~💋
cherry valley forever
Game of Thrones Daily
Jules of Nature
Monterey Bay Aquarium
RMH

izzy's playlists!
Cosimo Galluzzi
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

★
I'd rather be in outer space 🛸
hello vonnie

gracie abrams

bliss lane
No title available
almost home
will byers stan first human second
Cosmic Funnies
One Nice Bug Per Day
$LAYYYTER
Lint Roller? I Barely Know Her
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Japan
seen from United States

seen from United States
seen from Ecuador

seen from Türkiye

seen from Australia
seen from Greece

seen from T1

seen from Türkiye

seen from Australia
seen from Malaysia

seen from Australia

seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Brazil

seen from Austria
@heyiros
~💋
~💋
İlişki dinamiği basittir:
Feda edilenler heba edilirse, veda edilir.
Peki burada blogunu beğendin kaliteli bulduğun ve incelerken keyif aldığın bir blog var mı?
Kesinlikle @heyiros derdim buna da. Okurken çok keyif alıyorum ve kalemimi çok seviyorum, ayrıca mükemmel bir insan.
Ya delisin sen. O kadar duygulandırdın ki beni şu an ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum. Sen bir insanın hayatında olabilecek en iyi insanlardan birisin. Böyle bir soruda aklına direkt benim gelmem beni o kadar mutlu etti ki. Sana ve o güzel kalbine çok teşekkür ederimmm. Adı karanlık ama insanın içini aydınlatan adam, iyi ki varsın... 🥹🤍
seni derinden etkileyen duyduğunda üzüldüğün bir şarkı var mı anısı varsa anlatır mısın bayadır anılarını okumuyorum. Artık seni çok görmüyoruz gerçi buralarda umarım iyisindir ne zaman görürsen o zaman cevaplarsın ben okurum
İyiyim sadece son zamanlarda buraya pek vakit ayıramıyorum. Sorduğun için teşekkür ederim anonim
Evet, beni derinden etkileyen bir şarkı var Kurşuni Renkler. Özellikle Göksel’in yorumunu çok seviyorum. Gerçekten bambaşka bir hisle söylemiş.
Bu şarkının beni etkilemesinin nedeni ise biraz dolaylı oldu.
28 Temmuz 2020’de dayımın doğum gününde dedemi üçüncü kalp krizinde kaybettik. Kaybetmeden önce bir ameliyat geçirmişti ve ameliyattan gayet sağlıklı ve umut dolu çıkmıştı. Doktorlar her şey yolunda görünse de birkaç gün daha gözetim altında kalmasını istemişti. Dedem 65 yaşındaydı. Reklam tabelaları tasarlayan kendi halinde hayalleri olan bir adamdı. En büyük hayali bir karavan alıp şehir şehir dolaşmaktı. Hastaneden çıkar çıkmaz yapacağı ilk şey karavan almak olacaktı ama gelin görün ki büyük umutlarla girdiği hastaneden bir daha çıkamadı. Sabah saatlerinde ameliyatın ardından aniden kalbi durdu.
Baba tarafından hiç yaşayamadığım dedelik duygusunu bana yalnızca anne tarafındaki dedem yaşatmıştı. Bu yüzden bendeki yeri her zaman çok başkaydı. Onu kaybetmek sadece bir dedeyi değil çocukluğumun en güvenli köşelerinden birini kaybetmek gibiydi.
O dönem annem yasını hep sessiz yaşamaya çalıştı. Ben ve kardeşim daha fazla etkilenmeyelim diye gözyaşlarını hep yalnız kaldığında, özellikle geceleri dökerdi. Geceleri odasından Göksel in söylediği Kurşuni Renkler çalardı. Ardından hıçkıra hıçkıra ağladığını duyardım. Çoğu zaman o ağlayınca ben de uyanırdım. O zamanlar annemin bu şarkıda ne bulduğunu neden her defasında ona sığındığını anlayamazdım.
Yıllar geçtikçe kendimi aynı şarkıyı dinlerken buldum ve zamanla fark ettim ki annemin hissettiği o acı bana da geçmişti. Artık ben de bu şarkıyı duyduğum anda dedemi hatırlıyorum. Daha ilk notalarında gözlerim doluyor.
Dedem vefat etmeden sadece bir ay önce hayalini kurduğu 4x4 jipini almıştı karavanı o jipiyle sürecekti. O jipi çok severdi. Vefatından sonra ne yapacaklarını bilemedikleri için araç uzun süre apartmanın otoparkında kaldı. Ben de ara sıra gizlice anahtarını alır içine oturur Kurşuni renkleri açar ve sessizce ağlardım. Sanki o koltuklarda hâlâ onun izi var gibi gelirdi.
Bir gün aracın torpidosunu karıştırırken bir eskiz defteri buldum. Anneme götürdüm. Sayfalarını açtığımızda içinde hayalini kurduğu karavanın çizimleri vardı. Belki de yıllardır zihninde kurduğu o yolculukların ilk taslaklarıydı o eskizler.
Daha sonra dayım eskiz defterindeki karavanın anısına o karavanı dövme yaptırdı. Zamanla acımız biraz hafifleyince de annemle dayım aracı satıp anneanneme başını sokabileceği bir ev aldılar. Dedemle anneannem yıllar önce ayrılmış olsalar da dedem onu hiçbir zaman gerçekten sevmekten vazgeçmedi. Bu yüzden hep şunu düşündük: öldükten sonra arabanın parasının paylaşılmasını değil, anneannemin güven içinde yaşayacağı bir yuvaya dönüşmesini isterdi.
Yaş aldıkça bu şarkının neden dedemle bu kadar iç içe geçtiğini daha iyi anladım bazı insanlar gittikten sonra geriye sadece anıları kalmaz bir şarkıya, bir arabanın direksiyonuna, eski bir eskiz defterine, yarım kalmış bir hayale dönüşürler ve bir gün fark edersin ki o anıları aslında hiçbir yerde aramıyorsundur onlar, hayatının en sıradan anlarında sana kendilerini hatırlatıyordur.
Belki de bu yüzden Kurşuni Renkler bana hiçbir zaman sadece bir şarkı olmadı. O şarkı dedeme açılan bir kapı gibiydi. Her dinlediğimde onun sesi, hayalleri, eksik kalan yolculuğu ve çocukluğumdan kalan o güven duygusu yeniden yanıma geliyor.
Bazı insanlar hayata veda eder ama bıraktıkları iz hiçbir zaman silinmez. Sadece zaman geçtikçe acının rengi değişir. Benim için o rengin adı da hep kurşuni kaldı.
Biraz kopuk anlatmış olabilirim umarım anlaşılır okuyunca :)
Çok fazla anonim aldım ama özellikle bu anonim gözüme ilişti o yüzden önceliği bu anonime verdim diğer anonimleri de zamanla cevaplamaya çalışacağım.
Dünü toprağa gömmezseniz yarınlarınız çiçek açmaz.
Dünü toprağa gömmezseniz yarınlarınız çiçek açmaz.
Yıktığın şeyleri toparlamak istediğin zaman bulamayacağın o eksik parça ben olacağım.
Bazen insan "Ben iyiyim." dediğinde, gözlerinin içine bakıp "İyi değilsin biliyorum. Anlat üstesinden birlikte gelelim." diyecek birine çok ihtiyaç duyuyor.
Ben bu dünyanın en çiçeksiz mezarıyım.
Belki bu düşüncem yüzünden linç yiyeceğim. Ama sırf alkış almak için doğru bildiğimden vazgeçecek değilim.
"Her date’de hesabı erkek ödemek zorundadır." diyen insana saygı duymuyorum.
Bir erkeğin değerini ödediği hesapla bir kadının değerini de ona ne kadar harcatmadığıyla ölçen bir anlayışı kabul etmiyorum. Sevgi dediğimiz şey maddi roller üzerinden kanıtlanacak bir şey değildir.
"Kız ya da erkek arkadaşının karşı cinsten arkadaşı olamaz." diyen insana saygı duymuyorum.
Bana göre güvenin olmadığı yerde yasaklar başlar. Yasakların başladığı yerde ise sevgi değil kontrol vardır.
Bir erkeğin sevdiği kadının ne giyeceğine karar verme hakkı olduğunu savunan insana da saygı duymuyorum çünkü bir insanı kısıtlamak onu sevmek değil onun üzerinde hak iddia etmektir. Herkesin nerede ne giyinmesi gerektiğini bilen bir aklı bir mantığı var sonuçta.
Ve en çok bütün bunları olması gereken ilişki kuralları diye pazarlayan insanlara hiç ama hiç saygı duymuyorum. İlişki dediğiniz şey emir zinciri değildir. Sevgi bir tarafın cüzdanıyla, diğer tarafın özgürlüğüyle ölçülen bir sistem hiç değildir.
Bir erkeği ödediği hesap kadar adam, bir kadını da ödettirdiği hesap kadar değerli gören zihniyet ilişkiyi duygudan çıkarıp bir güç gösterisine çevirmiştir.
Gitme demeyi sevgi sanıyorsunuz. Kontrol etmeyi korumak sanıyorsunuz. Kıskançlığı sadakat, baskıyı sahiplenmek, güvensizliği ise aşk diye anlatıyorsunuz.
Sonra da adına green flag / red flag diyorsunuz.
Kimse üç-dört tane TikTok videosu izledi diye psikolog olmadı. Kimse üç tane ilişki podcast’i dinledi diye insan sarrafı da olmadı.
Sosyal medyada ezberlediğiniz birkaç cümleyle insan karakteri analiz ettiğinizi sanıyorsunuz. Her davranışa etiket yapıştırıp düşünmeyi bırakıyorsunuz.
Bir ilişkinin kalitesini hesabı kimin ödediği değil, yükü kimin paylaştığı belirler.
Bir ilişkinin güvenini kıyafetler değil, karakter taşır.
Bir ilişkinin sadakatini yasaklar değil, insanların kendi iradesi belirler.
Eğer birini yanında tutabilmek için paranı, baskını veya yasaklarını kullanmak zorundaysan orada sevgiden değil kontrol ihtiyacından bahsediyorsundur.
Hayat sosyal medya reels’larından ibaret değil. İnsan psikolojisi de üç maddelik ilişki listeleriyle açıklanacak kadar basit değil.
Artık rica ediyorum şu ezberleri bırakın çünkü düşünmeden tekrar edilen her kalıp sadece cehaletin daha modern görünen halidir. Bunu unutmayın.
Bunu okumaya kimin ihtiyacı var bilmiyorum ama söylemem gereken birkaç şey var.
Bir insanın size verdiği değeri anlamak için saatlerce analiz yapmanıza, arkadaşlarınıza danışmanıza ya da bahaneler üretmenize gerek yoktur. İnsan davranışı, söylendiği kadar karmaşık değildir. Biz onu karmaşık hâle getirmeyi severiz çünkü gerçek bazen bizim açımızdan can yakar.
Günümüzde insanlar, net olmanın ağırlığını taşımak yerine belirsizliğin konforuna sığınıyor maalesef. İlgi gösteriyorlar, umut veriyorlar, plan yapıyorlar, söz veriyorlar sonra da hiçbir şey olmamış gibi uzaklaşıyorlar. İşler istedikleri gibi gitmezse geri dönüyor, vicdanlarını rahatlatacak birkaç cümle kuruyor, ardından aynı döngüyü yeniden başlatıyorlar. Bunun adı kararsızlık değil sorumluluk almamaktır. Bence bunda hepimiz hemfikiriz diye düşünüyorum
Bir insanın hayatında olmak istiyorsanız bunun bedeli tutarlılıktır çünkü güven güzel konuşarak degil aynı tavrı sürdürebilerek kazanılır. Bir gün var olup ertesi gün ortadan kaybolan insanlar, sizden anlayış beklemeden önce kendi davranışlarının sonuçlarını kabul etmeyi öğrenmelidir
En büyük yanılgınız, insanların söylediklerine gereğinden fazla anlam yüklemenizdir. Oysa karakter, cümlelerde degil tekrar eden davranışlarla kazanılır. Sürekli aynı hatayı yapan birine hâlâ farklı bir sonuç arıyorsanız, aslında değiştirmeye çalıştığınız kişi o değil kendi beklentileriniz olmalı
Bu yüzden kimseyi potansiyeli üzerinden sevmeyin. "Belki değişir", "belki düzelir", "belki bu sefer farklı olur" düşüncesi çoğu zaman insanın kendi kendine kurduğu en tehlikeli tuzaktır. Siz bir ihtimali seversiniz, karşınızdaki ise gerçekte olduğu kişi olarak kalmaya devam eder sonuç olarak hiçbir şey değişmez
Kendinize şunu hatırlatın size değer veren insanı anlamak için çaba harcamazsınız çünkü davranışları zaten bunu gösterir. Sürekli açıklama beklediğiniz, nedenlerini çözmeye çalıştığınız insanlar ise size huzur değil belirsizlik bırakır sonunda da kafayı yiyen siz olursunuz
Hiç kimsenin hayatındaki yerinizi hak etmek için mücadele etmeyin. Değerinizi ispatlamaya çalışmayın. Sizi kaybetmeyi göze alan birine kendinizi anlatmaya devam etmek onun eksikliğini değil, kendi özsaygınızı tüketir.
Tabi şunu da unutmayın insanların hayatınıza girip çıkmasını engelleyemezsiniz ama kimlerin tekrar kapınızı çalabileceğine siz karar verirsiniz. Hayatınız kimi sevdiğinizle değil kimi ikinci kez hayatınıza aldığınızla şekillenir.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim :)
K.
Yine bir gece. Yine yatağımda tavana bakıyorum. Saatler sabaha doğru ilerliyor ve yine düşüncelerimle baş başayım. Sanırım geceler, insanın kendinden kaçamadığı saatler.
Bugün yine seni düşündüm ama eskisi gibi değil. Eskiden seni düşününce içimde bir umut olurdu, bir heyecan, belki de gerçekleşmesini istediğim hayaller… Şimdi ise daha çok geçmişi düşünüyorum. Bir zamanlar sana karşı hissettiğim duyguları, o duyguların bende bıraktığı izleri.
Bazen kendime soruyorum gerçekten seni mi özlüyorum, yoksa seninle kurduğum ihtimalleri mi? ve her geçen gün cevabın ikincisi olduğuna biraz daha inanıyorum.
Çünkü sana karşı hissettiklerim çok gerçekti. Belki farkında olmadığın kadar gerçek. Bazı kırgınlıklar vardır affedilir, hatta unutulmuş gibi olur. Yine de insanın içinde bir yerde yaşamaya devam eder. İşte benim içimde de öyle oldu.
Sana kızgın değilim. Kırgın da değilim artık. Sadece bazı şeylerin eskisi gibi olamayacağını kabul ettim ve sanırım büyümek biraz da bu; bazı duyguların bittiğini inkâr etmek yerine, onları güzel oldukları yerde bırakabilmek.
Bu gece de diğer geceler gibi geçecek. Sabah olacak, hayat devam edecek ama biliyorum ki sen, hayatımın unutamayacağım bir parçası olarak kalacaksın. Sadece artık kalbimdeki yerin değişti. Belki de en çok bunu kabullenmem zaman aldı.
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkmaz, sadece hayatımızdaki yerleri değişir. Sen de benim için öyle oldun. Bir zamanlar kalbimde en özel yerde olan kişi, şimdi anılarımda güzel bir yerde duran birisin. Sana karşı içimde hâlâ bir değer var yaşadığımız şeyleri ve paylaştığımız yılları yok sayamam.
Ama artık seni sevdiğim gibi sevmiyorum. Bunu söylemek belki de en zor kabullendiğim şey oldu. Çünkü bir zamanlar uğruna bu kadar çok şey hissettiğim birine, bugün sadece sevgiyle ve dostlukla bakabilmek kolay olmadı.
Bazı şeyler kırıldığında tamamen yok olmaz sadece eskisi gibi olmaz. Ben de olanları, kırıldığım yerleri ve değişen duygularımı kabullendim. Belki bir gün bu gece düşündüklerimi hatırlayıp sadece gülümseyeceğim. Çünkü bazı insanlar hayatımızda kalmaz ama bize hissettirdikleriyle iz bırakır ve sen, benim hayatımda izi kalan ama artık yoluma başka bir yerden devam ettiğim bir hikâye olarak kalacaksın.
Benim anlamak için gecelerimi kattıklarım beni hiç anlamadılar.