Ve bir meddah çıktı meydâne;
Râviyân-ı ahbar ve nâkilân-ı âsâr ve muhaddîsân-ı rüzgâr şöyle rivâyet ederler ki;
Hâk dostum, Hâk!
Yanıldım bir çırak aldım yanıma eve gelmez külhâni dükkanda yatır, kovsam o da düşmez şânıma kibardır çarşafsız yorganda yatır, hâşâ huzurdan ustası çırağını sever; eşek aldı pazardan eşek göze geldi çatladı nazardan, eşek çıktı mezardan eşeğin aşkından ormanda yatır, bizim çırak da hırtıyı pırtıyı toplamış külhânda yatır, mürûr-u zamanda.
Dili söyler, bastonu döndürür seyre dalan gözlerini, boynunda yorgunluğun terini sildiği beyaz mendili.
İşte budur kıssadan hissesi.










