hadi yaşamayı beceremiyoruz, ulan bi insan ölmeyi nasıl beceremez lan.
will byers stan first human second

izzy's playlists!
Monterey Bay Aquarium
sheepfilms
No title available

JVL
we're not kids anymore.
$LAYYYTER
hello vonnie
cherry valley forever

ellievsbear
Acquired Stardust

JBB: An Artblog!

Origami Around

blake kathryn
Misplaced Lens Cap

pixel skylines
styofa doing anything

Kiana Khansmith
RMH

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Pakistan
seen from Australia

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Italy

seen from United Kingdom
seen from Canada
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from T1

seen from Malaysia
@geberiyorum
hadi yaşamayı beceremiyoruz, ulan bi insan ölmeyi nasıl beceremez lan.
yapamıyorum. yaşayamıyorum ben. sendelemekten çok yoruldum. çok acı çekiyorum, bitmiyo, geçmiyo. hani insan acıyla yaşamayı öğrenirdi hani her şey geçerdi.
Uzun süredir mesele iyi hissetmemek değil. Hissetmemek. Bir boşluğu yuvan sanmak ve ona aldanmak. O yuvadan kovulmak defalarca ama gidememek. Yaralarına bile boşluktan bir parça bulaştırmak ve elini yüzünü boşlukla boyamak. Bütün olamamak. Aynalarda bir bütün göremedikce kırmak istediğin tüm aynaların zihninden yavaşca yerlere düşüp bin parçaya ayrılması mesele. Siyah kara delik gibi hayal edilen o boşluğun aslında bazen karşınızda duran o insan olabilecek olması. Ve benim o insan olmam mesele. Ama mesele sizin meseleniz artık. Ben o boşluğu mesele etmeye geciktim.
ben senı yükseltmeye çalıştıkça sen beni dibe çekiyorsun. yoruldum çok yoruldum.
ben eskiden çok gülerdim. sevdim mi tam severdim. ama gitmeyi yine beceremezdim. ama eskiden çabalardım. çok çabalardım, çok isterdim. az nedir bilmezdim. şimdi yetinemiyorum da gidemiyorum da.
sen yaraya dikiş attığını sanırsın, aynı günün gecesi balkonda ellerin uyuşana kadar oturursun, yanında olsam sigaranı ben tutardım
Sen ve ben acıdan bir dağız, sen ve ben bu dünyada bir daha hiç karşılaşmayacağız.
affedemedim. eskiden olsa bana gelmen için dünyayı yakardım, kendimi hiçe sayardım. yıllar geçti, hislerim değişmedi ama sanırım köreldi. geldin, bana geldin. hala aklım almıyor ama geldin. geldin gelmesine de ben kabul edemedim. beni bırak bu yerde, artık seninle olamam dedim. affetmeyi her şeyden çok isterdim, affedemedim. yalan söyledim, ben seni sevmeyi hiç bırakamadım. ama affedemezdim.
"sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım, günlerdir söylüyorum; sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım."
ayrılık diye bi' şey yok. bu bizim yalanımız. sevmek var aslında özlemek var beklemek var. şimdi neredesin ne yapıyorsun. güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın. saçlarını tararken beni hatırladın değil mi öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan ikisi de kötü ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bi' çocuğun önce doğmasını bekliyorlar sonra yürümesini konuşmasını büyümesini. zaman ilerliyor bu defa para kazanmasını kanunlara saygı göstermesini insanların sevmesini aldanmasını aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
bugün seni görünce anladım ki ben senin aşkını yenemiyorum selma. ben bu dünyanın tepesine de çıksam seni unutamıyorum. ben kalbim olmadan da yaşarım sandım ama yaşayamıyorum. ben sensiz yaşayamıyorum selma.
orada havalar nasıl bilmiyorum ama burada artık adın bile anılmıyor.
ait olduğumu düşündüğüm her şeyde sadece misafirmişim.
beni, ”sana bir şey olmaz.” diyerek kör kuyulara ittiler. ama biliyor musunuz. bir şey oldu.
Nilgün Marmara'nın “her şeyi yazmıyorum, korkuyorum. yazarsam çok dağılacağım gibi..” dediği yerdeyim.
bazen çocuk, bazen kocaman kadın
harabeydim. bir enkaza, gebeydim. yeniden doğdum. üstelik kendimi ben, bir enkaz olarak doğurdum. benden medet ummayın. ben yokum.