yoruldum kendimi dolaşmaktan. nehirde yıkansam, suyu bulandıracağımdan korkuyorum.
wallacepolsom
Fai_Ryy
Stranger Things
$LAYYYTER
Jules of Nature
The Bowery Presents
I'd rather be in outer space 🛸

oozey mess

Origami Around
we're not kids anymore.

titsay
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
trying on a metaphor
Sade Olutola

No title available

PR's Tumblrdome
untitled

JVL
Show & Tell

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Germany

seen from Netherlands

seen from Italy
seen from Brazil

seen from Germany
seen from United States
seen from Argentina

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@iyesiz
yoruldum kendimi dolaşmaktan. nehirde yıkansam, suyu bulandıracağımdan korkuyorum.
sigarayı çoğalt, insanı azalt, kafana sık, beni de siktir et artık.
iki seksen değil, iki noksan. yerde. zavallıymışçasına.
Martine Franck. Quartier de Belleville,1984.
beş dille, üç alfabeyle, sana o eski arapçalardan yonttuğum müsveddelerle neler yazdım ama olmuyor işte siktir et. ben seni çok özledim. seni anadilimde, seni bir çocuğun dahi kurabileceği bir cümleyle ama kimsenin yüreğinin yetmeyeceği büyüklükte, seni çok, yemin ederim ki ben seni çok özledim.
terk edemezsin yalnız birini.
kendimle çarpışmak. kendimle çatışmak. kendimle barışmak. biliyor musun, hep aynı hikaye.
fransız ihtilali oldu, berlin duvarı yıkıldı, sovyetler dağıldı, ben de kendimi pek iyi hissetmiyorum.
bütün kavgalarım anlamını yitirdi, süngüm düştü, miğferim parçalandı. savaş alanından kaçtım. artık en az senin kadar korkağım.
hop, yaşlanıyoruz iyice!
fransız ihtilali oldu, berlin duvarı yıkıldı, sovyetler dağıldı, ben de kendimi pek iyi hissetmiyorum.
şifa diliyorum ruhuma.
atmak istiyorum bu bedeni ana rahmine geri dönmeli
zaman tutsaklığımın zincirlerini kırar mıydı. yalvarırım kemiklerini kırmasın. nihayetinde sen ve ben çok benziyoruz ama bunca parça parça eksilmişken olanı da parçalara ayırmasınlar ne olur. ben artık kendimi de toplayamıyorum, bırak kalsın bu dağınıklık, bu harabe. bir zambak bile yakışmıyor bu harabeye. bu ne demek bilir misin. bilmezsin. eşiğin ötesi uçurummuş ve ben şimdi hangi kapıya gideyim bilmiyorum. zihnimin içi şu kalabalık istanbuldan daha gürültülü. sahi insan en çok benzerinden mi yara alır. senin geçtiğin yollardan geçerken ayaklarım paramparça. ben bu eksik hâlimle nereye sığacağımı bilmiyorum hiç. beni bu tanımsız ağrılardan, bu yabancı sokaklardan çekip alsan keşke. gölgesi kendinden ağır bir yük bu taşıdığım. beni yeniden doğurma. topraktan geldik toprağa gideceğiz. toprak oldur beni.
senin ellerin, tek tonlu ve uzun soluklu portremin nar çiçeğiyle ezilip karışan renklerini tanrılaştırır.
derdimin çiçeği.