Bugün Dinledim..

shark vs the universe
almost home

izzy's playlists!
Monterey Bay Aquarium

❣ Chile in a Photography ❣
art blog(derogatory)
🪼

★

PR's Tumblrdome
cherry valley forever
todays bird
Sade Olutola
RMH

Love Begins
Peter Solarz

祝日 / Permanent Vacation
No title available
d e v o n
NASA

roma★

seen from United States

seen from Brunei
seen from Italy

seen from Poland

seen from France

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Italy

seen from Mexico
seen from Mexico

seen from Mexico

seen from United States

seen from France
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@giray
Bugün Dinledim..
Bugün Öğrendim ki su aygırıların sütü pembeymiş.
kumar, hayat ve ölüm
kimsenin kolay kolay girmeye cesaret edemeyeceği, karanlık, pis kokan sokaktaki o köhne kumarhaneye yol aldı. etrafına hiç bakmadan, kafasını kaldırmadan yürüyordu. o çevrenin meşhur gasp ve hırsızlık çetesinin elemanlarından birisi tanımadı o’nu. geçerken klasik bir hareketle omuz attı ve iğrenç bir ses tonuyla; “hooop! birader önüne baksana!” dedi. usulca kafasını kaldırdı İstanbul. şöyle bir baktı elemanın yüzüne…
İstanbul’u gören eleman hemen; “pardon abi! tanımadım!” dedi. o gece hiç keyfi yoktu. eğer normal zamanına denk gelseydi, eleman sağlam bir dayak yemeden kurtulamazdı elinden. terk edilmiş bir apartmanın kapısından girdi İstanbul. ağır, tutarsız adımlarla daracık koridorlardan geçerek bodrum kata ulaştı. küf, rutubet kokularının arasında zor nefes alıyordu. biraz da aldığı alkolün etkisiyle sendeliyordu. küçücük bir kapıdan eğilerek zorla da olsa içeri girdi. tüm hayatının özetiydi karşısındaki manzara. ağır bir sigara kokusu, oyun oynayan yeraltı dünyasının önde gelen mafya babaları ve tabii ki yanlarında şans melekleri. gözü şu sıralar yanında takıldığı Kemal Abi’sini aradı. Her zaman oturduğu masada gördü onu. yanına doğru yavaşça yürümeye başladı. tam bu sırada Kemal; “sen benimle dalga mı geçiyorsun lan p..venk!” diyerek ayağa kaltı ve silahını oyun oynadığı diğer kişiye doğrulttu.
İstanbul hemen iki yanında taşıdığı silahlarına davrandı ve Kemal gibi diğer adama doğrulttu. bu adamı daha önce hiç görmemişti. kim olduğundan haberi bile yoktu. adamın iki yanında bulunan elemanlar da silahlarını Kemal ve İstanbul’a doğrulttu. İstanbul hiç düşünmeden adamın sağında duran iri yarı adamı alnının tam ortasından vurdu. kullandığı özel merminin etkisiyle öyle bir kan dağıldı ki etrafa, Kemal dondu kaldı. İstanbul’a döndü; “naaaptın laaaahn! oğlum bi uslu dur ulan!” diye bağırdı ama ne çare. adamın sol tarafındaki eleman silaha mermiyi sürmek için hamle yaptı. İstanbul, adamı elinden vurdu ve “ikinci hamlende, yanındaki it gibi beynini dağıtırım, akıllı ol!” dedi..
istanbul, her zaman ki gibi kalabalık, boğucu, kirli. aslında her zaman ki gibi sessiz, ilham verici, tertemiz. duruma göre, kişiye göre kimlikleri var istanbul’un. kişiye göre senaryoları var. buraya gelip kirletenler ya da buraya gelip kirlenenler var her zaman. kaldırımları var istanbul’un. her şeye şahitlik eden büyük, kirli kaldırımlar. şimdi bu kaldırımların şahit olduğu milyonlarca hayat hikayesinden birisini okuyacağız birlikte ya da siz okuyacaksınız ben anlatacağım size..
beyoğlu’nun arka sokaklarından birisinde, çok eski zamanlardan kalma köhne bir apartman dairesinde yaşıyor istanbul. kendisi bir seksen boylarında, atletik yapılı, vurduğu yerden ses getiren kirli işlerden para kazanan birisi. çeşitli dönemlerde ünlü mafya babalarının yanında palazlanmış, palazlandıkça namı yürümüş bir deli fişek. şimdilerde tek başına ölmeye karar vermiş, bir şekilde hayatındaki herkesi kendinden uzaklaştırmış. Öğleden sonra, gece uyuya kaldığı kanepeden kalkıp kendisini istiklal’e atıyor, sabaha karşı sadece uyumak için eve geliyor. Sadece bir kanepe, eski püskü bir televizyon, küf kokan duvar kağıtları ve içkilerini koyacağı ufak bir buzdolabı. tüm malvarlığı bu kadar. yirmi sekiz yıllık yaşamında elde edebildiği her şey. onlarca çatışmaya girdi, yüzlerce mermi sıktı ancak elinde kalan kocaman bir sıfır. yüzbinlerce lira geçti eline ama ucuz barlarda ve köhne kumarhanelerde yedi hepsini..
yürüme sanatı
Şimdilerde kimse adam gibi yürümüyor. Büyük şehirlerde, özellikle İstanbul’da, yürümeyi başarabilen var mıdır? Ya koşar, atlarsınız bir yerlerden yahut daracık kaldırımlarda, alt ve üst geçitlerde birileriyle üst üste, ona buna çarpa çarpa gidersiniz. Yürümek değil, sadece taşınmaktır bunun adı. Çoğu kimse, ayaklarının, yere basıyor olmanın farkında bile değildir. Bir yerden bir yere ulaşırsınız sadece. Oysa bir bilseniz, yürümenin ne dayanılmaz bir lezzeti, ferahlığı vardır! Sıkıldığınız, bunaldığınız anlarda çıkıp yarım saat yürüseniz, hiç bir şeyiniz kalmaz. Hafifler, mutlu olur, dönersiniz.
Ali Çolak, Mavisini Yitirmiş Yaşamak, S14.
kimine göre misket, kimine göre bilye, kimine göre cicoz, kimine göre mile, kimine göre ise cilli… herkes farklı adlandırsa da bu mükemmel oyuncaktan alınan zevk herkes için aynıdır…
ölüyorum
dört duvar arasında sıkışmış kalmış bedenimden arşa yükselen ruhumun sesidir bu. güneşim yoksa neye yarar ki bu dünyada nefes almak? zehirlenmiş dudaklarım gökyüzünü yırtarcasına bağırıyor adını. içim paramparça. her yanım kanıyor. hangi yanımı tutsam kanı durduramıyorum. durduramadığım tek şey bu değil. görüyorum. ölüyorum. bitiyorum. bittikçe sürünüyor bu bedenim. acılarımı törpülemeyi tam öğrenecekken ne kadar güçsüz ve aciz olduğumu anlamıştım. bu bilmecelerin içerisinden çıkmak için verdiğim her çabanın sonunda komaya girdi bu ruh. yitirirmiyim bu yüzü? evet. bu yüzü, bu bedeni, bu ruhu. herşeyi tek tek yitirdim. yitirmeye devam ediyorum. gündüz ile gece birbirine girmiş adeta. sadece son hecem var dudaklarımda. ellerimde ne kaldı ki? koca bir hiç. sadece bir hiç. ölüyorum…
İyi geceler canım” derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde.
Özdemir Asaf
Eyvallah ne güzel bir sözdür. Bazen kabulleniş, bazen boş veriş, bazen yol veriş. Ama sonunda hep bir rahata eriş.
Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.
Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000′li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.
O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.
Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.
Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.
Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.
O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.
Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.
ölümden korkmuyor musun? dedi. ben daha fazla yaşamaktan korkuyorum. ölüm ne ki?
https://500px.com/photo/3348095/cat-pillow-dog-blanket-by-szilvia-pap-kutasi
gmail
Gmail'in iOS uygulaması yenilendi. Yeni sürümle birlikte bildirim panelinden e-posta cevaplama veya arşivleme özelliği ile e-postanın içindeki eklerle ilgili yenilikler geldi. Ekteki dosyaları istediğimiz uygulamada açma veya bir dökümanı ya da resmi başka bir uygulamadayken Gmail Uygulaması ile gönderme yenilikleri geldi. Eskiden bir fotoğrafı ya da dökümanı yollamak için Gmail uygulamasına gidip işlem yapmak gerekiyordu. Bu yeni hali oldukça pratik. Ayrıca gelen eki eskiden Gmail kendi tekelinde gösteriyordu. Örneğin bir word dökümanını artık Pages'da ya da excel dökümanını Numbers'da açabileceğiz. Bu iki özellik geç oldu biraz ama ne demişler, geç olsun güç olmasın.
Bir Apple fan'ının Samsung ile imtihanı
Yaklaşık 1 hafta önce iPhone 6'mı eşime verdim ve yerine Samsung S5 kullanmaya başladım. En son ki Android deneyimimden sonra kabul etmeliyim ki taşlar baya yerine oturmuş. O dönemden hatırladığım beni deli eden sorunlar bitmiş. Stabil, düzgün çalışan bir telefon ile karşılaştım. İlk başlarda oldukça korktuğumu ifade etmeliyim. Ancak korkularım yerini iyi deneyimlere bıraktı. iPhone 6'da beni en çok sinir eden batarya sorununu Samsung'da hiç bir ayar yapmaksızın, tüm gün açık bluetooth bağlantısına rağmen geride bıraktım.
Gördüğünüz üzere; Şarjdan telefonu çekeli 1 gün 13 saat 38 dakika olmuş. Ve %34 bataryam var. iPhone'da bu mümkün mü? Tabii ki hayır. Samsung'da işlemci 4 çekirdek, 2 GB Ram var ve pil 2.800 mAh.
Yorum sizin.
başarılı bir sesli okuma uygulaması
bunca zamandır onlarca metin okuma uygulaması/hizmeti gördüm. aralarında en iyisi bir iphone uygulaması olan "capti". uygulama türkçe telaffuz ve noktalama konusunda oldukça başarılı. bulut deponuzda bulunan dosyalarınızı ya da web sayfasındaki blok metinleri gayet akıcı olarak seslendiriyor. özellikle uzun seyehatlerinizde kulaklığınızla koca bir e-kitabı dinleyebilirsiniz. uygulamada farklı kaynaklardan bir okuma playlist'i oluşturabilirsiniz. mesela kopyaladığınız bir metni playlist'e yapıştırabilir, uygulamanın okumasını sağlayabilirsiniz. uygulama; internet, dropbox, google drive, instapaper, pocket, bookshare servislerini destekliyor. çeşitli diller için ses paketleri var. uygulamayı indirdiğinizde ingilizce geliyor. türkçe için ses paketi indirmeniz gerekli. uygulama pdf, doc, epub, ppt formatlarındaki dosyaları okuyabiliyor. deneyimlemeniz gereken bir uygulama.. uygulama linki: Capti Narrator https://appsto.re/tr/wrodA.i
mac os x'lerde dns cache temizlemek
şöyle ki;
öncelikle uygulamalar > izlenceler > terminal abiyi açıyoruz.
sonra sudo dscacheutil -flushcache yazıp enter’a basıyoruz. bizden varsa kullanıcımızın şifresini isteyecek. şifremizi yazıp enter’a basıyoruz. şifreyi yazarken ekranda bir hareket olmayacak telaş etmeyin. siz şifreyi yazıp enter’layın. böylece dns cache temizlemesi yapılmış olacak.
unutmadan bu komut 10.6 sürümü ve üstü için geçerli. eğer lion ya da mountain lion kullanıyorsanız komutunuz: sudo killall -HUP mDNSResponder
iphone'da spotify deneyimi
bir çok insan gibi mobilde müzik bulup dinleme konusunda sıkıntı yaşıyorum. uzun zamandır çeşitli servisler denedim. operatörlerin müzik servislerini bile denedim. ancak tatmin olamadım.
en son kenanaydincomtr nin tavsiyesi ile spotify'ı denedim. ilk başlarda istikrarla dinlemeye çalıştım. ortalama 1 günlük kullanımla 150-170 mb internet kullanımı ve %50-60 batarya kullanımı ile karşılaşınca hayal kırıklığına uğradım.
dışarıda hareket halindeyken şarkı aralarında 30-40 saniyeleri bulan duraklamaları saymıyorum bile.
tabii iyi bir performans için premium almanız da şart. bu da aylık 10$ demek. her ay 10$ verip bu kadar probleme katlanmak açıkcası pek işime gelmedi.
mobil performansı pek iyi değil ama desktop'daki uygulaması gayet iyi durumda. mobil için arayışlarım devam edecek.