Bir denizin yanında nedir ki bıyıklı ve saçları dökülmüş bir adam, kötü alışkanlıktan başka nedir bir adam..
The Bright Sessions

Discoholic 🪩
official daine visual archive
EXPECTATIONS

No title available
Cosimo Galluzzi
KIROKAZE

@theartofmadeline
occasionally subtle

ellievsbear
Color Me Curious
Sade Olutola
h
🩵 avery cochrane 🩵

oozey mess
todays bird

shark vs the universe
𓃗
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
sheepfilms
seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Kosovo
seen from Pakistan
seen from United Kingdom
seen from Colombia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Panama
@gundelikdaralma
Bir denizin yanında nedir ki bıyıklı ve saçları dökülmüş bir adam, kötü alışkanlıktan başka nedir bir adam..
Şiş erkek cesetleri çıkartılıyor denizden.
Konuşmayı öğrenen kadına alınan elbiseden dökülür nefret. Dudaklarının değdiği cerveza şişesinin içindeki izmaritler gün aşırı iş olsun diye biriktirilir. Tüm tariflerde morglar gösteriliyor annenin aldığı bayramlıklarda, rastlantıdır sana gelirim bir kaç ucuz şarap ile. Karşımda pencere önü çiçekler, ne dinlesem darmadağın uyumsuzluk. Gece olmadı sadece benim yanımda gözlerini kapattın.
Haber bülteninde çirkin el ve ayaklar.
Bir benzeri daha yok kaybolmanın, çocukların erişemeyeceği yerde umutlarım. Kadın baştan aşağı çizgisel, ananem gözlük camından yansır. İz ‘in tahakkümünde bir sakinleştirici.İri gözler ile büyüyüp kötü sözler ile yaşlanan, zoraki rastlantılar ölüme eşit, zarif yaşamaya engel. Yatağım tek bayraklı, sonuç: kimse sevmiyor artık onu.
Dişlerin artık ayrı(lı)k
Lütfen, nazik bir salon görevlisi yürür. Sabahın kabahatlerinde elinde bir hastahane köşesinde ağlamaklı kız. Hüzne mimar kelepçeler, hiç şefkat görmemiş, yalnız adamı oynayan çocuklar. Ben en çok sizinle yetinmiştim, bilmezdim haziran günleri arasına yerleştirilmiş tanıdık mayınlar. Bana hiç kötülük yapmayan insan arıyorum ve kulağımla boynum arasına şezlong atıp uzanmanı istiyorum.
Şimdi ortaçağdayım. Şatonun birinde, İsa’dan önce doğmuş tek taşak bir Asur kralına tarhana çorbası pişirmek zorundayım.
Sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı.
Kimse görmüyor buruşuk pardösü ile bir babanın kırılgan bir yelpaze olduğunu eve girince.
Yağmurun yoldaşı denebilir mi bana?
Ana dilinde tekrar et beni
Lütfen gölgeni çıkarıp askıya as ben buna alışamam. “Dünyanın” diye başlayan şiirler yazarak ahkam kesmek isterim, bu dünyanın bütün acılarını ben çekebilirim. Tanrı bir daha “yapamam” demesin kadınlar için.
Mutsuz ve hedefsiz yeni orta yaşlar.
Yüz yıl önce bir kadının zihnine girebilmek oldukça zordu., belirgin farklılıklar ve algılanmayacak kesinlikler vardı. Ama artık kadın ve erkek neredeyse aynı hayatı yaşıyor. Ortak beklentiler çukurunda, yan yana, sadece farklı fizyolojilerde var oluyorlar. Birbirlerine daha yakın ama daha az muhtaç, daha anlayışlı görünen ama daha umursamaz ilişkiler gelişiyor. Başarı ve mutsuzluk artıyor. İçinde saf ölüm ya da sonucu kolaylıkla ölüme varacak şeylerden korkuluyor. İçinde mutsuzluk olan ya da sonu üzüntüden ibaret olabilecek diğer hiç bir şey umursanmıyor bile. Bedenin ölümü, kalplerin parçalanmasından çok daha ön sıradaki kaygılardan biri.
O zaman bir üzünç aralığında başlar korku.
Ankara öyle bir şehir ki koluna giremiyorsun.
Neydi geçen zamanı unutulmaz kılan?
“Güzellik mi Çirkinlik mi?” diye bir oyun vardı. Biri “Güzellik!” diye bağırırdı,herkes güzel olurdu. Biri “Çirkinlik” diye bağırırdı, herkes çirkin olurdu.
Güzellerden bir güzel, çirkinlerden bir çirkin seçilirdi, sonra hep birlikte yeniden çocukluğa dönülürdü.
Çocukluk sadece tertemiz bir güzellikti, her şey bu kadar basit, bu kadar yalın, bu kadar kolay, bu kadar eğlenceli ve bu kadar oyundu.
Söyleyin, neydi geçen zamanı unutulmaz kılan?
Dediğime bakma aslında, başarısız boktan bir kış geçirdik kanımız bile doğru dürüst akmadı bir sürü çocuğu öldürdüler
Ben, gözardı etmeyi seçtiğin günlerin hepsiyim
Gece ve sis içinde yürüyor yüzünüzdeki derenin şıkırtısı, hüzün dünkü çocuk kalır yanınızda, gözlerinizde yakamoz vakti ve ay sessizliği, kalbi acıkmış gece fenerimsiniz, ah benim kanımı ısıtan zalim efendim, içimdeki karları erittiniz.
Belirsiz ve beklentili bir adamım.
https://www.youtube.com/watch?v=wsAW1RL1VLs