayı? Tamam dedi. Bir kilo hamsi tarttı. Koydu poşete. Ödemesini yaptım.
Bizimki balığı çok seviyor. Canı da çekiyor. O sinir ve psikoloji ile nasıl oldu bilmiyorum, dayanamadım aldım işte. Sonra mı?
Sonra minibüs bekledim. Minibüs geldi. Bindim. Biraz ilerledikten sonra durakta durdu kaptan. Kapıdan içeri ilk giren o.
Ben ona bakıyorum, o bana. Ben ona sinirliyim, o bana. İkimiz de birbirimize baktık. Psikolojiler altüst… Bi’ gülme geldi bana. Tabii ona da.
Minibüsten inince sarıldık. Al dedim, sana balık aldım. Sen seversin. Akşama yap da yiyelim.
O da Tylol Hot almış bana. Grip olmuştum. Gel dedi. Eve gidelim de. Şunları yapayım. İç. Hastasın iyi gelir.
O an hiçbir kötü duygu birbirimize olan sevgimizin ve iyi niyetimizin önünde duramamıştı. O gün anladım ki yalnızca bütün samimiyetiyle aşık olan iki insan ne olursa olsun birbirini düşünüyor.
Bu hayatımın en tatlı anılarından biridir. Bu yüzden anlatmak istedim. Söyleyeceklerim bu kadar.
İnsanlar sevilmek için yaratıldılar,eşyalar ise kulanılmak için.Dünyadaki kaosun nedeni;eşyaların sevilmeleri ve insanların kulanlmalarıdır.
hep yüreğimde olmak için geleceksen kal, onlar öldürüyor beni. lütfen bir kanser gibi gel, bütün vücuduma dağıl, ama beni öldürme.
“Masanın yanındaki aynaya takıldı gözü. Orada zavallığını gördü, ‘büyük ve güzel’ şeylerin yokluğunu gördü yüzünde.”
Kaynak: https://twitter.com/wmkaandogan