Hayat ne garip! 1 yıl sonra aynı hislerle, aynı yerdeyim...
Hangi yüzle döneceksin “altın madenine”? Muhtemelen dönmezsin, gururdan, büyüyemeyeceğinden, çocuk...
Başlarken ne kadar masumdu herşey. Öyle miydi, gerçekten? O zaman bilmediğim, beni kendine bağladıktan sonra itiraf ettiğin yalandan anlamalıydım. Bedenin de adın gibi çamura bulanmıştı. Görmezden geldiğim ilk kırmızı bayraktı bu. Özgüvenini geri kazanacağın ilk limana demir atmıştın...
Kolay kolay kimsenin kabullenemeyeceği gerçeğini sırtımda taşıdım. Yüzüne hiç vurmadım. Hata yaptıkça, hoş gördüm. Toparlandın, geliştin, kırılan kanatlarını onardım. Daha önce yaptığım gibi senin de götünü kaldırdım. Sen beni etrafına gösterip hava atarken, ben seninle gelecek hayalleri kurdum. Elini ilk uzatanla uçup gittin...
Zamanla bencilleştin. Beni aldatmanı dinledim. Oysa seni sevdim, değer verdim, güvendim. Sana yeterince sorun çıkarmayınca, kendi uydurduğun dramanla sıkılıp beni ittin. Sana en ihtiyacım olan anda düşmeme izin verdin. Sonra üstüme basıp geçtin...
Şimdi sana verdiğim sevgiyi, güveni, emeği, zamanı, değeri bırakıyorum yanına. Siliyorum çamurunu vücudumdan. Beni yalnız kodun, şimdi ellerin hani? Tutsana ellerimi!
Bu yaz seninle çok eğlendim, gezdim, mutlu oldum. Keşke yaz aşkı olarak kalsaydın. Almam gereken son ders olman dileğiyle....
En büyük korkun olan senden önceki gibisin artık. Beni bilirsin, beni üzene iyi dileğim olmaz. “Ah”ımı aldın... Hakkım da helal olmaz...
Eğer bir gün dönersen, büyü de gel çamur...
https://youtu.be/4lXkpQ-6yHU