Yapıcak daha iyi birşeyim mi yok yoksa herkes için aynı şeyi mi yapmak istediğim için sana da bir mektup yazmak istiyorum bilmiyorum. Salonda oturuyorum, dün arkadaşımın düğününde çok içmiş olmanın verdiği bir yogunluğu yazıyorum. Yine dizi, bir takım youtube videoları izliyorum. Sonra senin gönderdiğin sıradan bir mesajla bu hale geliyor ruh halim. Aslında hep böyle olan ruh halimin nedenini anlıyorum belki de senden gelen mesajla.
Sen gündelik hayatındaki bir krizi çözmeye çalışıyorsun. Derslerin, işin, eğitimin ve sınavların arasındaki bir keşişimin çözümünü arıyorsun: Sınav haftasını atlatıcak bir rapor. Bunun için ne yapabilirim bilmiyorum ama bir yardımım olucaksa yardım edebileceğimi söylüyorum sana. Sonra düşünüyorum, neden seninle konuşmanın beni heyecanlandırdığını. Sonra doğum günün geliyor aklıma, bir gün öncesinden hatırlatma kurduğum. Bu tarih geldiğinde sana bir hediye almış olmayı hayal ettiğimi hatırlıyorum. Şimdi de bir hediye alabilirim sana ama bunun yersiz olacağını biliyorum. Onun yerin doğum gününde bir planının olursa haber vermeni söylüyorum sana. Biliyorum çünkü belkide haber vermeyebilirsin bana. Bu ihtimal beni üzeceği için söylüyorum zaten sana “bana haber ver” diye.
Seni seviyor muyum yoksa kendi yalnızlığımdan mı kaçıyorum sorununun cevabının aynı olduğunu anlıyorum 50. kez. Yine de rahatsız ediyor bu fikir beni. Bir insanı sevmekten rahatsız olmak istemiyorum artık. Bir insanı sevdiğim için her zaman iyi birşey yapmadığımı, bir insanı sevdiğimde o insan için her zaman iyi bir insan olmadığımı da biliyorum. Senin için olmaya çalışıyorum hala. Seninle istediğim gibi bir sevgiyi yaşamayacağımı bildiğim halde yapıyorum bunu, çünkü kendim için yapıyorum aslında bunların hepsini. Belki de bunların hepsini kendim için yapıyor olma fikrini seviyorum. Bu şekilde kendi kişiliğimi ayakta tutabiliyorum.
Hala şampuan kullanmamak üzerine verdiğin kararını uygulayıp uygulamadığın geliyor sonra aklıma. Sanki bunca şeyin arasında önemli olan buymuş gibi. Çünkü seviyorum saçlarını. Hatta en sevdiğim yerinin saçların olduğunu düşünüyorum. En başından beri böyleydi zaten, sen de farkediyordun bunu. Her hali hoşuma gidiyor aslında saçlarının ama güzel kokan saçlarını açıp benim ellerim arasında dolaşırken bana baktığın bir anı hayal ediyorum hep. Tek bir özel an değil bu. Muhtemelen defalarca olmuştur, yatakta beraber uzanırken ama ben hep tek bir özel anmış gibi aynı kareyi canlanıyorum kafamda. Ben uzanırken senin bebenin benimkinin üzerine uzandığı, saçlarının yer cekimiyle yüzünün etrafını sardığı ve hatta saçların yüzünden senin biraz rahatsız olduğun, benim sol elimin senin ensenle saçlarının arasında olduğu, diğer elimin ise vücuduna dokunduğu bir an.
Yüzümü sürmek istiyorum sonra boyununa. Bu eylem çok ilkel geliyor bir yandan da. Sanki evcil bir kedinin yüzünü bir insanın koluna yada bacağına sürmesi gibi. Sanki tüm mememeli canlıların nedenini bilmediği bir sevgiyi kelimelere dökmeden yaptığı bir hareketmiş gibi geliyor bu bana.
Daha fazla ne düşüneceğimi bilmiyorum. Seni görmek de istiyorum, sevmek de ama bunun olmayışını anlayabilmek de istiyorum. Bunlarının hepsinin arasında umarım raporla ilgili sorunun çözülür diye düşünüyorum tekrar. İyi olmanı, seninle iyi olmayı istiyorum.
25 Ekim 2018, 21:15 - Çarşamba