Uyudum mu uyumadım mı bilmediğim bir gece daha sabah oldu. Neden bu kadar üzüldümü düşündüm ve yarı uyanık yarı uykulu hatırladım … Yıllar önce duvarın köşesinde ağlayan küçük kızı hatırladım… Sorun bu günde değildi… Sorun dünde idi … Kaç yaşındayım hatırlamıyorum ilk okula gidiyorum bir bayram günü babaannemler üst katta oturuyor bütün kuzenlerim halalarım gelmiş…ne kadar istiyorum onlar ile oynamayı sadece bayramdan bayrama görüşebiliyoruz…yukarı babaannemlere çıktım yüzümde ufak ufak kırmızılıklar var kızamık yada su çiçeği başlıyor gibi imiş öyle söylediler çocuklara bulaşır diye beni eve gönderdiler o kadar üzüldüm ki bahçeye indim duvarın dibinde onların oynarken gülerken seslerini dinledim o kadar ağladım ki bu yaşımda o küçük kıza üzülüyorum … kalbim çok kırıldı istenmiyor gibi hissettim… ve bugün anlıyorum bu his ömrümde pek çok yerde devreye girdi… biri azıcık itse yok olmak istedim.. konu buydu… anladım şimdi benim o kızı bulup teselli edip iyileştirmem gerekiyor… bana değer vermeyen, benim için çabalamayan insan ile bütün diyaloğu mu kesmem gerekiyor… o beni hasta ediyor… nasıl vurdum duymaz… benim üzülmem benim kırılmam onun dünyasında en ufak bir önemi yok anlamak istemiyor…hiç anlayamıyorum…yine neden diye inliyor kalbim…neden…bir insan kendini sevdirmek ve kendini anlatmak için bu kadar çabalar…sonrasında konuşmaktan başka hiç bir adım atmaz…yaralarımı göre göre bunu nasıl yapar… aklım almıyor…kendimi kullanılmış atılmış bir oyuncak gibi hissediyorum…bu duygu bana çok ağır geliyor… bu duygu ile mücadele etmek de güçlük çekiyorum…oysa değerli olduğuma ikna etmiştim kendimi tekrar başa döndüm…nedennnnnn… gerçekten nedennn diye inliyor kalbim…sabahı zor ettiğim gecenin sabahından yazıyorum…
Ne zaman kırılsam birilerine sükut nakışlı hırkalar giyiyorum. Kıvrılıp ta içimin denizlerine boşver nasılsa,öleceğiz diyorum!..













