Hikmet Ehli der ki; “Mutluluk modern zaman uydurmasıdır. Eskiler ‘bahtiyar olmak’ derlerdi, bahtıyla barışık olmak…”
Misplaced Lens Cap
Fai_Ryy
🪼
Claire Keane
No title available
art blog(derogatory)

No title available
Lint Roller? I Barely Know Her

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
noise dept.
I'd rather be in outer space 🛸

PR's Tumblrdome
h
almost home
taylor price

❣ Chile in a Photography ❣
Cosmic Funnies
Monterey Bay Aquarium
TVSTRANGERTHINGS

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@falann-filann
Hikmet Ehli der ki; “Mutluluk modern zaman uydurmasıdır. Eskiler ‘bahtiyar olmak’ derlerdi, bahtıyla barışık olmak…”
“Son okuduğunuz sayfayı kaybetmemek için bir kitabı ters şekilde bıraktığınızda , dünyayı ayraç olarak kullanırsınız.”
Olmayabilir, bu bir şeylerin ilk kez olmayışı değil.
Allah’ın dediği olur sevgili kalbim, Allah’ın dediği olur.
Günün birinde Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? ” diye tekrar sormuş.
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:
“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
Seni seviyorum demenin en naif hali💕
"Her zaman sevdiklerinizle birlikte yürüyün, yanınızda olmasalar bile..."
Bazı fiillerin her iki hali de güzeldir:
• sevmek-sevilmek
• hatırlamak-hatırlanmak
• bağışlamak-bağışlanmak
Güç olan ilkiyle yetinmektir.
|Dücane Cündioğlu
Bu dünyada hep asla vazgeçmeyenler kazanır. Ya da başka bir ifadeyle; hep sabredenler...
Eskiler evlilik çağındaki kişilere "Allahtan korkan, kuldan utanan bir eşe nasip olasın" diye dua ederlermiş. Mal, mülk, para, pul yada makam, meslek değil aranan kriterler. Allah korkusu ve haya duygusu...Anlatabiliyor muyum?..
Orta Asya'da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk savaşçılar savaşırken, arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kayaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırta dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ’dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş. İnsanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini muhtemel kötülüklerden koruyacak fikri ile arkadaş kelimesi Türkçemizdeki yerini bulmuş.
Allah sırtımızı güvenle dayayabileceğimiz güzel "arkadaşlar" nasip etsin🎈
"ALLAH'tan başka hiç kimseden bir şeyi iki defa isteme!.."
Bugün sınıfta iç organlarımızı işliyorduk. “Sağ elinizi sol tarafınıza koyun. Attığını hissettiğiniz şey kalbimiz. Kalbimiz hiç durmadan çalışır” dedim. Sonra 5 yaşındaki öğrencim şey dedi:
-Öğretmenim birisi kalbimize hızlıca vurunca kalbimiz kırılır değil mi?
Keşke sadece o şekilde kırılabilse kalbimiz diyemedim. Birisi kırar, birileri kırar, sözler kırar, hayalkırıklıkları kırar, beklentiler kırar… Kırıldıkça kırılır kalbimiz diyemedim mesela.
Eskiden kutu gibi evlerimiz vardı şimdi koli gibi siteler, rezidanslar. Eskiden mektuplar vardı şimdi mesajlar, mailler. Eskiden rengarenk misketlerimiz, bez bebeklerimiz vardı şimdi tek tıkla indiriverdiğimiz sayısız bilgisayar oyunları. Eskiden bayram ziyaretleri vardı şimdi bayram tatilleri… Ve daha pek çok şey bir masal cümlesi gibi bir varmış bir yokmuş misali artık yok. Ama bir şey var. Geçmişimizde olup şu an olmayan her şeye büyük bir özlemimiz var…
Kapı çaldığı zaman ‘kim o?’ diye sormaz hiç dedem, ‘buyrun’ diye karşılık verir ve kimin geldiğini bilmeden kapıyı açar. Bir de telefonu 'alo’ diye değilde 'hoşgeldiniz’ diyerek cevaplar hep. Ne kadar sevimli bi karşılanma, ne kadar güzel bi koşulsuz kabul.. Dedem gibi olun, dedem gibi insanlarla karşılaşın hep😊
"Keşke cezvedeki kahve olsaydım da; taşıyor olmam benim ayıbım değil, insanın ihmalkârlığı sayılsaydı. Ama insanım. Bu da, kahvenin zaferi."
Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır. Hiç olmazsa bir tek sözü…
Sabahattin Ali