cherry valley forever
sheepfilms
Xuebing Du

Product Placement

No title available
YOU ARE THE REASON
Show & Tell

roma★
hello vonnie

tannertan36
Fai_Ryy
Noah Kahan
RMH
he wasn't even looking at me and he found me
Monterey Bay Aquarium

Janaina Medeiros

oozey mess

❣ Chile in a Photography ❣
NASA
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Cambodia
seen from Chile
seen from Cambodia
seen from Netherlands

seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@harbidenokuyorum
CHARLES BUKOWSKI 95 yaşında. İyi ki doğdun Pis Moruk.
"Dünyaya rağmen dünyanın bir sakini olacağım."
(Antonin Artaud) İntihar Üzerine
(Etienne de la Boetie) Gönüllü Kölelik Üzerine metninden bir bölüm. (1552)
YALNIZCA ŞUNU BELİRTMEK İSTERİM, nasıl olur da bu kadar insan, bu kadar köy, bu kadar şehir, bu kadar ulus, ona kendilerinin verdiği güçten başka bir güce sahip olmayan, sadece ona katlanmaya razı oldukları ölçüde kendilerine zarar verebilecek olan, ona karşı olmak yerine ona tahammül etmeyi tercih etmedikleri sürece, onlara katiyen hiçbir zarar veremeyecek olan bir tek TİRAN yüzünden acı çeker bazen. Şüphesiz çarpıcı bir durum! Ama bu o kadar yaygın bir durum ki, boyunlarına boyunduruk geçirilmiş, kendilerinden daha az sayıda bir yığın tarafından zaptedilmiş, ama, açıkça görülecektir ki, gücünden korkmayanlarına gerek olmayan bir insanın adıyla sevinip büyülenen, ona sefalet içinde hizmet eden milyon insanın görüntüsü, insanı daha çok kederlendirip daha az hayrete düşürüyor; kendilerine yönelttiği zalimlik ve acımasızlık yüzünden meziyetlerine hayran olamayacakları tek kişinin o olduğu apaçıkken. insanlığın zayıf bir özelliği, şiddete çoğu kez itaat etmek durumunda olmamızdır; taviz vermek durumunda olmamız, biz kendimizin her zaman için daha güçlü olan olamaması. Bu nedenle, bir ulus, savaşın akibetinde tek bir hizibe hizmet etmeye zorlandığında; nasıl olur da itaat eder diye hayrete düşmemeli insan, bu durumdan keder duymalı sadece, ya da, bu kötülük üzerine sabırla kafa yorup,umut içinde daha mutlu bir geleceğin yolunu gözlemeli, hayret etmek ya da müteessir olmak yerine. Nasıl tuhaf bir durumdur bu? Bunu nasıl adlandırabiliriz? Nedir bu talihsizliğin doğası? nasıl bir ahlaksızlıktır bu, ya da, nasıl bir rezalet? Sayısız insanın sadece itaat etmekle kalmayıp, köleliğe sürüldüğünü görmek mi diyelim? yönetilmek değil de zulmedilmek mi? Bu sefillerin ne paraları var , ne akrabaları, ne karıları, ne çocukları, ne de kendilerine ait olduğunu söyleyebilecekleri bir hayatları. Bir ordu tarafından değil, bir barbar sürüsü tarafından değil, onun namına kanlarını döküp hayatlarını feda etmek zorunda oldukları bir TEK ADAM tarafından, bir Herkül ya da Samson değil, bir tek küçük adam tarafından yağmalanıyor, ahlaksızlığa ve zulme maruz kalıyorlar... Böyle bir lidere boyun eğmeye korkaklık diyebilir miyiz? Ona hizmet edenlerin korkak ya da cesaretsiz olduğunu söyleyebilir miyiz? Kendini bir tek kişiden korumayanlar iki, üç, bilemedin dört kişi olsaydı eğer, bunun, şaşırtıcı olmakla beraber, anlaşılabilir bir durum olduğunu söyleyebilirdik. Böylesi bir durumda, insan cesaretsizlikten şüphelenmekte haklı olabilir. Ama yüz ya da bin kişiyse bir tek adamın kaprislerini sineye çeken, cesaretten değil de, ona karşı ayaklanma isteğinden mahrum olduklarını ve böyle bir davranışın korkaklıktan çok kayıtsızlığa işaret ettiğini mi söylemeliyiz? Yüz kişi değil, bin kişi değil ama yüz eyalet, bin şehir, milyon insan, kendisinden gördükleri en iyi muamele serflik ve kölelik eziyeti olan bir tek adama saldırmayı reddettiğinde buna ne diyebiliriz? Korkaklık mı bu? Her ahlaksızlığın insanın daha ötesine geçemeyeceği bazı sınırları vardır elbette. İki kişi, belki de on kişi, bir kişiden korkabilir; ama bin insan, milyon insan, bin şehir kendisini bir insanın tahakkümünden koruyamıyorsa, buna korkaklık denemez, çünkü korkaklık bu kadar derinlere gömülmez. Bir kaleye tırmanan, bir orduya saldıran, bir krallığı fetheden bir bireyin gayreti cesaretten daha öte bir kavramla açıklanabilir. Ama bu nasıl rezil bir ahlaksızlıktır ki, kendisine korkaklık denmesini bile hak etmez, onu anlatmaya yetecek kadar kötü bir ifade bulunamaz, bizzat doğa bile onu tanımaz ve dilimiz adlandırmayı reddeder.
LIKORN (Boris Vian)
Mayıs ayındaydı, hava berraktı Güzel yeşil bir bademdi yüreğim Dalları halkalı ağaçların yanında Sıkıca sarılmıştık birbirimize
Söylemek gerekirse kendi payıma - ki yanılgıya da düşmeyelim - Her şey otun üstünde geçiyordu. Bacakların boyunca çok yükseğe Çıktıkları için öldürdüğüm Böceklerin sayısını da hesaba katmalı. Tek tek katletmem gerekti onları Boer'lere yaptığı gibi İngilizlerin Büyük mızrak darbeleriyle, salaklar!
Bir tür esriklik vardır, sevişmekte, (Kesin bir esriklik, bunda anlaşalım) Kızlarda, bir likorn'un gözü altında Büyüklük duygusu veriyor insana Çok özel, üstelik kötü de değil. Bizi seyretmeye geliyordu çiftçiler
Kalacak zamanım olduğu için - Anımsayamazsın artık çünkü ben uyuyordum - Daha uzağa gittim. Bir çitin yanında Göğüsleri kızıl sarı kumral bir kız Bir kasap çengeline astı beni boynumdan Söylemek gerekirse onun payına - ki yanılgıya da düşmeyelim - Rahatsız ediyordum kızı, zira o çılgın Seni arzuluyordu tümden benim gibi, Bilirsin açık sözlüyümdür. Sahi, söyle, neler yaptınız?
Ertesi gün yeniden geldiğimizde Likorn yoktu artık.
Ama bir inek vardı, çoğul boynuzlu bir inek yine de çok geçer akça bir bahane bu Hele de bir Türk gibi şey …
Söylemek gerekirse, onların payına, Sağlam bir onuru var Türklerin
Ama şimdi Mayıs ayı bitti Gelecek yıla kadar kıpırdamak yok.
" a güzel kızım, sinek kadar olsun ama olsun."