sonra sen geldin. yollarda avare gezerken meğer hep evimi aradığımı öğrendim. tüm sokakların sana çıktığını. nereye gidersem gideyim yolların hep sana götürdüğünü. sevginin, karanlık bir sokağı gece yarısı nasıl da aydınlattığına şahit oldum.
occasionally subtle
YOU ARE THE REASON
d e v o n
almost home
trying on a metaphor

#extradirty

PR's Tumblrdome

No title available

⁂

Kiana Khansmith
cherry valley forever
Misplaced Lens Cap
Sweet Seals For You, Always
TVSTRANGERTHINGS
hello vonnie
No title available

tannertan36

pixel skylines
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
official daine visual archive

seen from United States
seen from Venezuela
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from Ireland
seen from Tunisia

seen from Tunisia
seen from United States
@gelmeyecekogemi
sonra sen geldin. yollarda avare gezerken meğer hep evimi aradığımı öğrendim. tüm sokakların sana çıktığını. nereye gidersem gideyim yolların hep sana götürdüğünü. sevginin, karanlık bir sokağı gece yarısı nasıl da aydınlattığına şahit oldum.
alıp başını gitmen gereken zaman gelmiş. soluklanacak bir durak aramış durmuşsun bunca yıl. meğer tek durak senmişsin. kendine bir sen yetermişsin. etrafında kimse kalmayınca bir sen varmışsın. nefesin seni ısıtır mı bilinmez ama herkesin soğuğundan korurmuş. önüne duvarlar örermiş. el olur başını okşarmış. sırtını sıvazlarmış. arkanda dururmuş. hiç gitmezmiş.
kimsem yok derken bile aklıma hep ilk sen gelmişsin. kimseymişsin ama içimde bir yerlerdeymişsin. ne kadar yürürsem yürüyeyim yollar hep sana çıkıyormuş. karanlık bir sokağı aydınlatan o sokak lambası senmişsin. gecenin kör bir vakti evine ekmek götüren baba senmişsin. elinde tuttuğu çiçeklerle annesine doğru koşan küçük çocuk senmişsin. yıllanmış sevgileriyle bankın üstünde ilk günkü gibi birbirine sarılan yaşlı çift senmişsin. kaldırım kenarında filizlenen o çiçek senmişsin. sabahları ağaç dallarından neşeli neşeli cıvıldayan kuş senmişsin. yolda gördüğü kedinin başını okşayan kişi senmişsin. pencere kenarında akşama kadar beklenmeye değecek olan senmişsin. günün herhangi bir vaktinde kapımı çalıp beni gülümseten senmişsin. en güzel manzara senmişsin. sen her yerdeymişsin. her yer senmiş.
içinde anlatamadığı bir şeyler var sanki. birikip birikip de dağ olmuş gibi. kelimeler dilinin ucuna gelmiş de oracıkta kalakalmışlar gibi. sırtında ağır bir yükle yol ortasında bırakmışlar gibi. gecenin kör vakti kapının önünde terkedilmiş gibi. ıssız, soğuk, karanlık, tek başına. sağı solu duvar. uzansa tutacak el yok.
sen bırakmışsın bırakmasına da onlar senin yakanı bırakmamış Nevra. unuturum sanmışsın, aklıma gelmez sanmışsın, rüzgar alır götürür sanmışsın ama ağırlığı hiç inmemiş omzundan. nereye gitsen taşımışsın yük misâli. soluklanacak yerin de olmamış kendini bildin bileli. sana dayanmasını iyi bilmişler de sen dayanacak yer aradığında duvarlar olmuş payına düşen. edecek tek kelimen kalmamış. sanki tükenmiş hepsi birer birer.
yokuşlar yok artık. elinden tutup da geçtiğiniz her yol çiçek bahçelerine çıkıyor. gülüşleriniz birbirine karışıp göğü aydınlatıyor. etrafı bahar kokusu sarıyor. küçük bir çocuk elinde çiçeklerle annesine doğru koşuyor. kuşlar ağacın tepesine yuva yapma telaşıyla cıvıldaşıyor. kelimeler ilk defa anlam bulmaya başlıyor. konuşmak istiyorsun. konuşmak ve hiç susmamak. hayatındaki her detayı ona anlatmak. yorulana kadar sohbet etmek ve hiç sıkılmamak. elini tutmak ve hiç bırakmamak. hepsi bu kadar.
iyi kötü gelmişsin buralara. ulaşmışsın düzlüğe, oturmuşsun şu koltuğa. geride bıraktıkların yakanı hiç bırakmamış. sandığın kadar kolay olmamış arkana dönüp bakmamak. kapıyı çekip çıkmak. yüzüne vuran rüzgara karşı sırtını gere gere yürümek. uzun zaman sonra özgür olduğunu hissetmek. belki de hava ilk defa böylesine güzeldir. güneş belki de ilk defa bu kadar parlak doğmuştur. gün ağarmak bilmemiştir. kuş sesleri sabaha kadar dinmemiştir. başın onun omzundan hiç inmemiştir. tüm yorgunluğun akıp gitmiştir. dalga sesleri ruhunu dinlendirmiştir. hiç bitmesin istemişsin. hiç bitmeyecek sanmışsın.
neye yetişmek için koşsan hep biraz gerisinde kalmışsın. neyi avucunun içine alsan sıkıp zarar vermişsin. ne vakit bir şey için savaşsan ilk yara alan sen olmuşsun. ne zaman koşmaya başlasan önüne çıkan ilk taşa takılıp düşmüşsün. en fazla darbeyi alan sürekli sen olmuşsun. en çokta kendinden.
kimi zaman onu düşünmekten uyuyamadığın geceler oldu. aklından çıkaramadın. düşünmekten kendini alıkoyamadın. bir kenarda bırakıp da yola devam edemedin Cemal. bazen bazı insanlarla çıkılan yolların sonunda ayrılık olmak zorundaymış oğlum. çok sonradan öğrendim bunu.
hiçbir hevesin kalmamış hayatla ilgili. ertesi günün hayallerini kurmayı bırakalı uzun zaman olmuş. sanki yaşamın bir kaç adım gerisinden geliyormuşsun gibi. sanki zaman seni de beraberinde götürmeyi unutmuş gibi. şu dünya telaşında artık kendini düşünmez olmuşsun. düştün mü kalkmak için hiç çırpınmamışsın, oraya oturup kalmışsın. kalkıp da yola devam etmeyi bir türlü öğrenememişsin. umutlarını poşete doldurup kapının önüne koymuşsun. boşa yük istememişsin omuzlarında. zaten bunca yıl iyi taşıdın, bırak gitsin.
sen sanıyorsun ki artık rüzgar esse sarsılmam. ama o işler öyle kolay olmuyor Ahu. şu köşeyi dönünce karşına çıksa yerle bir olacağını bildiğin hâlde nasıl kandırabiliyorsun kendini.
gelir geçer günler, haftalar, yıllar. sen hep olduğun yerde kalırsın. kaldırım kenarına oturmuş sokağın sessizliğini dinlerken bulursun kendini. böyle saatlerde etraftaki tek gürültü titrek nefesin olur. kalkıp eve gitmek istersin ama bir evin olup olmadığından bile emin olamazsın. fazla kafa yorma. belki hiç olmamıştır. belki de evin sensindir. gereksizdir fazla uzaklarda aramak.
daha yolun başındasın ama şimdiden yorgun düşmüşsün Leyla. ayaklarına taş bağlamışlar. fazla ilerleme, hep olduğun yerde kal istemişler. ne zaman gitmeye kalkışsan önünü kesmişler. tam da öyle anlarda yanında olsun elinden tutsun istemişsin. sevgisine yenik düşer de gelir diye sayıklamışsın. bazı şeyler böyledir, körü körüne inanmak istersin.
yolun sonu gelir, hava kararır, patlak sokak lambası artık aydınlatmaya başlar etrafı. sonra yağmur yağar, günlerdir sulanmayan o çiçek filizlenir. aylar yıllar geçer, unutmam dediğin herkesi unutursun. yırtar atarsın kimi sayfayı. artık gerek yoktur bazı şeyleri anımsamaya, gerek yok daha fazlasına. gün gelir herkes evinin yolunu bulur.
sen hayatın boyunca hep kendinden çok onu düşündün be Arif. azıcık rüzgar esse, üstündeki incecik cekete aldırmadan ona giderdi aklın. aman üşümesin hasta olmasın derdin. senin sevgin ona fazla geldi. senin sevgin zaten bir sana yetmedi.
artık kafanı toplayamaz olmuşsun. her parçan farklı yerlere dağılmış, kimisi kayıplara karışmış. adımların sıklaşmış. arkana bile dönüp bakmaz olmuşsun. git gidebildiğin kadar. giden geri gelmiyor zaten.
iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlandığın geceler olur ya hani bazen. tam da öyle bir gecenin içine düşmüşsün. kelimelerin oluşturduğu enkaz altında kalmışsın. soğuk duvara yaslayıp sırtını, gün ağarıncaya kadar düşünmüşsün. yanında olsa ‘yaslama sırtını duvara, hasta olursun’ derdi. yokluğunda iyi olmak neyine zaten. tüm yükü sırtlamışsın. anılar desen peşini bırakmaz. o yüzün bir daha güler mi hiç oğlum.