"Sarılmak ayakları yerden kesmek,
nefesi nefese vurmaktır.
Gönlü fethetmek,
sağ yana da bir kalp koymaktır.
Sarılmak,
Yarayı sarmak, hasreti orta yerinden kırmaktır."
No title available

ellievsbear
🪼
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sweet Seals For You, Always
d e v o n
YOU ARE THE REASON

izzy's playlists!
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
trying on a metaphor
TVSTRANGERTHINGS
Today's Document

Discoholic 🪩

shark vs the universe
KIROKAZE
Misplaced Lens Cap
No title available
Stranger Things

#extradirty
he wasn't even looking at me and he found me

seen from Philippines

seen from Malaysia
seen from Iraq
seen from United States

seen from Chile

seen from Canada
seen from United States
seen from Iraq
seen from India
seen from T1

seen from Netherlands
seen from Italy

seen from Brazil
seen from Uzbekistan
seen from Uzbekistan

seen from Australia
seen from Palestinian Territories

seen from United States
seen from United States

seen from United States
@hatice-piraye
"Sarılmak ayakları yerden kesmek,
nefesi nefese vurmaktır.
Gönlü fethetmek,
sağ yana da bir kalp koymaktır.
Sarılmak,
Yarayı sarmak, hasreti orta yerinden kırmaktır."
Gönüllü karantina, herkes kendi OHAL'ini ilan etsin, evde kal, hayat eve sığar gibi süslü fakat içi boş sloganlar yerine acil ve gerçekçi çözümler alın. Daha geç olmasın. Sosyal devlet olmak bunu gerektirir...
Bir tüy eklense heybeme devrileceğim gibi ama sana dair ne varsa konabilir omuzlarıma.
Şairin dediğidir: "Anne ne olur hiç eksilme başımızdan." aynı zamanda dün bir çocuğun gözü önünde yaşanan barbarlık karşısında ağlayarak söylediğidir. Köşklerde de yaşıyor olsanız annenizin kalbinden daha geniş bir eviniz olmayacaktır. Omuzlarına insafın ve merhametin kuşları tünemeyen insanlardan Allah'a sığınırım...
Ben evli ama okuyan kadınlara, aynı zaman da çalışan, ev kadınlarına, torun torba demeden yaşlarına bakmadan her daim çocuk sevindirme peşinde olan kadınlara.. ve o kadınların her şeye rağmen, sevdikleri için evde aş hazırlayıp, çamaşır-bulaşık yıkayıp, bitmek bilmeyen temizlikler ile uğraşıp birde misafir ağırlamalarına hayranım. Önünüz de saygı ile eğilesim geldi.. en çokta annemin.
Çocukların uçurtmalarına benziyorsun, biliyor musun?
— Şükrü Erbaş
• Rabbim nasip etmeden önce sert rüzgarlar estirirmiş.
“Senin ruhun küçüğüm… Senin ruhun büyüdükçe güzelleşen o çirkin ördek yavrusu gibi. Ölümün büyüdüğün an olacak ve sen beyaz bir kuğuya dönüşeceksin.”
Sordum kendime neden ben?
hayatımın son seferine eğildiğim eylemsizlik durağındaki son yolcuyum.
Anlaşılmaz ağrıların kekremsi çürümüşlüğünde kayboluşlarımı sessizliğimle Haykırıyorum şimdi yazdığım dizelerde
Kahkahası kalıyor dudaklarımda arınmaz saklanışların.
Kimliğimi örtbas ederken kül sözcükler, taşınmaz uçurumları sarıyorum yorgun gözlerimin ferine.
Yeniden ağlasın diye kantarda ağır gelen öfkeli akşamlarım.
Nara abanıyor ruhsatsız bakışlarım.
El uzaklığın tenimin her milimetrekaresini sızlatıyor.
Gözlerimi kefenliyorum hasretine bir ayıpsız kan vakti, yakınına iliştiriliyorum dolunaydan sürgün gecerin Sabahlarına
Biliyor musun, sanrıların yasak adımlarla yaklaşırken uykuna, ünlemi süngülenmiş şiir oluyor sana yüzüm.
Hadi güller yakıldı har için, sen niye çarmıhta düşsün şizofren güncene?
Bugün yine çok ağladım; kirpiğin mi tutuştu yoksa ya can yarım.
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünür düşünürüm
İstanbul
Bin bir direkli Haliç'inde akşamlar
Adalarında bahar Süleymaniye'nde güneş
Ey sen ne güzelsin kavgamızın şehri
İstanbul
Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle
Parklarınla, köprülerinle, meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul
Tophane'nin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan çocuklarınla bekle
Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi
İstanbul
Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin gelsin İstanbul
Sen bize layıksın bizde sana İstanbul
İstanbul
Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle
Parklarınla köprülerinle meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul
Doğallık kazansın!
Sıkıntı,stres,depresyon,gelecek kaygısı,endişe… Bunların hepsi ne kadar alışık olduğumuz kavramlar haline geldi dimi? Şehrin kalabalığı ve koşturmacası içerisinde kendimize ve sevdiklerimize çok az zaman ayırmaya başladık. Mutluluklar ve gülümsemeler suni ve geçici gibi geliyor artık.
Bizde diyoruz ki farklı olup bu direnci kırmalıyız. Pozitif olup sıkıntı ve strese dur demeli, bazen kaçamaklar yapıp şehrin ve hayatın hızlı akışında kendimizi sıyırmalıyız. Kendimize ve sevdiklerimize zaman ayırmalı mutlu olmak için güzel vesileler bulmalı samimiyetle gülümsemeliyiz.
İnanın her güne bu zihinle uyandığımızda doğallık kazanacak.
Yol aynıysa karşılaşırsın.
Bu iç sıkıntısı, ilâhî bir îkazdır. Bu îkâzı duyabilmek de, aslında şükrü gerektiren ayrı bir nîmettir. Çünkü bu, hâlini ıslah ve hatâsını telâfî yolunda hâlâ bir ümit ışığı olduğunun bir göstergesidir. Kalbi katılaşıp mühürlenmiş gâfillerin zikirsizlikten dolayı böyle bir iç sıkıntısı duymamaları, onların ilâhî rahmetten nasiplerinin olmadığı mânâsına gelir. Onlar artık sefâletlerini saâdet zanneden şaşkınlar sürüsü hâlinde ömürlerini tüketirler.
Mevlânâ Hazretleri bu hakîkati şöyle ifâde etmektedir:
“Hak yolunda okuduğun virdi, çektiğin tesbîhi terk edince zahmete, sıkıntıya düşersin, sana sebebi bilinmeyen bir iç sıkıntısı gelip çatar.
Bu sebepsiz üzüntü, bu iç sıkıntısı bir çeşit ihtardır. Bir çeşit terbiyedir. «Devam edegeldiğin virdini bırakma, eski ahdini bozma!» demektir.
Bu iç sıkıntısı, bu darlık, bir zincir şeklini almadan; gönlünü bağlayan, sıkan şey sana ayak bağı olmadan önce virdine devam et…”
Osman Nûri Topbaş
Rasulullah buyurdu;
Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size merhamet etsin… “
Tirmizi
“Karanfil serpercesine bir kez daha vurdum ya Allâh diye açtığım yaralarıma.” diyor Zarifoğlu. İnsan hangi yarasını, acısını böyle güzel sızlatır.
Ben kimsenin uğruna göz yaşı dökmedim. Ben nasıl bu hale getirdim kendimi diye ağladım hep.