Buenas noches amigos.

No title available

shark vs the universe
almost home

JBB: An Artblog!
we're not kids anymore.
taylor price
trying on a metaphor
Today's Document

⁂
sheepfilms

pixel skylines
Stranger Things

#extradirty

Product Placement

Origami Around
art blog(derogatory)
Claire Keane

izzy's playlists!

JVL
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Australia

seen from France
seen from United States

seen from United States

seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from Romania

seen from United States

seen from Brazil
seen from Canada

seen from United States
@grikagit
Buenas noches amigos.
Javi
Prag-Budapeşte otobüsünden sevgiler. İki saniye önce düğmemi açtım, çok rahatsız ediyordu. Sanırım kilo vermeliyim. Bugün kilo vermeye çalışırken 18 kiloya düşen 37 yaşındaki kadının haberini okudum. Üstüne de pizza yedim. Kadının sözü de nedense beni çok etkiledi: "Hayatınızı olmak istediğiniz kişiye dönüşmek için harcamayın." Son 10 gündür bir başıma ülkeler geziyorum. Çok güzel insanlarla tanıştım, çok güzel yerler gördüm. Kendine yetebilme hazzını bir defa daha yaşadım. Hayallerimin birini gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Birkaç gün sonra İstanbul'a dönüyorum. Arkadaşlarımı çok özledim. Erasmus hayatımın sonuna geldiğim için bir hüzün sardı beni. Vedaları kimse sevmez. Şu noktada, hayatımın değişimine duyduğum hayreti pekiştirmek adına geriye dönüp bakmak, birkaç ders çıkarmak, birkaç plan yapmak, birkaç da teşekkür sunmak isterim: Ders 1- Party animal değilsin. Arkadaşlarla sohbet eşliğinde içilen birkaç bira veyahut konsere gitmek seni daha çok mutlu ediyor. Ders 2- Spor yapmak seni iyi hissettiriyor. Ders 3: Hiçbir şey için geç değil. Plan 1- Çok gez. Ancak belli aralıklarla Selanik'e gitmeyi ihmal etme. Plan 2- İspanyolca öğren. Plan 3: Davula devam et. Teşekkür 1: İlk aşkım, Viyana'yı merak etmemi sağladığın için teşekkür ederim. Güzel şehirmiş. Keyfini çıkar. Teşekkür 2: İkinci aşkım, Erasmus sınavına girmemi sağlayarak Javi'yi bulmama yardım ettiğin için teşekkür ederim. Muchos besos!
Greek Princess
Yarin Yunanistan'a gidiyorum. Duygular bana Greek Princess taci yapmislar, cok duygulandim. Melis bana Erasmus paketi yapmis Gratis'ten. Seda yarin beni yolculamaya gelcek. Cok sansliyim, cok iyiyim, cok heyecanliyim. Sey bi' de, durust olmak cok onemli. Iyi geceler Istanbul.
Soframı Şenlendir Hulusi
Ve bir gün defterinizin arasında eski bir fotoğraf buluyorsunuz. Hani filmlerdeki gibi, defteri raftan çıkardığınızda, o resim ayak başparmağınızın tam da önüne düşüyor. Yere baktığınızda o gözler sizin gözlerinize bakıyor. İçine içine. Yavaşça eğilip elinize alıyorsunuz resmi, bakakalıyorsunuz, gülümsemek geliyor içinizden, şöyle yandan yandan. Ama gülümseyemiyorsunuz. Tanımıyorsunuz ki o adamı. Cemal Süreya yine fısıldıyor kulağınıza, ‘Şakalarımız, nasıl şakalardı? Unutmak değil, başka bir şey bu’. Bir müddet düşününce Cemal susuyor siz konuşuyorsunuz, evet, unutmak bu, tam anlamıyla, en temizinden. Bir bakıyorsunuz, Fotoğraftaki adamı sizi öperken hayal edemiyorsunuz, Öptüğü başka dudakları kıskanmıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, Mutluluğu sizi rahatsız etmiyor, Mutsuzluğu içinizdeki yağları şöyle bir güzel eritmiyor. Bir daha bakıyorsunuz, Hissizliğin en son safhasındasınız. A dostlar, Gerçek şu ki, Eski aşklar başlarda kalbinizde delik açıyor, Daha sonra benliğinize güç katıyor, Ve en son edebiyatınıza malzeme, sofranıza da meze oluyorlar. Afiyet bal şeker olsun!
Ara
Aralık, ayrılıktı her zaman. Bu Aralık da yine bir ayrılık gardırobu. Eski yılı katlayıp en alt rafa koydum bile. Aralık, şimdi de hep bi' ayrılık. Eski ev yerini yeni eve, eski iş yerini yeni meşgalelere bırakıyor. Aşk; Aşkı sonbahara girerken bazanın altına atmıştım. Her bitiş bir başlangıç ise, Aralık, kavuşma mı dersin yoksa? Benim kurmadığım bir düzende, benim naftalinimin kokusu sarıyor her yanı. Aralık, kış mevsiminin koyu kahverengi ahşap kutusu.
Temel Matematik
Yaksamlar. Su an kendimle gurur duyuyorum ve bu ani kaleme almaliyim. 28 Ekim 2014 Sali, Saat 19:34. Hava 14 derece gosteriyor. Uzerimde kirmizimsi sisme montum(bu sene ilk defa giydim, oha lan kis gelmis dedirtti), en sevdigim pantolonum, ayagimda kahverengi botlarim ve kafamda anneannemin ordugu mavi berem var. Kadikoy-Kabatas vapurunda Muslum Gurses’ten Affet’i dinliyorum ve keman solosu beni benden aliyor. Friends izlerken yedigim bol peynir kenarli Dominos’un yasattigi vicdan azabi sebebiyle spor salonuna gidiyorum. Gurur duydurtan sey ne diye sorarsaniz, onu kendime sakliyorum. Nasil olsa bugunu unutmam. Sevgiyle kalin.
Fotoğraf biraz grenli farkındayım, ama balık gözü makine ile çekildi ve sevgili @burcumbaygut ‘un bize armağanı. Konuya gelmeye çalışıyorum aslında bi şekilde. Çok uzatmadan anlatmaya çalışayım, bu fotoğraftan 2 sene önce sokağın köşesinde ki marketin abur cubur reyonunun önünde sen tatlı tatlı gezerken seni daha çok tanımak istediğimi söyledim. Hiç tereddüt etmedim, hep daha çok sarıldım. Hiç öteye gitmedim, hep yaklaştım. Seni sen yapanı senden daha çok kabullendim, seni kendinden daha çok sevdim. Bu fotoğraftan 6 ay önce seninle tanıştığımız haftanın içerisinde evlenmeye karar verdik, hatta hem tanışmamızı hem nikahımızı aynı haftaya getirme çakallığını yaptık sadece ben değil biz olarak. Bu fotoğraftan 9 ay sonra bizi birbirimizden kısa bi süre ayıracağını düşündüğümüz hastalığa yakalandın. Ama öyle olmadı, bu fotoğraftan 1 sene sonra sen buradan daha güzel bi yere gittin. En azından ben ve tüm sevdiklerin hep öyle düşündü, inandı ve umdu. Bu fotoğraftan 1 sene sonra bugün sensizliğin de üzerinden 1 sene geçti. Bazen sen duyarsın diye konuştum yatağın boş tarafına, bazen sen dönecekmişsin gibi dizdim tabakları masaya. Sen yokken hiç salata yapmadım, domatesi fazla soyduğum için kızmadıktan sonra ne yapayım ben salatayı. Sen yokken bi sürü insan girdi hayatıma, bazıları kalıp daha sıkı sarıldı bana , bazıları çekip gitti yoluna. Ama hiç üzülmedim senden başka, takmadım kafama gerçek anlamda. Sen yokken yükseldiğim anlar oldu, inandırmaya çalıştığın “bi gün fotoğraflarını herkes beğenecek, çünkü çok güzeller” lafının içini yine sen doldurdun ruhunla. Bedenim bir zindan, dünyam ise sadece ibaret rüyadan. Belki ikimizde hiç değildik birbirimizden uzakta ama hep olduk ya dokununca ruhun ruhuma. Sen yokken ben hep iyiyim dedim, kimseyi ezmemek için bu durumun ağırlıyla. Sen yokken ben hep sende kaldım, geriye kalan vaktimi senin ruhunda tamamlamaya.
Bence bizi kış hüznü sarmıştı. Aşk olunca işin içinde, daha bir zor oluyordu nefes almak. Hasta olmak zordu. Kaybetme korkusu muydu? Kendimi mi seni mi? Yoksa seninle daha güzel olan İstanbul'un güzelliğini mi? Peki ya seninle daha mavi olan gökyüzünün maviliği? Seninle daha sıcak olan evim, evim sensiz n'apardı? Hasta olmak zordu. Sensiz olmak? Bu konuyu kapatalım. -di'li geçmiş beni bir hayli yordu.
Atlet
Gecenin bilmem kaçıydı.İtiraflarla, gerçeklerle, korkularla dolu bir geceydi.Etiketi olmayan atletinin tersini düzünü bildiği gibi, bundan sonra olacakları da biliyordu kadın. Tanıyordu giydiği adamı.
Turn The Page
Abimle Trip'te içiyoruz. Saçlarım artık küt. Bu gece her şey değişiyor. Değişime!
"Aşağılık kompleksi" ilk kez Frued’un öğrencisi olan Alfred Adler tarafından kullanılmış bir terimdir ve Adler bu terimi negatif konotasyon yaratmak amacıyla kullanmamıştır ilk etapta. Adler’e göre aşağılık kompleksi psikolojik bir bozukluk çeşidi ya da bir insanı bir diğerinden ayırt eden bir...
Kendimi Lana Del Rey gibi hissettiğim şu günlerden bir kare dursun burada.
Bugünün şarkısı da “Ride” olsun.
İyi kışlar efenim!
Motosikletli Kiz
Merhaba! Istanbul'da hava iki gundur mukemmel! Kendime mukemmel bi' ceket aldim! Ve Kopru'den motosikletle gectim! Birkac bira icmis sekilde, Istanbul'un mukemmel havasinda, uzerimde yeni aldigim ceketle. Hayatimin En Mukemmel Dakikalariydi. Yasamak mukemmel bi' sey!
Bir sarap kadehi kadar asil kadin, aglarken kendini izledi aynada; Gozleri ne de guzel olmustu gozyaslari icinde. "Eskidendi, eskidendi, cok eskiden."
14 Ekim 2013
Merhaba. Az once hayatinin kadinini ilk evlilik yildonumlerinde kanserden kaybetmis bir adamin bloguna denk geldim. Okudum, cok guzel yazmis, cok guzel cekmis, cok guzel ayakta durmus, cok guzel dibe vurmus. Okudukca sunu fark ettim: Sevgi ve saygidan yoksun bireyler oldugunuzdan cogunuzun hayatimda olmamasindan hosnutum. “Hayat aslinda uzun.” diyen ben, simdi soyle diyorum: Hayat, o kadar da uzun degil.
Açık Mektup
"Zamanin eli degdi bize."
Sakinligiyle aklimi basimdan almis, lakin ne yaziktir ki hayatinin cizgisini degistirmeye henuz karar vermis olan o adama soyleyecek birkac sozum var.
"Baska yer baska zaman, sensiz omrum olsun."
Benim gozumde henuz tam anlamiyla “Muco” olamadan, Muco yanini cok goremedigim, mizacina yarasir sekilde sessiz sedasiz sehri terk eden; “…ve ondan bir daha hic haber alamadim…” adami Mucahit, ordasin biliyorum!
"Cunku sen, colume yagmur oldun."
Insanlara cok iyi oynadigini soyleyen bu adama, aslinda tam da kendisi oldugunu, beraberken ne de guzel vakit gecirdigimi, anlatmasam da benim kim oldugumu biliyormus gibi hissettirdigini belirtmeden edemeyecegim.
"Anlasmak bir bakis, bazen de seviyorum demektir."
Yasadigi sehri, etrafindaki insanlari, soludugu havayi, isini, evini, arkadaslarini geride birakip kendisine yepyeni bir hayat kurmaya karar verdigi sirada tanistigim bu cesur insana, “nasil olsa gidiyor” diye kendimi iyice tanitmaya cabalamadim isin asli.Oldugum kadar, konustugum kadar, gordugu kadar dedim, o kadar.
"Anlasmak bir gulus, bazen de bir ozur dilemektir."
Gel gelelim, bu adam beni taniyor gibi.Olmasi gerektigi gibi, olmasi gerektigi kadar.Ve ben bir Eylul aksami, Ege’nin bir sahil kasabasinda oturmus, “su an ne yapiyor acaba?” diye merak ediyorum bu sessiz adami.
"Insana yakisan, insanca yasayip var olmaktir."
Hayat garip ve bu bana yasama hazzi veriyor.Muco da garipliklerin bir parcasi.
Hayat uzun ve bu bana yasama hazzi veriyor.Muco da uzun hayatimin cok kisa bir kesiti olarak kalacak.
Yeni hayatlar sakin adam!
Köprü
Kabul etmen gereken bir sey var: "O aslinda iyi biri degil." Bu pismanlik duygunu kabartacak bir durum degil, hayir. Sadece kabul et. Biliyorum, kabullenme olgusu sana ters, pisman oluyorsun, hayatina girdigi gune, ona inandigin anlara lanet ediyorsun, cok dusunuyorsun, kendini aptal gibi hissediyorsun, biliyorum.Sadece insansin, insan. Iyi gunleri unutma, unutma ki guzel bir muzik esliginde yaptigin vapur yolculugunda yuzunu gulumsetsinler. Kotu gunleri unutma, unutma ki "tecrube" denilen sey gercek olsun. Basina bir daha gelirse atacagin adimi bil. Kimse yasanmisliklari inkar edemez, etme.Sadece kabul et. Gozunde buyuttugun mukemmel insan degil o. Gercek askini "gercek ask" yapacak olan bir kopru o. O kisi "o" degil. Sadece kabul et.O iyi biri degil. O iyi de degil.Olamaz, yapamaz, o yalniz, o bencil. Kabul et. Iyi yolculuklar.