ben bu dünyanın en çiçeksiz mezarıyım.
Monterey Bay Aquarium
Misplaced Lens Cap

#extradirty

Discoholic 🪩
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Love Begins
The Stonewall Inn
official daine visual archive
Cosimo Galluzzi
ojovivo
$LAYYYTER

pixel skylines

ellievsbear
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

No title available
NASA
art blog(derogatory)
KIROKAZE
occasionally subtle
untitled

seen from China

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from United Kingdom
seen from Ukraine

seen from Malaysia
seen from Colombia
seen from Barbados

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from South Africa
seen from United States
seen from India

seen from T1

seen from United States

seen from United States
@harcananhayatlar
ben bu dünyanın en çiçeksiz mezarıyım.
anlam yüklemeleri bıraktım, şarkıları dinlemeyi bıraktım, birilerinin ellerinden tutmayı bıraktım. yorgunum diyip yaslanıyorum ardıma sadece. anla, demiyorum. korkuyorum, demiyorum. yorgunum diyip susuyorum. susmalar biriktiriyorum.
kimselerin kalbini kırmadan. tüm bu kalabalığın içinden. kimseye değmeden. hayatlarına ilişmeden. ansızın ve vedasız.
Bak bu eller hiçbir şeyi güzelleştiremedi bu hayatta o yüzden böyle titrer durur
Çünkü ben hep gidiciymişim gibi hissederim. Buralara ait değilmiş, bu dünyanın bir parçası değilmişim gibi.
ben birini kırmışsam, kendimi kırarken olmuştur bu. hiçbir zaman, kalkıp da birini kırmaya kıvırmadım gömleğimin kollarını. ben kendime çevirdim namluyu. üzerinize kan sıçramışsa, bu birini vurmak istiyorum demek değildir.
kimse sandığım gibi biri değil kafama vura vura öğreticem bunu kendime
ağlayarak bitirdi o kitabı ve ekledi: "ben bir hikayede bile bu kadar sevilen kadın olamam."
"kızma bana oğlum, yaralarım kemiğe işledikten sonra merhamet duygusunun adını anmadım."
üzülmesene züleyha, senin suçun yok. bu devir her şeyi delik deşik ediyormuş.
hayatım boyunca birileri beni seviyor gibi değil, bana katlanıyorlar gibi hissedeceğim.
önceden susturmak için kendimi ağız burun savaşırdım içimle. şimdi sabahın dördünde it gibi titrerken bu balkonda kendime diyorum ki, ağla. söz, kızmayacağım.
"Füsun, hani demiştin ya yaşın otuza vurunca yük biner omuzuna diye. Ben de sana yaşım çocuk ama yüküm ağır demiştim. Bu gece sanki otuz yaşındayım füsun."
bak insan hiçbir yere sığamaz, anlarım. her yerde eğreti durur, onu da anlarım. bu dünyada bir yerim yok der, bak onu bile anlarım. ama insan kendi içine nasıl sığımaz abi. nasıl kendinde yer edinemez, nasıl kendine bile eğreti olur. bak bunu anlamıyorum. sanırım deliriyorum.
kızım,
açılan her yaraya çiçek dikmeye çalışarak onları sevemezsin
adını koyamadığım bir sancı var içimde. yarım kalmışım gibi, eksik kalmışım, bir kalbe sığamamışım. kış ortasında sokakta, soğukta bir başıma kalmışım gibi.
bana çok şey oldu ali. öyle karşına geçip tek nefeste anlatılacak şeylerden bahsetmiyorum. bana çok şey oldu ve ben bana bunlar olurken yanımda hiç kimseyi bulamadım.