Leave the raining city I am going to a place with sunshine and you

roma★

Andulka
hello vonnie
todays bird
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Discoholic 🪩
Sweet Seals For You, Always
Game of Thrones Daily
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
dirt enthusiast
trying on a metaphor
we're not kids anymore.
h
DEAR READER
Alisa U Zemlji Chuda
RMH
Jules of Nature
d e v o n
Three Goblin Art

⁂

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Australia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Malaysia

seen from France
@focusonthepower
Leave the raining city I am going to a place with sunshine and you
Onyediaralıkikibinonyedi
“Mutlu olamayacağım” hissini insan hayatında birkaç kez yaşıyor. Birkaç kez yaşadığına göre demek ki o süreci atlatmış sonra tekrar böyle hissetmiştir. aslında bu duygunun gelip geçici olduğunu kendine bakarak bile çok net görebilir. İnsanın hayatında iniş çıkışlar oluyor. Bazen en dipte hissediyor ama hafıza bir mutsuzluğu ölene dek yaşamamıza izin vermiyor. Teşekkürler beyin.
Süreç
Ne kadar güçlü olduğunu, nasıl bir hayat tecrübesi kazandığını sakin zamanlar geldiğinde ve çevrende olan bitenleri gözlemlemeye başladığın zaman anlayacaksın. İçinden geçtiğin zor zamanlarda deli gibi sövecek, umutsuzluğa düşecek ancak farkında olmasan da güçlenecek, çelik gibi olacaksın.. Ama bunu o zaman anlamayacaksın. Fırtına dindikten sonra kafanı kaldırıp etrafındaki kuru kalabalık ne yapıyor diye baktığında her şeyi anlayacaksın. İncir çekirdeğini doldurmayacak sorunlar için insanların ne kadar debelendiğini, nasıl yaygara kopardığını görünce sadece tebessüm edeceksin. Tıpkı yün yumağı ile oynayan kediyi gördüğümüzde ya da fırlattığınız topu almak için haldır haldır koşan köpeği gördüğümüzde olduğu gibi sadece bakacak ve tebessüm edeceğiz.
Aptal olduğunuzu anladığınız bir an yaşadınız mı? Arkadaşlık tertemiz bir ilişki değildir. Her ilişkide olduğu gibi çıkar bekler. Bu; birlikte geçirilen zaman, karşılıklı sevgi, güven vs. üzerindeki çıkar ilişkisidir. Ve bu ilişkide kimse tamamen iyi ya da kötü olamaz. Arkadaşlığa başlanıldığı anda çıkarlarınız beklentilerinizden geride kalırsa dengeler bozulur. Ve eninde sonunda bir taraf ihanet eder. Önemli olan o sürecin farkında olmak. Ne yazık ki çoğu kişi arkadaşına değil, arkadaşlığa değer verdiği için dürüst davranmıyor. Burada da ikiyüzlü bir ilişki oluşması söz konusu oluyor. Sizin o kötü olduğuna karar verdiğiniz ana kadar karşılıklı birçok kötülük yapılmıştır. Dostluk bir yana çıkarınızı (ki bu çıkar maddi değil, manevi daha çok) koruyamadığınızda "kötü" olduğuna karar verirsiniz. Yani aslında kimse kötü değil. Suçlu sizsiniz. Arkadaş olarak hayatınıza soktuğunuz insanı arkadaş olduğu için sevmekle o olduğu için arkadaşınız olduğu ayrımını yapabildiğinizde iyi mi kötü mü olduğunu daha rahat anlayacaksınız. Ailelerde de bu böyledir. Aileniz sizi siz olduğu için sevmez. Sizi beslediği büyüttüğü için sever. Bu nedenle başkalarının çocuğunu kolay kolay aynı derecede sevemez. Sizi siz olarak seviyorlarsa bu; "en gerçek, en saf sevgidir". dostluklarda da dikkat edilmesi gereken budur. Evet, çok zor belki ama temel bu. Arkadaşlığa değil, arkadaşına değer verecek bu değer de "o" olduğu için karşılıksız bir sevgiyle olunca gerçekleşiyor ancak. Öyle birini bulamadıysanız yalnız kalın daha iyi.
#instabiseyler ☁️ (Zilina)
“Aklı tatile gönderip kalbi vekil bırakmak.”
Uyandığın zaman, yüzündeki gülümsemenin sebebinin o olması, uykuya dalacakken, en son aklına gelenin yine o olmasıyla başlar her şey.
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu farkedeceksin, sokağa fırlayacaksın, sokaklar da dar gelecek...Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü. Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin. Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan, "yaşamak güzel", "boşver, her şey unutulur." sen hiçbirini duymayacaksın, gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin, ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin. Hep ondan bahsetmek isteyeceksin..."Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp ne dedin?" diye sormayacaksın. Yalnız kalmak isteyeceksin hem de kalabalıkların arasında kaybolmak... İkisi de yetmeyecek...Sonra geçmişi düşüneceksin, neredeyse dakika dakika ama kötüleri atlayarak. Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin, gittiğin yerlere gitmek. Bu sana hiç iyi gelmeyecek ama bile bile yapacaksın... Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın. Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için direneceksin. Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin. Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin. Herkesi ona benzetip, kimseyi onun yerine koyamayacaksın. Hiçbir şey oyalamayacak seni, ilaçlara sığınacaksın. Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan. Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek, boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin. Uyumak zor, uyanmak kolay olacak, sabahı iple çekeceksin. Bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin...Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler. Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin nafile. Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek. Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin... Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin. Telefonun çalmasını bekleyeceksin, aramayacağını bile bile. Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek, ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla. Yüreğin burkulacak... Canın yanacak... Bir daha sevmemeye yemin edeceksin, hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden. Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın. Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin. Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin. Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek. Ama gidemeyeceksin...
Ağlarken Sakızım Ağzımdan Düştü
Telefondaki ses çok ciddiydi bu sefer. Telefonu kapattım. “İyiydik lan” diyebildim. Ağlarken sakızım ağzımdan düştü. Ben hiç çok ciddi kararlar alamadım, karar alanlara arkadan baktım.
“Eğer bir kapı açılmıyorsa muhtemelen sizin kapınız değildir.”
Hayatta bazen ne kadar çaba gösterirsek gösterelim beklediğimiz sonuçları alamayabiliriz. Hayat bize daima farklı yollar sunar. Eğer yollarınızdan biri kapatılırsa, pes etmeyin. Sadece aynı tutku ve enerji ile bir başka yolu deneyin.
Köksüz
Yeterince güvenmediğim için kusura bakmayın. Güvenmemeyi öğrendim zaman içinde çünkü güvendiğimde üzülen ben oldum... Yeterince önemsemediğim için kusura bakmayın. Şuana kadar hep karşımdakini önemsedim, kendimden daha çok ona önem verdim. Karşılığında duyduğum "insan ilk önce ve daima kendini önemsemeli" oldu. Yeteri kadar dinlemediğim için kusura bakmayın. Şuana kadar can kulağıyla dinlediğim kişiler hep sonunda beni "ben sana demedim mi, ben söylemiştim zaten" deyip benim kendi yaşadıklarımla edindiğim-edineceğim tecrübeleri cesurca göğüslemek yerine onların yaşamış olduğu şeylerden ders almamakla suçladı beni. Yeterince anlayışla karşılayamadığım için kusura bakmayın. Şuana kadar hep bendim anlamaya çalışan, anlayışla karşılayıp karşımdakine şanslar veren. Ama anlayış gösterecek tahammülüm kalmadı artık. Yeterince sevmediğim için kusura bakmayın. Verdiğim emeklerin karşılığında gördüğüm, bu çabalarımın ve emeklerimin heba olmasıydı. Emek vermeye değecek bir şey kalmadı artık. İçimde büyük bir boşluk kaldı sadece... Bütün bunlar için kusura bakmayın. Biliyorum suç değildi pek çoğu hatta hiçbiri. ama size denk geldi sabrımın taşması. O yüzden kaçın kurtarın kendinizi. Bende size verecek bir şey kalmamış. Kusura bakmayın.
I feel so peaceful inside...
Benimle acılarını paylaş, sevinçlerini paylaş. bana hayallerini anlat ki gerçekleştirmeye çalışalım, zorluklarını anlat ki, beraber sırtlayalım, zaferlerini anlat bana, beraber kutlayalım. Bırak sırdaşın olayım, en iyi arkadaşın, en yakın dostun, başkalarına karşı en amansız savunucun, baş başa kaldığımızda en acımasız eleştirmenin olayım. Tek bir istediğim var senden, seni daha belki de tanımadan seven kalbimi kırma lütfen.
https://www.youtube.com/watch?v=a4zPfLP4UjU
🚀 @inktober #inktober #october #illustration #moleskine #sketch #water #watercolor #today #sketchbook #illüstrasyon #graphicdesign #girl #sad #pink #autumn #weather #pen #doodle
Animal Type - 36Days by Ana Melo
Nu – Man o To
Sözleri Mevlana’nın Divan-ı Kebirindeki Sen ve Ben isimli eserinden alınmadır.
Man Farsça’da ben, To ise sen demektir.
Saadet zamanı; avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben.
Endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben.
Bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben.
Sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden.
- Aşk, dört cümleyle bundan daha güzel anlatılmadı. (Anonim)
purp.
Gonna be sick 🍵
Yukarıda kavga var. (Turgut Özal Bulvarı'da)