Balbay aşkına özgürlük türküleri...
hello vonnie

izzy's playlists!

祝日 / Permanent Vacation
we're not kids anymore.
styofa doing anything
Cosmic Funnies
Cosimo Galluzzi
Keni
No title available
No title available
AnasAbdin
will byers stan first human second
One Nice Bug Per Day
Sweet Seals For You, Always
art blog(derogatory)
Sade Olutola

Discoholic 🪩
No title available
d e v o n
TVSTRANGERTHINGS

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from India

seen from India

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Syria
@gokcepiskin
Balbay aşkına özgürlük türküleri...
Ahmet Taner Kışlalı'dan ayrı 14 yıl geçiyor. Büyük düşün insanı Ahmet Taner Kışlalı, Atatürkçülüğün gerçekte ne olduğunu bizlere öğreten ender insanlardan biriydi. O'nun fikirlerine tahammül edemeyenler, Mumcu'ya Üçok'a, Aksoy'a yaptıkları hainlikten ödün vermeden aynı yöntemle O'nu öğrencilerinden ayırdı. Ahmet Taner Kışlalı, Atatürkçülüğü dar kalıplarla kuşatmayarak, gelecek nesillere buluşturmanın gereğini fark etmiş bir aydındı. Kültür Eski Bakanlığı görevinde de bulunan Ahmet Taner Kışlalı Hoca; bu ülkede aydın olmanın ateşten gömleğini giymiş, doğruları her fırsatta dile getiren ve bilimsellikten kopmayan büyük bir değerdi. Aydınlanma tarihimizin Kutup Yıldızının bir köşesi olan Ahmet Taner Kışlalı Hoca'yı bir kez daha hasret ve özlemle anıyorum.
Bu bayram Berkin uyansın!
Ülkeme ve dünyaya barış ve mutluluk gelsin!
Aileler sevenler buluşsun, nefretin kökünü kurutsun!
İnançlarımızı hayvan haklarına saygı çerçevesinde yaşayalım.
Kurban Bayramımız kutlu olsun!
CHP o soruna el attı
http://www.odatv.com/n.php?n=chp-o-soruna-el-atti-1110131200
Kim demiş ustalar ölür diye...
Saygıyla anıyoruz seni Attila İlhan...
Kültürel mirasımız ve geleneklerimizin önemini toplum olarak kabul ederken, ahlak kavramının muğlaklığı toplumda kadına yapılan yanlışlara sebep olduğunu düşünüyorum. Pınar’ın polis tacizine uğramasını, ahlak bekçiliği yapan polisin Pınar'a ahlaksızca yaklaşımını kınıyorum. Peki bu durumu nasıl değiştireceğiz?
Şafak Pavey'in tespitleri çok önemli: "Her türlü sıkıntımızın çözümünü yasalarda arayarak fena halde yanıldığımızı düşünüyorum. Yasalarımız gerçekleşti ama sokağın gerçeği daha kötüye gidiyor. Bağnaz erkek kontrolünün canlı tuttuğu gelenek yasalara karşı güçlü bir meydan okumayla direniyor."
Bizl Kadınlar el ele verip mücadele etmeliyiz. Bu mücadele hemcinslerimizin var olma mücadelesidir.
BİR YOL VAR
Bu aralar demokrasinin ne olduğunu sorguluyorum. Yıllardır ileri demokratik bir ülkede yaşayınca insan bildiklerinden bile şüphe ediyor.
Demokratik bildiğimiz ülkelerin birçoğunda yaşama fırsatı buldum. Gözlemlediğim şey refah, eğitim ve kültür seviyesi yüksek toplumlarda demokrasi şeffaflık, paylaşım ve insan hakları demek. Toplumsal mutabakatın çoğunlukla sağlanmış olduğu bu ülkelerde yurttaşlardan daha düşük faizli kredi çekmiş bir devlet başkanı istifa edebiliyor mesela, etmek zorunda kalıyor.
Bizim ülkemizde temelleri 90 yıl önce atılmış, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan devlet geleneğimizde artık varmamız gereken bir nokta var.
Güçler ayrılığı ilkesi güvence altına alınmadan, siyasal iktidarlar demokrasiden uzaklaşıp otokrasiye geçiş yapıyorlar. Buradan başlamalıyız. Sonra refahın paylaşımına geçmeliyiz.
Refah, insanca yaşam ve eğitim olmadan, bir çok yurttaşın seçme hakkı yoktur. Demokrasinin gerçekleşebilmesinin temelinde, herşeyin ötesinde refahın eşit paylaşımı yatıyor.
İnsan hakları kısmına gelince, toplumsal mutabakat çerçevesinde eşit hakları yaşamalı, yaşatabilmeliyiz. Bunu yaparken kökleri eskiye dayanan çatışmalarımızı çözerek, ileriye yönelik hedeflerimizi birlikte şekillendirerek hareket etmeliyiz. Neden? Çünkü siyasi partiler bu çözümsüzlüklerin üzerine rantlarını oturtup, yerelde ve genelde oy alıyorlar.
Oy, rant olmamalı, bir ideali gerçekleştirme yolundaki ilk adım olmalıdır. Toplumun tüm kesimini ileriye götürme hedeflerine saygı duyuyorum. Ancak onları kin, nefret ve öfkeye sürüklemenin bir faydasını görmediğim gibi ezilen sınıflara fayda sağlamadığını gözlemliyorum.
Sınıf, sınıfsal yaklaşım, sınıflar arası uçurum... Ekonomi sayfalarında görmediğimiz terminolojiler. Sol partilerin bile eskisi kadar kullanmadığı kelimeler bunlar. Sonuca gelecek olursak Türkiye'de 17 milyon insan açlık sınırında yaşıyor ve yolsuzluk almış başını yürümüş durumda. Bu ülkenin yurttaşları ancak devletin onların tepesinde değil arkasında olduğunu hissettiğinde bağlılıkları artacaktır.
Dedem öksüz bir çoban iken köy enstitüsü onun hayatını değiştirmiş, öğretmenlik aracılığıyla topluma bir fayda yaratmasını sağlamış, üstüne de kendine sosyal bir güvence sağlamıştı. Bugün öğretmen atamalarından çok polis ataması yapılan bir ülkemiz var. Üzgünüm, polisler yeni nesil yetiştiremiyorlar hatta zaman zaman el bebek gül bebek yetiştirdiğimiz nesli öldürebiliyorlar.
Demokrasi, bir ülkenin simide mahkumiyeti olmamalı. Bugün yetiştirdiğimiz çocuklarımıza iş bulamıyoruz. %25 e varan işsizlik oranları var. Paket halinde demokrasiyi altın tepside indirseniz ne olur?
Bunları bir tarafa bırakalım. Milyonlarca insanların kurtuluşu ve gerçekten demokrasiyi gerçekleştirecek iradeyi ortaya koyması için bir yol var:
Türk solu ile Kürt solunun artık barışıp, SOL adına ortak mücadele vermeleri. Birbirlerinin hassasiyetlerine saygı duyup, etnik kökene dayalı olmayan sınıfsal mücadeleyi gerçekleştirmeleri. İnsan hak ve özgürlüklerini garanti altına alıp, bu uğurda bir daha kan dökülmemesini teminat altına almaları.
İşte o zaman, küresel sermaye ne kadar acımasız olursa olsun, refahın eşit paylaşılmasını sağlayıp insanca yaşamı gerçek yapabiliriz. İlerici, aydınlanmacı ve eğitim seviyesi yüksek bir toplum yaratır, tüm dünyaya örnek bir sosyal devlet olabiliriz. Demokrasiyi gerçekleştirebiliriz evet yapabiliriz. İnanıyorum.
http://icmihrak.blogspot.com/2012/01/susaml-demokrasi-afis.html
Elif Çağlar büyük bir yetenek, büyük bir ses. Caz müziği herkese sevdirebilecek biri.
http://www.elifcaglar.com/
"Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısrar ederse onu, bütün mevcudiyetimle karşılayacağım."
Mahatma Gandhi
Atilla İlhan'ın Hangi Atatürk adlı kitabından bir kesit. Okunması gereken bir kitap...
"Geçit yok, isyan var emperyalizme karşı
Katlettiğin yetti artık, yetti artık, yetti
Geçit yok isyan var emperyalizme karşı
Söndürdüğün ocaklar yetti artık, yetti, yetti..."
Tuncel Kurtiz'i kaybetmiş olabiliriz, ama o bu dünyaya fark yaratmış bir sanatçı olarak eserleriyle ölümsüz olacak. Okuduğu şiirleri bir daha kimse onun gibi okuyamayacak.
Nur içinde yat Tuncel Kurtiz.
BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
Sanatsız bir dünya çiçeksiz bir yeryüzüdür. Adana'ya gelince, havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez; bu konuda devamlı meyve veren köklü bir ağaç gibidir.
Adana Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan 4 öğretim görevlisinin kurduğu Academic Quartet bir klasik müzik topluluğudur. Bu çok yetenekli ve akademik müzisyenlerden oluşan topluluğu dinlerken mest olmamak mümkün değil.
Toplumun sanata, bizim sanatçılara ihtiyacımız var. Dinlemeniz ve destek olmanız dileğiyle.
http://academicquartet.com/
LİDER OLMAK İÇİN BİLGELİK GEREKİR
En iyi yol arkadaşı bir kitaptır. Yolda zihin genişletmeyi severim. Bugünkü yol arkadaşım Ali Saydam'ın Vazgeçmek Özgürlüktür adlı kitabında şöyle bir kısım var:
"Veri hamdır. Tek başına hiçbir şeye yaramayabilir. Örneğin İstanbul'un nüfusunu bilmek, yasaları bilmek gibi...
Enformasyon, verinin sınıflandırılmış halidir. Çok işe yarayabilir. İstanbul'un yollarını bilmek, suç oranını bilmek, hangi suça hangi yasanın uygulanacağını bilmek gibi...
Taktikler kurabilmek için enformasyon şarttır. Ama strateji için yetmez. Onun için bilgi gerekir; yani anlamlandırılmış enformasyon... İstanbul'da bulunan sokak çocuklarının sayısı ve ona bağlı suç durumunun nedenlerini anlamak; boşanmaların, kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmaları oranında attığını tespit etmek; bir ülkenin gelecek tasarımı için hangi yasaların çıkması gerektiğini bilmek ve bu bilgiler ışığında nasıl bir strateji kurulacağını saptamak gibi...
İş bilgeliğe gelince, bir kırılma söz konusudur. Veriden, bilgeliğe gelene kadar nicel bir değişimle karşı karşıyayızdır. Bilgeliğe geçiş ise tamamen nitelik açısından bir sıçramadır. Bilgelikte işin içine şu üç öğe belirleyici olarak dahil olur: Erdemler, değerler, duygular... Bunların üzerine de hepsini taçlandıracak olan gelişmiş bir ruh!
İşte bu nedenle vizyon için, misyon için, lider olmak için bilgelik gerekir." s.69
Tüm Belediye Başkanlarına Sesleniyorum!
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları zorunludur.
Bakımevlerini ihtiyaca uygun yapmaktan çok daha fazla önem vermemiz gereken şey bu bakımevlerinin düzgün işletildiğinden emin olmamız ve hayvanlara gerçekten bakım yapılmasını sağlamamızdır.
Maalesef konuşamadığı için kendi haklarını savunamayan mazlum hayvanların bakıldığı bazı bakımevleri içler acısı halde.
Lütfen bakımevlerini kurmakla kalmayın, ayrıca düzenli denetleyin.
http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5199.html
"Bir nazar eyledim hoş cemaline
Yaktın bu bağrımı nara sevdiğim
Kemiğim tarak et zülfün teline
Aklına getirip dara sevdiğim"
Efsaneler asla ölmez. Büyük halk ozanı Neşet Ertaş'ı ölümünün 1.yılında saygıyla anıyorum.
(Not: Karakalem çalışması Celil Ulaş'a aittir. http://celilulas.com/karakalem/neset-ertas-karakalem-cizim.html )