Sabah uyanacaksın, yine hava yağmurlu bugün gibi.
Passenger’dan ‘Let her go’ çalıyor. Taaa 10 sene öncesinin şarkısı.
Sağ tarafına bakacaksın ki yanında şuan hayalini kurduğun kişi uyumuyor. Hem zaten o yatağın sağ tarafında da yatmazdı dimi.
Ya da yanında yatan hiç öyle dergi kapaklarındaki gibi biri değil. Gri bir eşofmanla yatmış, oysa sen her sabah bel gamzesiyle uyanmak istemiştin.
Hayatının aşkını buldun mu? Sanmıyorum. Kolay bir şey değil o. Gençken rastladın belki, ama kesin kaçırdın elinden. ‘Bilmiyorum yaa kafam karışık’ cümlelerinin arasında kaybolmuştur o. Hem zaten birine hayran olmak çok ütopik dimi.
10 yıl önce yazıldığın spor salonu bir işe yaramamış, Kilo almışsın. Hatta sarkma bile var karnında. Kolların falan da hiç öyle kaslı falan değil. İşe ilk başladığın gündeki kadar dikkat çekici değilsin. Güzel olmak için BB kremden daha fazlasına ihtiyacın var artık ya da bir duş alıp çıkmak yetmiyor dimi, saçlarını düzeltmen lazım. Biraz tepen mi açılmış senin.
İş demişken, işler pek istediğin gibi gitmemiş sanki. Herkesin peşinden koştuğu işinde başarılı tiplerden olamamışsın. Oysa mülakatlarda bundan bilmem kaç yıl sonra kendimi ‘manager’ olarak görüyorum demiştin o kendini beğenmiş sarışın ik’cı kıza. O kız kesin manager olmuştur oysa sen mülakattan sonra ‘mal ya’ demiştin arkasından.
Sen mi? Sen ortalamasın işte. Ama doğru gerçi, sen zaten kariyer odaklı bir tip olmak istemedin hiç.
Artık günler bütün gün evde dizi izlemeyle geçmiyor dimi? ‘Of akşam üşeniyorum çıkmaya’ diyemiyorsun artık çünkü akşam için seni çağıran kimse yok artık. Maç izlemek bile o kadar zevk vermiyor.
Senin esprilerin falan da çok geriden geliyor sanki. Hayatın çok geriden geliyor. Mucize sana uğramamış. Çünkü sen en başından beri mucizenin kendin olduğunu düşünmüşsün. Sağ tarafında yatanın da seninle pek alakası yok gibi sanki. Çünkü o da zaten normalde sağda yatmazdı, onun da hayalleri vardı. Olmamış. Seninle bile olmamış. Halbuki sen hayat dolu biriydin, bak birinin hayatını bile dolduramamışsın.
Okulda aşık olduğun kız vardı hani, aklına geldi yine bu sabah, rüyanda gördün heralde. Ne güzel kızdı dimi, cevap vermemiştin ama son mesajına.
Geçen gün kahve alırken kasadaki çocuğu, sende şu bölümdeki üst dönem çocuğa benzettin dimi? İlk tanışmanızı anımsadın hani sonra; o gece ne içmiştiniz ikinizde.
Okuldan mezun olduğun zamanları düşün. En zorunun o zamanlar olduğunu düşünüyordun. Oysa hiç şimdi olduğun kadar boş, yalnız hissetmemiştin kendini. Güzeldi o günler bakma sen. Bir sürü hayalin vardı, yeni insanlarla tanışıyordun, yaptığın vefasızlıklar yüzüne şimdiki kadar sert vurmuyordu. Gelir geçer diyordun. Mutlaka iş arkadaşlarından birinin ev arkadaşı hoşlanırdı zaten senden. Ne kadar yalnız kalabilirdin ki? Sen üniversitenin yakışıklı çocuğusun sonuçta. Sen şu saçları güzel kızsın abi hayat ne kadar kötü olabilir ki. Ders notlarını sana verecek, yakın arkadaş maskesi giyinmiş sana aşık biri bulunurdu illaki.
Neyse, zaman geçti. Artık aramıyorlar dimi seni de? Hani şu doğum gününü asla atlamayanlar vardı bir ara, kaç doğum günüdür ‘iyi ki’ demiyorlar sana saydın mı? Sen hiç birine ‘iyi ki varsın’ dedin mi? Belki ondandır.
Hala ‘neden’ diye sormuyorsun dimi kendine? Böylesi daha kolay dimi?
Sen hala bahanesi olanlardansın dimi? Artık yemiyor ama dimi kimse bu boş havaları. Aileni özlediğini söylemek, artık seni ‘iyi bir insan’ yapmaya yetmiyor dimi. ‘Kıyamam sana’ demiyor kimse sana artık dimi.
Artık hayat, olayların üstüne gitmediğin zamanki kadar etrafından dolaşarak sana dokunmadan geçmiyor dimi? Yediğin balık, içtiğin bira eskisi gibi tat vermiyor sanki. Gözlerin doldu? Bir şey mi oldu?
Sen hiç sınanmamışsın sanki bugüne kadar, şimdi sınanıyorsun bak. Sana yetişemedi mucize. Ya da peşinden gelmenin anlamsız olduğunu mu düşündü acaba mucizeler?
Güzel şeyler vazgeçmiş sanki senden. Olsun ya, sen aynaya bakınca güzel bir şey gördüğün için ‘nasılsın’ diye bile sormadın bazen. Bedel mi ödüyorsun acaba?
Kaç yıl geçmiş üzerinden, pişmanlığın çok sanki.
Uzakta bırakılmak, uzakta durmaya benzemiyor dimi?