Geçtiğim yolları haritadan siliyorum, aynı eşsiz acılarla tekrar tekrar yüzleşmemek için. Kendi suretimi, aynadan silmek istiyorum, kendi yüzümdeki hüzne katlanacak gücüm kalmadığı için. Bir yerlere gitmek, bir yerlerden dönmek, bir şeyleri kendime dert edinmekten çok sıkıldım artık. Olduğum yerde dünya etrafımda dönerken sadece gökyüzünü izlemek istiyorum. Dünya, başıma yıkılırken, sadece izlemek.
Kırılan dökülen ne varsa üstünden geçtim. Ayaklarım kanaya kanaya, saçlarım ağarırken ve gözlerim kan çanağıyken. “Hiçbir şeyin sonu yok bu hayatta” derdim. Hiçbir sonu yokmuş bu derdimin. Tuhaf ki, kendimi hep birtakım yolların sonlarında buluyorum. Tekrar başa dönen, kıvrımlı, tek tarafı uçurumlu yolların. Aynı yere dönmekten başım dönüyor artık. Bir kabus gibi, koşup koşup hep aynı duvara çarpıyorum.
Minnettarım, yaşadıklarıma, ama en çok yaşamadıklarıma. Affet tanrım, kendime hep güzel günler sunmak isterken gecelerimi mahvetmişim. Gündüzleri önce kendimi, sonra başkalarını kandırırken, geceleri bütün yalanlarımı açık etmişim. Oturduğum balkonda, beni kimse göremez birkaç sokak kedisinden başka. Uyuduğum yatakta, kimse bilemez kaç gözyaşı usul usul karışır yastığıma. Teşekkürler tanrım, bu dünya sadece bana ait küçük bir oda olarak kaldı. Bu dünya, üstümdeki gökyüzü dahil, her şeyimi elimden aldı.








