Hayatım üzerinde daha kendim bile tam anlamıyla hakimiyet kuramamışken ; çevremde ki insanların sözde iyiliğim adı altında kurduğu cümlelere tahammülüm yok.
İhtiyacım da yok.

tannertan36

No title available
Cosimo Galluzzi

Janaina Medeiros
will byers stan first human second
hello vonnie
noise dept.
Not today Justin
occasionally subtle
NASA

No title available
No title available
No title available
Jules of Nature

No title available
TVSTRANGERTHINGS
todays bird
Claire Keane
art blog(derogatory)
AnasAbdin
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Hong Kong SAR China

seen from India

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Singapore

seen from France

seen from Australia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from Malaysia

seen from United States
@karanfiltanesi
Hayatım üzerinde daha kendim bile tam anlamıyla hakimiyet kuramamışken ; çevremde ki insanların sözde iyiliğim adı altında kurduğu cümlelere tahammülüm yok.
İhtiyacım da yok.
"Serin bir rüyanın hatrınadır , çektiğim dünya ağrısı..."
Bazen bu dünyaya sadece hadsizlere had bildirmek için geldiğimi düşünüyorum.
Bu sefer uzun uzun yazmaya gücüm dermanım yok. Canım yanıyor. Ve bu geçecek gibi değil.
Dün akşam şöyleli bir şeyler oldu 💙
Ecemin süpriz gelişi biraz ağlatıp yüzümü gözümü şişirmiş olsa da çok güzeldi.
Ne pastası , ne dileği , ne kutlaması istemiyorum bişey geçin eski bahçeye kahve içer kalkarız dediğim gecenin sonunda eski bahçeyi biz kapatmış olduk.
Kim için, ne için varım, bilmiyorum. Ama ne kadar kötü zaman geçirmiş olursam olayım. Sırf sizinle geçireceğim bir gün dahi, yaşamaya, doğmuş olmaya değer.
Bu Mart'ta da birileri iyi ki doğduysa, iyi ki varsa. Bu benden önce kesinlikle sizsiniz.
Çok seviyorum 💙
32 olma sorunsalı...
Doğum günümde hediyeden , pastadan ziyade içimi ısıtan mesajları okumayı o kadar çok seviyorum ki işte o zaman tam olarak iyi ki diyorum...
Geceyi Ecem'in uzun göz dolduran , buram buram özlem ve hasret kokan uzun mesajının arkasından gelen içimi ısıtan cümlelerle kapatıyorum. 32 oldum bir çok şey yorsa da, yıpratsa da iyi ki doğdum. Ve yine çok haklı ; hep en maviliğimizden kırıldık ama yan yanaysak hep gökyüzüne bakacağız 💙💙
Tahlil yaptırdım demir değerim 50+ olması gerekirken 3 çıktı yani bunun bi tık altı ölü olmammış zaten. Ve bu benim 3 aydır düzenli ilaç kullandığım halim. Malum bu değer yüzünden fazlasıyla yorgun bitkin yaşlı hissediyormuşum... Sebep depresyon da olmam değil , demir depolarımın boşluğuymuş... Neyse yine bardağın dolu tarafından bakıp en azından psikolojim bozuk değilmiş diyorum. B12 de kullandığım için B12 değerim de 2 katı çıktı. Sonra biliyorsunuz ki her şeyi neden bu kadar çok hatırlıyor bu bünye diye ağlanıp duruyorum burada. B12 yi kestim , demiri damar yoluyla alacağım takribi 4 aya toparlamam lazım, çünkü daha fazlasına gücüm ve kuvvetim yok. Her sabah bile bir avuç ilacı oğlum için içiyorum. Çünkü hem anne, hem baba olmak o kadar zor ki. Asla düşmemen, hasta dahi olmaman sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi devam etmen gerek. Ve bunlar 30larında olan biri için yazıldığı kadar basit değil. Biraz daha bahsedersem yine ağlarım yüksek ihtimal. Neyse o yüzden yine sabır ve dua ile yola devam...
Bir saate kadar uyumamış olursam bütün gece ağlayarak buraya post atacağım. Çünkü sosyal hayatımda kuyruğu hep dik tutmak ve güçlü görünmek zorunda kaldığım için, sadece belirli yer ve zamanlarda ağlayabiliyorum. Bu kutsal ramazan ayının yüzü suyu hürmetine uyuyabileyim lütfen ya.
3 senedir konuşmadığım üniversiteden bir arkadaşım dün çalışırken beni aradı evlendim , aldatıldım , boşandım hiç iyi değilim görüşmeye senle konuşmaya ihtiyacım var dedi. Tabi ki arkadaşlarım konusunda ne kadar kırgın, küs, kızgın dahi olsam asla ve asla bir cümleyi ve beklentiyi ikiletmediğim için bu güne plan yaptım. Neyse buluştuk kahve içtik , sohbet ettik, kalktık. Artık ikinci evim diye nitelendirdiğim hep oturduğum kitap evine geçelim mi orda soba da var çay içer , biraz daha otururuz dedim. Oraya geçtik. Hemen diğer arkadaşlarımı çağırdım. Çünkü enerji verebilecek veya motive edecek pek halim yok şu sıralar. Annemin ameliyat süreçleri, benim hastalıklarım iş tempom, Canın ödevleri derken yoğun ve yorgun bir süreçteyim. Arkadaşım düştüyse kaldıramam şuan, yanına düşebilirim. Ama benzer süreçlerden geçtiğim için tam da şu zaman da kalkması ve birilerinin onu kaldırması gerektiğini bilirim. Ve ben yetemiyorsam bir şeye diğer arkadaşlarımdan destek alırım. Bu sefer üniversite de ki arkadaşımı kaldırmaları için, iş arkadaşlarımdan destek aldım. Beş kişi olarak geldiler, onu dinlediler, güldürdüler gırla şakalar , motive edici konuşmalar yaptılar. Ne kadar kızsam da, küssem de ince eleyip , sık dokusam da ben mükkemmel bir arkadaş çevresine sahibim. Hayatta şansım olduğunu düşündüğüm tek konu onlar.
O yüzden hayatımda olan, yarın olabilecek, zamanında olmuş ama şuan olmayan tüm arkadaşlarıma ; koca bir teşekkürü borç bilirim...
İyi ki varlar, iyi ki oldular.
(Bu da bu gecenin özeti olarak kalsın, yarın öbür gün yine kızar da küsersem affedebilmem için en büyük sebebim bu olsun. 01.03.2026)
Fairuz , "Bektoub Ismek Ya Habibi" şarkısında sevgilisine sitem eder: "Ben senin ismini asırlık kavağa yazdım sevgilim; sen ise benim ismimi yoldaki kuma yazıyorsun."
Bu, üstünkörü bir sitem, basit bir kırgınlık değildir. Bu sözler; kökü toprağa tutunmaya çalışanların, adı rüzgârla silinenlerin, içli yakarışıdır.
Şarkıyı zaten seviyordum ama sözlerinin anlamı kursağımda bir düğüm oluşturdu ve arka arkaya sigara yaktırdı.
"Bu şiiri yazmak için söküp attım pansumanı yaramdan.
Tam olarak bıçağa kaptırdığım tarafımla sancıyorum al.
Al bu hayat kiminse billahi ben yaşamıyorum.
Al bu hayat kiminse billahi ben.
Sarılan bir yarayı fışkıran bir damardan daha çok sevmiyorum. "
Bu dizeleri yazan Alper Gencer'i o kadar iyi anlıyorum ki. Ama bana kalsa anlamamayı yeğlerdim.
Yaşlandığımda rahmetli ananem gibi hafızamla sınanmak istiyorum. Bu hafıza beni yaşatmıyor. Hayat beni geçmişte yaşadığım şeyleri yeniden hatırlamakla sınıyor. Kabuk tutan yarayı kanatıp duruyor. Çok zor. Herşeyi hatırlamak ve hala gülememek çok zor.
Üşüyorum ve bu kansızlıktan falan değil bu sefer ya. İnsanların duygusuz, ruhsuz davranışlarından ve dünya düzenine isyan etmeden her şeyi kabul edişlerinden dolayı üşüyorum.
İyilik iyidir cümlesi bu günün anlam önemi olsun. Herkese göre bilindik normal gelen sıradan cümleyi dolu dolu yaşayıp hatırlayacağım bir gün.
Evet iyilik iyidir, her anlamda.
Kendimle övündüğüm çok az konu vardır şu hayatta. Genelde eleştirmeyi severim. En çok kendime kızar , en çok kendi kendimi öfkelendiririm... Ama bu gece bunu yapmayacağım. Kimse kusura bakmasın ama ben bu berbat hayat düzeni içerisinde yer alan en temiz, en berrak su gibiyim.
Görmek isteyene çok şeffafım. Duymak isteyene huzur verenim. Kirli , kötü gördüğüm ne varsa anaçlık duygusunun dibini görür her şeyi temizler , düzenlerim. Bazen akar çağlarım, bazen sakince dingince beklerim. Grilerim de yoktur, balçık ve çamurum da. Etrafımda kötü olan hiç bir şeyi tutmam. Yanımda, yamacım da , benden olmayanı barındırmam. Kolay insan silerim ki kimsenin eli o suyu bulanıklaştırmasın. Kötülüğü bana bulaşmasın.
İster soğuk buz gibi desinler, ister serin ferah desinler. Ben kendi şeffaflığımı bildiğim sürece geri kalan herkes sadece kendi yasımasını görecek. Ve ben o yansımaları keyifle izleyeceğim.
Tıpkı bu gün olduğu gibi.
Ben bir şeyi uzun uzun yazıp anlatıyorsam sinirlenmişimdir. Yoksa normalimde o kadar fazla açıklama yapan bir yapım yok. Anlatmadan anlaşılmak isterim. Diyelim ki hadi es keza anlaşılamadım. Hala bir şekilde anlatma derdindeysem ve uzun uzun da açıklama yaparak anlatıyorsam. Hala bir umut vardır.Ama basit bir şeyi anlatmaya, yazmaya bile tenezzül etmiyorsam. Allah rahmet eylemiş demektir.