Gecenin önerisi
hello vonnie
Not today Justin
Today's Document
YOU ARE THE REASON
tumblr dot com
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Stranger Things

PR's Tumblrdome
cherry valley forever

No title available
we're not kids anymore.
dirt enthusiast
TVSTRANGERTHINGS

Product Placement

if i look back, i am lost
Cosimo Galluzzi

Kiana Khansmith
KIROKAZE

shark vs the universe
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Poland

seen from Türkiye

seen from Poland

seen from Spain
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Canada

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Norway
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Canada
seen from France
@frenchylace
Gecenin önerisi
Unutma.
Unutuyoruz. Her şeyi. Çok fazla.
En çok da ölümü.
Yaşayacağımız iki gün, üç bile değil.
Hırslar, bencillikler, kavgalar, nefretler için kısa. Kendini bir şeyin fazlasıyla yorman için çok kısa.
Gün denen sonsuz döngü usulca fısıldadı: “YAŞA!”
Şimdi çık en güzel yola.
Sev, gülümse, iyimser ol diye.
Çünkü bu dünyaya ne verirsen onu alırsın.
Değirmenine istediklerini koy.
Sonrası hep sen.
Sadece bir gün.
Tek bir günün var, unutma.
Dilenci
Sevebilmek gerçekten de bir yetenek midir?
Ya insan hep seviyorsa veya hiç sevemiyorsa?
Buyurun sohbete.
Sevmek sevememek önemli bir duygu bazen problem hatta. Herkesi "HERKESİ" sevebilmek de bir problem fakat hiçkimseyi sevememek daha mı az problem orası bana göre meçhul. ama bildiğim daha önemli birşey varsa o da her zaman sevilmek istenmek. Birini sevmek veya sevmemek sizin elinizde olabilir belki ama biri tarafından sevilme problemi yaşamak sizin tamamen dışınızda gelişen bir olaydır. Hatta benim gibi bu konuda büyük sorunlarınız ve buna dayalı psikolojik problemleriniz (yine o kendime koyduğum muhteşem teşhislerden) varsa hayat gerçekten sizin için anlamını kaybetmiş koca bir kara delik.
Bir insan düşünün ki hep sevilmek istesin ve bunun uğrunda herşeyi yapabilecek güçte ve cesarette olsun. Korkutucu değil mi? Bence öyle. çünkü öyle anlar yaşıyorum ki sıradan hatta gerçekten sıradan insanların verdiği sıradan olumsuz tepkiler benim içimde çığ gibi büyüyebiliyor. Hatta o kadar büyüyor ki bir süre sonra beni tamamen yok edebiliyor.
Öz güveni eksik bir insanım. Bunu sürekli daha farklı şeylerle kapatmaya çalıştım sonra farkettim ki başımı kapatmaya çalışırken kıçımı açmışım. Yani aslında o kadar kasmasam da olurmuş.
Duygusal yönüm güçlü olduğu için bunu eksiklik kabul ettim hep kendimde. Bunu kapatmak için de çok güçlüymüş gibi görünmeye çalışmaktan gerçekten yıldım artık. Daha maddeci olmaya başladım. İnsanları hiçbir zaman ( çoğu zaman) fiziksel yargılamazken kendim böyle yargılanacağımı düşündüm hep. Mesela eğer kendime evden çıkmadan aynada baktığımda gördüğüm görüntü beni tatmin ediyorsa kafam dik çıktım kapıdan. Ama gün içerisinde her hangi bir parçam evden çıktığımdan farklılaştıysa eğer hep gizlemek için uğraştım durdum.
Ben yine ne anlatacakken nerelere geldim böyle. anlatacak o kadar çok şeyim var ki .
Ben buralardayım. anlatmaya hazır her zaman.
Sanırım her şeyden önce kendimden kaçmak için geldim ben buraya. Biraz kendimle yüzleşmek. Hani bazen öyle çaresiz öyle umutsuz olur da insan kalabalıkken yalnız kalır da derdini hayatında hiç görmediği ve muhtemelen bir daha da hiç göremeyeceği birine anlatmak ister. Hani öyle zamandır ki bu yazmak bile çare olmaz da sadece konuşmak ister insan. Anlamsızca dökülsün ister kelimeler, o müthiş beyin anlamsız kelimelerden anlamlı tek bir cümle kurmayı başarsın da bir işe yarasın diye.
Hayat bazen çok acımasız davranabiliyor her birimize. Hatta bazen en en hak etmeyene. Kendimi hiçbir zaman bu kefeye koymadım. Çünkü bu günümde ne yaşıyorsam geçmişimin bana olan öcü diye düşünüyorum.
İşte tam da bu noktada hayatın adaletsizliği devreye giriyor. Sen 2 yapmışsındır belki ama sana onu 12 olarak ödetiyor. Kaçıp gidiyorsun belki ama o da yeterli olmuyor.
Bu gecenin, bundan önceki gecelerin de ve pek tabiki daha iyisini dinleyene kadar bundan sonraki gecelerin önerme parçası. Unutma unutturma! Feder abi çok yaşa!
Ada Vapuru
Yandan çarklı diye devam ederdim normalde. dedim ki biraz ciddiyet biraz saygın olsun kendine. Günlük yazarken de eskiden hala kalem tutmayı biliyorken ellerim boyle yapardım yine. O kadar çok anlatacak şeyim vardı ki anlatmaya başlamadan önce heyecanlanırdım ve saçma sapan girişler yapardım. o zamanlar çocuktum ama asla masum değildim. Şimdi de bunları anlatmaya başlayacağım için heyecanlıyım sanırım. Yine de;
Ada vapuru yandan çarklı, bayraklar donanmış caf caflı.
Sanırım bu yüzden yeni bir sayfa açmaya ihtiyacım var.