düş kırıklıkları müzesi* hoşgeldiniz.
düş bahçeleri müzesi* hoşgeldiniz :)
One Nice Bug Per Day
The Bowery Presents
noise dept.

izzy's playlists!
h

pixel skylines
Cosimo Galluzzi
★
Sade Olutola

bliss lane
No title available
Game of Thrones Daily
No title available
taylor price
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

if i look back, i am lost
Claire Keane
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Monterey Bay Aquarium
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from South Korea
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from Sweden

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Brazil
seen from France

seen from Uruguay

seen from United States
seen from Venezuela

seen from T1

seen from Sri Lanka
seen from United States
seen from Philippines
@kalbimincirpinislari
düş kırıklıkları müzesi* hoşgeldiniz.
düş bahçeleri müzesi* hoşgeldiniz :)
Öyle bir aşk ki bu, öyle melun öyle çaresiz bir şey ki. Gözünün feri sönmüştü yıllardır. İçimi yakıyordu resimlerde içi bomboş bakan gözlerini görmek. Fakat ne zaman ki gördü beni yıllar sonra, şimdi ilk gün ki gibi ışıl ışıl parlıyor gözleri. Gözlerinin içi gülüyor Müzeyyen. Seni sevmiyorum dese bile kar etmez artık. Bu aşk ikimizin de boyunu aşmış..
Aşk katilisin sen.
Anlat bana şimdi, gecenin üçüne yemin olsun, hangi kapıdan çıkıyorsun şimdi yada belki hangi kapıdan giriyorsun. kimin teninde eskidin yine kimin teninde eksildin. unutabildin mi beni, avutabildin mi kendini. nerede bitirdin geceyi. anlat hadi. kızmayacağım. ne zaman becerebildim ki sana kızmayı. çocuğu elin yanar dokunma dediği çaya dokunmuş da elini yakmış anneler gibi, getir üfleyeyim yarana, ne de olsa benden kaçmak için varmıyor musun oralara da. ne zaman kızabildim ki sana. sadece bilmek istiyorum anlat. nasıl bir avuntu veriyor üç kuruşluk gölgelerde soluklanmak. senin bedenin değilse de ruhun satılıkmış, bak harcıyorsun her gece bir başkasına, kirletme demedim mi ellerini çocuk. yıkarsan geçmez, ben görürüm tenindeki el izlerini. anlamıyorsun. sana kızmayışım artık çok sevdiğimden değil, vazgeçtiğimden. ben sevdasında satılık değilim ki bizi harcamanı hazmedebileyim. ben sana sadece acıyorum artık. yaralarını gören bir ben kaldım biliyorum. fakat hala sindiremiyorum. kendi aşkını bile harcayışını, başka kapılarda gezinmek uğruna kendi evinin kapısının dışında yatışını. ben seni anlayamıyorum çocuk. çünkü sen bir türlü büyümüyorsun..
Sevmedin mi beni, bir hoşçakal kadar..
Beni bir ‘hoşçakal kadar sevmiş..
Her gece sana gelmek için, sesini duymak yüzünü görmek için bir savaş meydanı kuruluyor içimde. Dayanmaya çalışıyorum . Nefsim bir suret olmuş da sana dönüşmüş gibi. Direniyorum şeytanıma. Olmaz diyorum. Ben her gece senin suretin de bir nefisle savaşıyorum..
Bir gün burayı bulur da okur musun bu yazdıklarımı diye düşünürdüm hep. Anlar mısın ki sen Nemrut ben kederli gül? Anlar mısın senelerce senin cehenneminde nasıl yanmışım? Şimdi okusan da faydası yok. Meğer aynı cehennemde yanıyormuşsun zaten. Meğer ikimizde yanmışız bir hiç uğruna. Bu hikayenin en masumu benmişim. Fakat en haini sen değilmişsin. İkimiz de kurbanmışız esasen. Bu yaptıklarının ağırlığını örtmüyor olsa da. Şimdi sana da kızarmıyorken. Söyle nasıl nefes alacağım? Nasıl arkama bakmadan devam edeceğim yola? Nasıl dayanıyorsun bana da anlat..
Müzeyyen, seni seviyorum dedi bana. Gözü gözüme değmeyeli seneler geçmişken.. hani her satırda bir delil arıyordum ya. Nemrut’ta sevmiş gülünü diyordum ya. Sevmiş değil işte Müzeyyen. Seviyormuş, hala beni seviyormuş. Fakat hiç mutlu değilim. Çünkü gül soldu. Su çekildi. Toprak kurudu. Anlıyor musun Müzeyyen. Bahçem talan oldu. Müzeyyen bahçeye başkası çiçekler dikti. Başkası suladı. Toprağım değişti Müzeyyen. Nemrut’un saltanatı yıkıldı. Asırlar oldu nereye gideyim. Nereye döneyim Müzeyyen bir şey söyle? Gül yandı diri diri sevildiğini duyunca. Fakat gül ne yapsın, bahçe başka, toprak başka, emek veren sulayan başka.. Yandı diyorum gül yandı çünkü hiç unutmadı. Hiç geçmedi. Hiç bitmedi Müzeyyen ama neye yarar. Neye yarar şimdi sevmek.. kahroluyorum..
Anlatamıyorum. Ağlayamıyorum da. İçimde her gece uçurum kıyılarına gidip avazım çıktığınca bağırıyor kanatları kesilmiş malefiz gibi acıyla haykırıyorum. Kadere isyan ediyor kendimi dağlara taşlara vuruyorum. Fakat dışardan olağan hayata devam ediyor gülümsüyor ve insanları dinliyorum. Benim çektiğim acıyı avutacak bir kelime yok. Beni bu saatten sonra zamanın geriye akmasından başka hiçbir şey kurtaramaz. Fakat daha acısı ne biliyor musun? Ben o haine, ben bu kadar acının sebebine, şimdi anladı diye, kahroluyor diye, hala merhamet duyuyorum. Ben katilimi anlıyor hatta zaman geri akmıyor da ona kavuşamıyorum diye ölüyorum. Şimdi beni bu ateşten ne kurtarabilir. Yarayla deva aynıysa, şifa da zehir de tekse. Bilakis zehirlenmeye de şifa bulmaya da hakkın kalmadıysa bir de. Ah tanrım çaresizlik akıyor kelimelerden bile. Ben size nasıl anlatayım..
Eskiden yazardım, kelimelerle tarif edilir acılarım vardı. Şimdi bakıyorum da acılarım da susmuş. Çünkü tarifi mümkün değilse, anlatmaya bile mecali olmuyormuş insanın.
"Fil kadar acın var, kuş kadar canınla."
söylesene.. beni son bir kez dahi olsa görmenin ümidiyle mi Allah'a emanet ettin yoksa bir daha görmemek umuduyla mı?
Bir kez dahi olsa görmenin ümidiyle emanet etmiş.. fakat bunu bilmeseydim keşke..
ben seni. Allaha verdiğim yeminleri bozmaya razı. ben seni cehennemlerde yanarak. ben seni tüm kainata sırt çevirmeye hazır sevdim.. sen beni.. sen benim için kılını kıpırdatmadın..
Hayaliyle yaşıyorum bu ömrü. Hiç dinmek bilmeyecek bir ateş onun hayali. Her gece gizlice geziniyor içerimde, büyülüyor beni hayaliyle. Canım çıkmadan çıkmayacak sanki içimden.. Ah Müzeyyen ne zaman uyanacağım bu hayalden..
Sen ezel de ve ebed de aklımda kalıcaksın..