''yaşadığım şey seni yanıma getirecek kadar önemli gelmiyorsa'' şunu yazarken içim bin parçaya bölündü çünkü daha ne olması gerekiyordu ki. daha ne yaşamam gerekiyordu. hastaneye mi düşmem gerekiyordu mesela. öyle filmlerde dizilerde olduğu gibi bir hastalığın pençesinde mi debelenmem gerekiyordu bana gelmen için. ateşimin çıkması yetmedi mi sana. toprağa mı vermem gerekirdi oğlumu, onu kaybetme korkusuyla doluyken ağlayarak hayatımda ilk defa ''sana ihtiyacım var'' dediğim kişi olmak yetmedi mi. dayak yiyip ağzımın gözümün patlaması mı gerekiyordu yediğim bir tokat yetmedi mi. senin canındım, canının bakışının dalması yetmedi mi. ne yetecekti. ne kadar mahvolmam gerekirdi, ne görmek isterdin mesela. senin mahvolduğun kadar mahvolduğumu mu görmek istedin, hiçbir zaman eşlenmedik mi gözünde. benim yandığım yanmak gelmedi mi gözüne. elbette gelmedi. çünkü sen, öyle bir yanayım ki yaralarımı sarmaya mecalim de yolum da olmasın istedin. aynı sen gibi. başka nasıl ödeşecektik? ama ben yaptım değil mi, her zaman bir yolunu buldum. sana ihtiyacım var dedim ama o akşam bana hiç utanmadan ''her ihtiyacın olduğunda yanında olamam'' dediğinde yuttum bunu. ne sana ne bir başkasına eyvallah etmeden yapılması gereken ne varsa yaptım. o tokadı yedikten sonra sen beni sarmasan bağrına basmasan da o çeneyi dik tutabildim. ben yaptım. ben yaptığım için mi yetmedi. yoksa sen yapamadığın için fazla mı geldim sana.