Sinirleniyorum

if i look back, i am lost
DEAR READER

tannertan36
taylor price
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

No title available
$LAYYYTER
Cosimo Galluzzi
noise dept.
ojovivo
he wasn't even looking at me and he found me

Kaledo Art

PR's Tumblrdome

@theartofmadeline
Jules of Nature

#extradirty
will byers stan first human second

shark vs the universe
One Nice Bug Per Day
art blog(derogatory)

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Italy
seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from Ireland
seen from Colombia
seen from Colombia
seen from Colombia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@iluvya2403
Sinirleniyorum
Siktiğimin bulaşığı
Konuşacak hiçbir şey yokmuş gibi hissettiriyor. Sanki kelimeler yakılmış ve külleri etrafa saçılmış. Birkaç tuş ötemde bir sürü insan var belki. Bense odamda, nedeni bilinmez, kendime mahkumum. Halsiz hissediyorum. Uğraşamayacak kadar yorgun. Tek kalamayacak kadar yalnız.
Ne yapsam olmuyor, olmuyor. Tadı kaçtı artık bazı şeylerin. Ben çırpınıp duruyorum sürekli. İçimde birikmiş bir şey patlamış sanki. Ve ben niyeyse yine kimsenin yanında ağlayamam gibi.
Gün doğmadan, deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola
Yorulacaksın belki koşturmaktan sevdan ardına
Bazen ağlayacaksın yokken sebep ortada
Suskun bir coşkunun doruklarında pür köpük, rüzgarlı
Mutluluk, ufuklar kadar ırak değildir sana
~ 3D Dil Bilgisi Konu Özetli Soru Bankası
Şuralarda bir yerlerde bir ağırlık var, ben hissetmedikçe büyüyen. Göz kapaklarımı aşağı çekiyor ve uyanmama izin vermiyor. Sıkıyor, sıkıyor ve düğmemi ilikliyor, bunaltıyor beni. Soracak olsanız hayat bulantısı, derdim.
Aga hiçbir şey o kadar umrumda değil ki. Ama artık bir şeyler umrumda olmalı sanki.
Ne kadar hızlı geçmiş zaman, aynı zamanda geçmemiş de.
İçimde ara sıra açılan bir hüzün deliği var, sanki hiç tam olarak iyileşmemiş bir yaraymış gibi.
Hayattan keyif almak çok kolay aslında: sevdiğin bir yemek, içtiğin bir kahve, sevdiklerinle eğlenmek, yürüyüş yapmak, bir dizi izlemek, şarkı dinlemek, kedi sevmek, hediye vermek, uzun bir günün ardından yatağa uzanmak... Hayattan zevk alamayanların bir tebriği hak ettiğini düşünüyorum. Çünkü sevinecek onca şey varken hayatla anlaşamamak zor bir şey. Ama bazen sadece bazı iyiler bazı insanlara denk gelmez. Bazı insanlar hayatlarında keyif alacakları şeyleri bile unutturacak kadar zor şeyler yaşarlar. Bazen bir insan her iki durumu da yaşar. Poliannacılık oynamaya lüzum yoktur hayatta.
Şehir ışıklarına baktığımda her yanan lamba bambaşka, yepyeni hayatların varlığını fısıldıyor bana. Aynı anda milyonlarca kişi farklı yerlerde farklı kişilerle farklı yaşamlar sürüyor. Pencereden dışarı bu kadar uzun süre baktığım olmamıştı hiç. Gecenin bir vakti, evlerin ışıkları gibi, bir yerlerde birilerinin hayatları sönüyor. Her gece aynı güne mi uyuyoruz bilmiyorum ama her gün aynı hayata küsüyoruz.
Ay bu ne yeter
Konuşmak istediğim ama ne olduğunu bilmediğim şeyler var yine içimde. Bir kere yükselince düşmek korkutuyor. Sürekli ilerlemek zorundaymışım gibi. Bu dağı tırmanırken ayağım biraz kaysa ölmem herhalde. İnsan gerileyebilir de. Kendim, kendime bu kadar yüklenme.
Aferin bana.
Tam her şey yoluna girdi derken gelen o boşluk hissi duvara uzun uzun baktırıyor.
Traşın çok yakışmış, diyemedim. Sana defalarca bakmak istememe sebep olmasına rağmen.
"Şimdi yüzü bana dönük bir maskem var."
Neyi özlemem gerektiğini bile bilmediğim bir evredeyim.
"Seviyordum, biliyordun ve gidiyordun."