Bazı şeyleri sana yazdığımı düşünüyorsan yanılıyorsun. Her şeyi sana yazıyorum. İlhan Berk
he wasn't even looking at me and he found me
sheepfilms
Show & Tell
i don't do bad sauce passes
Three Goblin Art
trying on a metaphor

★
Today's Document

izzy's playlists!
Game of Thrones Daily
🪼

Love Begins
YOU ARE THE REASON
Lint Roller? I Barely Know Her

blake kathryn

Andulka

❣ Chile in a Photography ❣

JBB: An Artblog!
cherry valley forever
taylor price
seen from Germany
seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States
seen from New Zealand

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from Pakistan

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
@hello-alara
Bazı şeyleri sana yazdığımı düşünüyorsan yanılıyorsun. Her şeyi sana yazıyorum. İlhan Berk
‘İlk önce Mavi var. Sonra Beyaz geliyor, arkasından Siyah; başlangıçtan önce de Kahverengi var.’
Paul Auster ~New York Üçlemesi
‘Ne ilginçtir; Benliğimin derinliklerine erişemedi henüz hiç kimse… Hâlbuki her gün dev balonlar yükselirdi gökyüzüne ve beraberinde de çabucak kaybolurlardı… Yazık, bir lort olarak daima kamaramdan çıkıp; bir elime mızrak diğer elime de zıpkın almışlığım vardı oysa…’
Meral Meri
Kendini bütün bir pasta olarak sunarsan, oyundan atılırsın. Çünkü insanlar gerçekleri saydam görüntüleriyle görmekten değil, Onları karanlık bir gecede yükselen ve değişimlerini hiç çekinmeden sunan ay'ın biçimlerini talep ederler. Ve bunun adına da yaşamın kuralları derler… Bir diğer deyişle ise kazanmaktır adı. Ama bana sorarsanız beş veya on yılda bir denk gelen gerçek kişilere… Pastayı bilmem ama, birileri çıkıp “bu gezegen için her gün doğan bir güneş de var ama” demeyi bilmeli insan, diye düşünmeyi… Ve onu bizzat uygulamayı seviyorum. Çünkü yüz yıl yaşayacakmış gibi değil, ya da gereksiz kural ve sınırlarla yaşamın bir oyundan çok daha fazlasını hak ettiğine inanıyorum. Çünkü kazanmak ya da kaybetmek gibi saçmalıklara zaman harcamayı reddediyorum. Öte yandan da şöyle düşünüyorum: Evet, ben bir bütün olarak değil, parça parça bir araya gelen ve büyüyen bir kişiyim, bu doğru. Fakat öte yandan da çelişkiye inanan biriyim. Kısacası; sen yapabiliyorsan- herkes yapabilir… Yani hayat kısa ve ben bugün yine güneşliyim. Yaşasın çelişki ve yaşasın güneş!
Meral Meri / Mavi Masalımın Yeşil Kırıntıları /Güneş
Kötülerin yaptığı şeylerle baş etmeyi öğrenmek için, iyilerin psikoloğa gitmesi gerektiği tepetaklak bir dünyada yaşıyoruz. August Pullman
Ben geldim diyorsun yani… Giderayak hem de? Ama şiirler yazdım, şiirleri sana yazdım! Okudum üfledim de öyle gidiyorum diyorsun yani? Denize indim, ama bir simit alıp da öyle indim… Bir martıyla sohbet ettim… Ama o sendin; ben seninle ettim o sohbeti diyorsun yani? Hem de giderayak? Ama denizin kokusuna benzemez ki benim kokum; Ben bir balık değilim. Sonra simitçi Ahmet ağabeyin o çok taze o çıtır dediği simitleri de… Falanları da filanları da değilim; hatta o çok övüne durduğu planları hiç değilim… Kim olduğumu söylemediler mi sana? Eğer söylemiş olsalardı, Eğer bilmiş olsaydın; Giderayak yazılmış şiirlere hiç yüz vermeyeceğimi iyi bilirdin. Bence sana benimle ilgili hiçbir şey söylememiş… Yazık, bu koskocaman İstanbul da ayıp etmiş canımmm gönlüme! “Seni seviyorum!” demeden nerelere gidiyorsun a, yarim? Hem kim dedi sana, benim mektuplarla aram iyi diye? Bu koskocaman bir yalan… Benim aram yağmurlarla iyidir; yağmur eteklerimdedir… Otlarsa dizlerimde diz boyu güzeldir! Deniz ise denizlerde güzeldir ancak. Kim demiş,o gözlere de yakışır diye? Onu diyen bir kere halt etmiş; diyemedin mi ki; bir daha böyle halt etmeyesin? Bence arada sen de bir şeyler demelisin!
Meral Meri /Deniz Fenerine Yolculuk / Mektup Ve Yağmur ~ A rainy day in Istanbul, Edward Seago. English (1910 - 1974)
Bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım. Orhan Pamuk
Artık insanları tanımak için zaman kaybetmiyorum; nasıl olsa onlar zamanı gelince kendilerini tanıtıyorlar. Paul Auster
"Kış çiçeklerinin ezildiğini hayal edebilir misin? Onlar ki, bahar bulutlarının gelip onları aldıklarını söylüyorlar yaşlı ağaçlara... Birlikte ezilmiştik diyorlar, anımsıyor musunuz,kaygımızdan çok uzakta?" Meral Meri
"Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden." Özdemir Asaf
Gönlümüz nasılsa, gözümüz de öyledir. İçeride ne varsa, dışarıya bakınca onu görürüz. İbrahim Tenekeci
Nicedir yazamadım Hanginize yazmaya başlasam Ötekine yazdıklarım karışıyor Ya da düşündüğüm onca sözcük Yazılınca sanki pıhtılaşıyor
Neyi özlediniz en çok Gece göğe bakmayı ben de özlüyorum Sokak lambalarından Gök görünmüyor Oysa yüzüne çarpar yıldızlar Bozkırda göğe bakanın Gün yarım bir mevsim İstanbulda Büyümesi durmuşçasına çocukların
Başı döner kalabalığa girince Nicedir uzakta olanların Dün alıçlar gördüm de bir okulun önünde İpe dizili dağ yemişlerini Gençliğimizi anımsadım
Sokakta sesinizi duyar gibi oluyorum Sanki biriniz hemen kapımı çalacak Sofraya bir tabak daha koyuyorum
Sennur Sezer~Mektup
Kış çiçeklerinin ezildiğini hayal edebilir misin? Onlar ki, bahar bulutlarının gelip onları aldıklarını söylüyorlar yaşlı ağaçlara… Birlikte ezilmiştik diyorlar, anımsıyor musunuz,kaygımızdan çok uzakta? Hani çiğnenip ezilmiştik bir güzel düşmanla göz göze gelirken? Hani başlarımız gövdelerimizden ayrılmıştı da Ölüme eşlik eden morfinlerle bir güzel yıkanmıştık hani? Kedersizdik bu acı dolu zambakların arasında… Bu acısız fakat anlamsız bir ölümdü diyebilir miydik kendimize dostlarım? Bizi unutmak isteyecekler… Bizim varlığımızın kanı kurumuş, içi dolu kan çukuru hiç yoktu diyecekler. Onlar ki, karadutlar arasında sarhoş olup ayırmışardır bizi denizaşırı. Daha zengin olduklarını iddia ederek yapmışlardır bir de bunu. Zenginlik neydi dostlarım? Beyaz, küçücük bir kağıt parçasına dahi toplayamıyorlarsa bizi… Bunun adına harita diyebilir miyiz yalnızca şimdi? Onlar ki, kadehlerini tokuştururlardı yüzümüze sırıtarak. Ve adalet derlerdi bize. Nidalarını haykırırlardı zayıflığımıza karşı… Zayıflık neydi dostlarım? Saygın ve onurlu olmak mı? Şefkatli ve mirasçıl? Düşmansız ve sevgili? Birinci ve ikinci miydi yoksa? Ders alınacak ne çok şey vardı halbuki… Yaralarımız açıktı ve kan çukurlarımızın etrafı hala büyük. Ve devasa bir kalabalıkla ölüme yatan bizlerle doluydu. Ölüm neydi dostlarım? Savaşı güzel kılan neydi? Onu baş tacı ederek, çiçekleri ezerek, soyunu kurutarak adlandıran neydi? Bu harap edilmişliği kucaklayabilecek kadar- Karnınız gibi, aklınızın da tok olması dileğiyle… Kendinize geliniz ya da sevginize! Sevmek neydi dostlarım? Utanç çuvallarını suratımıza geçirip örtmek miydi? Yoksa tarlalara ekilmiş tohumların baharına sakladığı o hasatlara gebe kalmış bir anne miydi? Soruyorum sizlere? Kendinize ayırabildiğiniz o zaman dilimleri içinde kimin türkülerini dinliyorsunuz? Ki sürekli bir kargaşayı yaşam sayıyorsunuz kendinize. Dostlarım, zamanınızın yarısını içinize doldurun diğer yarısını da dışınıza akıtın… Doldurun ve akıtın ki dengeniz kurulsun… Çünkü o yabancı türküler sizi ufacık bir kağıt parçasına dahi dahil etmeyecektir.
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde / Savaş Üzerine Söyleyiş
Artist: Alexander Millar
‘Bir şeyin ne kadar varlığı veya gerçekliği varsa, onun o kadar sorumluluğu vardır.’
Baruch Spinoza ~Etika
“İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!”
Şems-i Tebrizi
‘Buraları rüzgâr, buraları yağmur, Sol omzuna güneşi asmadan gelme!’
Oktay Rifat
Biliyorsun işte; o beyazlı bir şeydi- Elinde tuttuğu papatyaları… Baharın elçisiydi. Öyle ilan etmişti kendini. Biliyorsun işte; Gün doğumlarını hüzünleriyle beslemeyen o cinstendi kendisi… Sen ona yetişince kalp de diyebilirsin- bi sakıncası yok. Elinde tutamadığı- hatta hiç mi hiç umursamadığı o zamanı var ya, Her gün onu görmezlikten geliyordu. Neden biliyor musun? Çünkü herkes gibi,onun da korkuları vardı… Korkaktı işte- Kendini öyle ilan etmişti. Ve biliyor musun, laf aramızda ama Kıyısında köşesinde illaki kuşlarıda olurdu… Öyle ilan etmişti kendini. Neden peki- biliyor musun? Çünkü çocuklara masal anlatmayı çok ama çok severdi… Biliyorsun işte, o beyazlı bir şeydi… Hani- hani şu herkesin başına gelen cinsten.
Meral Meri / Kendi Derinliğimin Ötesine Gittim / Masal Kuşları
Artist:Jeanie Tomanek