İnsan her şeyi kaybedebiliyormuş, kendi dahil. İnsan her gün, her an, geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybediyor kendini. Bunun adına yaşamak deniyor, oysa kaybediş denmeliydi.
"ayakta duracak halim yokken, hayatta kalacak nedenlerim var benim"

shark vs the universe
Monterey Bay Aquarium

PR's Tumblrdome

bliss lane
Keni
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always
🪼
Today's Document
todays bird

tannertan36
noise dept.
d e v o n
🩵 avery cochrane 🩵
Lint Roller? I Barely Know Her

ellievsbear
RMH

Discoholic 🪩

@theartofmadeline

❣ Chile in a Photography ❣
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Ukraine
seen from Indonesia
seen from Vietnam

seen from South Korea

seen from United States
seen from Colombia
seen from Germany
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Japan
seen from Australia
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Azerbaijan

seen from Singapore
seen from Türkiye

seen from Germany
@kalptutulmasi
İnsan her şeyi kaybedebiliyormuş, kendi dahil. İnsan her gün, her an, geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybediyor kendini. Bunun adına yaşamak deniyor, oysa kaybediş denmeliydi.
"ayakta duracak halim yokken, hayatta kalacak nedenlerim var benim"
Büyük soru: İçimize bakacak yüzümüz var mı?
/Saadettin Acar
rüya verebileceğim tek adres bu ve de gelebileceğin Ona göre biz, güneş batınca, karanlık odalarda duvarlara karşı ciddi olanlardanız. Çok uzaklardan bir ses, sana geçmişte kalmış kuytu bir anıyı hatırlatabilir. Sen de ağlamayı seversin. Ağlayabildiğine mutlu olan kaç insan tanıyorsun, söylesene? Oysa mutluluğun sonsuza kadar süremeyeceğini bilenlerden, gülenleri doyasıya izleyenlerden, rüyalarında yaşayanlardan. Çoğu şeyi rüyasında öğrendiğini iddia ediyor. Ona inanıyorum. Ben de en çok rüyalarımda yüzerim. Bazıları kıyafetleri kombinlemeyi sever, bazılarıysa kitaplarla şarkıları. O ikinci kısımdan. Kitaplar konusunda bencildir, ama istesen de istemesen de sana mutlaka birkaç şarkı söyleyecektir. Bazen bir şarkı, bazense bir filmin içinde yaşamak istediğini söyler; gerçek hayatta ise çok nadir. Fakat gökyüzüne bakmayı unutabilir misin? Üzülme, geri dönecek. Dönmek zorunda. Birkaç saniye önce ne dediğini bile unutabilir ama gökyüzünü asla. “Kendi dünyamdan çıktığımda basit cümlelerin öznesi oluyorum.” kırlangıç.
Acıyla başa çıkabildiğinizde büyümüş olursunuz. Boğazınız acıyla yırtınırken sustuğunuzda, gözlerinizin arkasında biriken okyanusu durdurduğunuzda ve yaralarınız kanarken yaşama tutunduğunuzda büyümüş olursunuz. Yaşınız arttığında degil.
ilmek ilmek kelimelerden örülmüş bir yürek benimkisi. çok konuşmuş, o kadar çok konuşmuş ki, geriye sadece susarak anlaşılabilecek şeyleri kalmış bir yürek. unutulacakları, rüyaları, hayalleri kalmış. yüksek duvarların ardında hep yalnız kalmış. bir zırhın içinde hep çocuk kalmış. nedense hep kalmış.
bir kapı buldum içimde, kilit üstüne kilit. teker teker açtım vakti geçmiş kilitleri. karanlığa araladım kapıyı. gözlerinde yaşlarla başını kaldırıp bana baktı küçük bir kız çocuğu. dizlerimin üzerine çöküp gözlerine baktım, tek yapabildiğim buydu. bir şeyler söylemek istiyordum, bunca yıl sonra bir şeyler söyleyebilmeliydim artık. onun bunca savaşmış, direnmiş, koşmuş, yorulmuş ve en çok da beklemiş olmasına karşılık ben ona ne diyeceğimi bilemeden ama içimde bir konuşmakla gelmiştim. hiçbir hayalini gerçekleştirememiştim, ressam da olamamıştım mutlu da. bunca yıl sonra sadece kendim olabilmiştim, kendim olarak gelmiştim. senin o küçük bedenin, ellerin, gözlerin, kalbin o kadar güçlüydü ki, ben kendim olabildim. yeter bunca savaştığın, ağladığın. biliyorum etini derini yırttılar senin, ruhunu bedeninden sıyırdılar ama noldu biliyor musun? artık hepsi geçti. artık güçlü olmak zorunda değilsin. artık zırhını çıkarabilirsin. artık yumruklarını sıkmayı bırakabilirsin. artık gerçek rüyalar görebilirsin. artık mutlu olabilirsin. çünkü büyümek sadece bir oyun, sen o oyunu kendi kurallarınla oynadın. asla büyümedin ve hiçbir zaman da çocuk kalmadın.
bir dönem kapanmasın diye araya elimi koyduğum tüm kapıları şimdi kendi isteğimle, huzurla kapatıyorum. bunları yaparken zamanın ve mekanın sandığın kadar önemi yokmuş kalbim. insan huzurlu olmayı seçtiği yerde iyileşir. kalbinin sûkünet bulduğu her yeri yurdu bilirmiş.
bir aralar yazıyordum, anlatıyordum, konuşuyordum. öyle geçer sanıyordum galiba. baktım olmuyor teker teker bıraktım hepsini. teker teker döndüm yüzümü hepsine. şimdiyse kendimle bile konuşmuyorum. insanın en azından kendiyle konuşmaması ne acı. insanın sahip olduğu belki de tek şeye sırtını çevirmesi ne acı.
Acıları içimize, kimsenin bulamayacağı derinlere tıkıştırdık. Büyüdük. Şimdi o acılar ellerimizden tutuyor minicik elleriyle. Sarılıp ağladığım. Nefesinde huzuru kokladığım. Gözlerinde içimdeki kız çocuğu. Sen kırılmış ruhum. Yalnız başınalığım. Tek başıma yürüdüğüm yollar. Bastığım cam kırıkları. Gülen yüzüm. Mutluluğu hatırlatanım. Gökyüzüne baktıranım. Daldığım deniz. Kaybolduğum sokaklar. Nefesim. Ben artık kendimde kalmadım, biraz sende var olabilir miyim?
"yolu rastgele yürürsen ömür olur, denginle yürürsen şiir olur."
Eskiden olduğun insan olmadığını ilk ne zaman fark ettin? Hayata baktığın pencerenin artık aynı manzaraya sahip olmadığını anlaman ne kadar sürdü? Neler kaldı içinde? Yapmayı isteyip yapamadığın onca şeyden... Artık aynı bakmıyorsun dünyaya. Aynı görmüyorsun. Gökyüzüne de bakmıyorsun artık. Sanki zaman durmuş gibi... Ama aslında sadece saklanıyorsun... Akıp giden zamandan saklanıyorsun... Anlatmak isteyip anlatamadığın, ağlamak isteyip ağlayamadığın, haykırmak isteyip haykıramadığın için saklanıyorsun her şeyden... Gözlerini kapattığında kimsenin kendini görmediğini sanan küçük çocuklar gibi. Oysa çocuk da değilsin artık, masum da. Ne zamanı durdurabiliyorsun, ne de yetişebiliyorsun ona. İçindeki dizlerini karnına çekmiş hıçkıra hıçkıra ağlayan kız çocuğuna özeniyorsun... Ama artık bir anlamı yok ağlamanın. Anlatmak da anlaşılmak da bir o kadar anlamsız. Ağlayamadığı hiçbir şey için anlaşılmak istemiyor insan. Sabahın altısına bir alarm daha kurup mutlu rolü yapacağın yeni bir gün için gözlerini kapatıyorsun. Büyümek buymuş meğer.
“Düşünürler ki müslümanları öldürürsek İslam biter. Bilmezler ki dağ taş İslam’dır! Bilmezler ki alem İslam’dır! Bilmezler ki dönen kainat İslam’dır!”
bir yaz esintisi gibi. sakin. telaşsız.
tam mutluluk cümleleri kuracakken
içimden bir ses "sus" diyor
"sus, sana mı kaldı"
dahası, mutluluktan bana ne kaldı?
Sen tüm dünyaya başkaldırdığım bir dönemde teslim olduğum en güzel yenilgiydin.