bakarak anlamak çağı geçti.

shark vs the universe
Monterey Bay Aquarium

PR's Tumblrdome

bliss lane
Keni
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always
🪼
Today's Document
todays bird

tannertan36
noise dept.
d e v o n
🩵 avery cochrane 🩵
Lint Roller? I Barely Know Her

ellievsbear
RMH

Discoholic 🪩

@theartofmadeline

❣ Chile in a Photography ❣

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from India

seen from Bangladesh
seen from Türkiye
seen from Ukraine

seen from Brazil

seen from United States

seen from United States
seen from T1

seen from Algeria

seen from Kenya
seen from T1
seen from United Kingdom

seen from Italy

seen from Russia
seen from Russia

seen from Malaysia
@herrenmoralite
bakarak anlamak çağı geçti.
"herkesin aynı olduğu yerde kimse yoktur."
bizim de merhaba dünya ne kadar aydınlıkmışsın diyeceğimiz sabahlara.
˚ ༘ ೀ⋆。˚
biri bu taşa adımı yazacak.
hatırlanmayacak kadar mükemmelsin. bu ceza yetsin sana.
olağan şüpheliler filminde, karısı ve çocukları rehin alınarak teslim olmaya zorlanan kaiser soze'nin çatışmaya karısı ve çocuklarını vurarak başlaması, hayatta ve sanatta bugüne kadar gördügüm en şahane karakter ve kararlılık gösterisidir. olacaksa böyle olmalı insan.
geçmiş zamanlarım hayatımın toz olup uçma evresi gibi olsa da yaşanacak olan hayatımın sürrealist portresini ben çizmek istiyorum. hakikat düşsel gerçeklikle iç içedir, buna inanıyorum.
sistemin kurduğu o dar pistte koşmayı var olmak sananlar için fayda sağlamayan her şey lüks. oysa pragmatizm ruhu araçsallaştırdıkça insanı kendi derinliğine yabancılaştırır. o atın değeri kazandığı madalyalarda değil teslim tutulamayan doğasındadır, varsın düzen bunu ancak o bacaklar kırılıp yarış bittiğinde idrak etsin
işte tam da bu yüzden hayatta ve pistte direnenlere, kendi doğasına, aşırılığına ve gerçeküstü hülyalarına inananlara, öz benliklerini yersiz heveslere, girdili çıktılı pragmatik hesaplarına satmayanlara, kendi ruh ve iç dünyalarını indirgemeyenlere ve en çok da jokeysiz koşan atlara çokça sevgilerle.
maddenin sınırlarına takılıp kalanlar için hayat sadece bir hesap işi. o çetinliğe direnebilmek, tam da dillendirdiğinden somut olanın ötesinde bir sığınak yaratabilmekten geçiyor. iç dünyası derinleşmeyen insanların hayat bilgisi hep eksik
pragmatik bir hayat anlayışının insanı sığlaştırdığını, buna karşı gerçek direncin ancak zengin bir iç dünya kurarak mümkün olduğunu savunuyorum. iç dünyasını ihmal eden insan, hayatı ne kadar çıkarları uğruna yaşarsa yaşasın, onu gerçek anlamda kavrayamaz. hiç yarış kazanamamış atlar bu yüzden ayakları kırılmadığı sürece vurulmazlar.
fizikten anlıyor fakat metafizikten anlamıyorsunuz. hayatın engin çetinliğine karşı savaşmak için gerçek üstü bir hayal, hülyaların ötesinde bir maharet, iç dünyası ve hayat bilgisi gerekir.
zamana uyan yerdedir hâl prova böyle başlar. aslında işgaliyesini seçersin onun sınırları belliliğinde. biri birinden çalar sınırını bende belirsizdir. hali ışığa kapamaksa aheng; yani nerden geldigini bilmediğim eflatun direnir ötekiye. gölge daha iddialıdır bu donanımda.
erkekliğin doğama kazıdığı o içgüdüsel zayıflığa, istemesem bile zaman zaman boyun eğiyorum. zihnimin yeterince berrak olduğuna, her şeyin bilincinde olduğuma inanıyorum. yine de en sıradan, en bayağı arzu kapımı çaldığında içimde önce ürperti gibi bir haz, ardından hafif bir mağlubiyet duygusu beliriyor. ama iş büyümeden, kendimi aşmış biri olma iddiasından vazgeçiyorum.
ne arzularımla ne de onları sürekli yargılayan o iç sesle gerçek bir uzlaşıya varabiliyorum. belki de bu gerilimi bilerek koruyorum çünkü içimde hâlâ diri olduğumun kanıtı bu. bu bir itiraftan çok, kendiyle hesaplaşan birinin sesi gibi oldu ama olsun. yine de olduğu gibi insan, nihayetinde insan kalmaya tabii olmalıdır.
kadın, erkeğin en büyük zaafıdır fakat bu zaaf, teslimiyete dönüşmemelidir. iradesini hazzına kaptıran her erkek, er ya da geç bir kimlik krizinin eşiğine sürüklenir. aklın rehberlik etmediği her bağ, sonunda duygusal bir savrulmaya dönüşmeye mahkûmdur. çünkü hazzını dizginleyemeyen biri, kendi benliğine de hükmedemez. narkissosların, casanovaların trajedisi tam olarak buradan doğar.
yine de eskilerin şu sözüne gönülden katılıyorum; kadın bedeni, dünyanın gördüğü en kusursuz şiirdir; ona denk düşecek başka bir güzellik yoktur.
erkekliğin doğama kazıdığı o içgüdüsel zayıflığa, istemesem bile zaman zaman boyun eğiyorum. zihnimin yeterince berrak olduğuna, her şeyin bilincinde olduğuma inanıyorum. yine de en sıradan, en bayağı arzu kapımı çaldığında içimde önce ürperti gibi bir haz, ardından hafif bir mağlubiyet duygusu beliriyor. ama iş büyümeden, kendimi aşmış biri olma iddiasından vazgeçiyorum.
hayat davranışların, davranışlar benliğin ama benlik hiçbir şeyin sonucudur. bu da hepsini, en çok hayatı anlamsız kılar.