O gece, Sendin gelen, Ezel kadar uzaktan, Melekler, Her zerreye, Müjde verirken Hakk'tan; O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.
(via ozgur-beden)
sheepfilms
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

JBB: An Artblog!
Cosmic Funnies
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
dirt enthusiast

oozey mess
$LAYYYTER

No title available
Peter Solarz
NASA
TVSTRANGERTHINGS

Janaina Medeiros

izzy's playlists!
occasionally subtle

pixel skylines

Kiana Khansmith

blake kathryn
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Show & Tell

seen from United States

seen from Lithuania

seen from Germany
seen from Russia

seen from Malaysia

seen from New Zealand
seen from United States
seen from Argentina

seen from Bahrain

seen from United States

seen from Czechia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Brazil

seen from Brazil

seen from Germany
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Bahrain
@inarenur
O gece, Sendin gelen, Ezel kadar uzaktan, Melekler, Her zerreye, Müjde verirken Hakk'tan; O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.
(via ozgur-beden)
….Umma ki küsmeyesin.. Alvarlı Efe Hz.
Sormuşlar dervişe sabrı ne ile bilirsin diye
Hasretle demiş.
500 kişi bir seminerdeydi.
Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi.
Herkese bir balon vererek başladı.
Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı.
Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi.
Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı,
insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler,
tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını
ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi.
Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki:
“Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor
ve nerede olduğunu bilmiyor.
Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir.
Onlara mutluluk verin;
sizinki size gelir.
Ve insanların yaşam amacı da budur..
Mutluluğun peşinden gitmek.”
Tiffany Moore
İnsan nereden girdiyse bir yere,
Orada ağırlanır..
Gözünde,
Sözünde,
Yüreğinde…
Mehmet Deveci
Kırk say, bugün iki de
Kırk taş topla bahçeden
İkincisi küçük olsun adına hatır de
Ay pencerene düştüğünde atarsın,
Bir de çay demle hatrıma
Bu sefer demsiz olsun, bir köşede soğusun
Soğursa için de soğur, unutursun
Hatır de , unuttum de , iki de
Buğra Kaan Sermihan ( Kırk Say )
HAYATTA HİÇ BİRŞEY TESADÜF DEĞİLDİR… Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, profesörünüz, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı… Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız. Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır. Hiçbir şey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız… Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır. Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları AFFEDIN. Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılığında onu KOŞULSUZ sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için. Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın.SİMDİ'nin Gucunu iliklerinize çekin. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun, ONLARI DİNLEYİN, aşık olun, zincirlerinizi kırın; YARGILAMAYIN ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı DİK tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize İNANIN. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz. Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın! Oyunun kurallari şudur: “ Bilmek, kabullenmek, bağışlamak, dengelemek ve kendini sevgiyle acmak” OYUN BİTTİĞİNDE ŞAH VE PİYON AYNI KUTUYA KONULUR… Oyun bittiğinde hepimiz BİR olup aynı yere gideceğiz öyle değil mi? Bize faydası olmayan geçmişde takılıp kalmanın bize hiç bir faydası yok… Alıntı
Christian Koepke
Susanna Marie
@rusticbones.