olgunluk en seksi özelliktir, zeka ise en hızlı tahrik

shark vs the universe
Monterey Bay Aquarium

PR's Tumblrdome

bliss lane
Keni
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always
🪼
Today's Document
todays bird

tannertan36
noise dept.
d e v o n
🩵 avery cochrane 🩵
Lint Roller? I Barely Know Her

ellievsbear
RMH

Discoholic 🪩

@theartofmadeline

❣ Chile in a Photography ❣
seen from Sri Lanka

seen from United States
seen from Canada
seen from Russia

seen from Poland

seen from Italy
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Australia

seen from India

seen from Russia
seen from Switzerland

seen from United States

seen from United States

seen from Pakistan
seen from Germany
seen from United States
seen from Brazil
seen from Italy
seen from Vietnam
@kirmizi-morfin
olgunluk en seksi özelliktir, zeka ise en hızlı tahrik
Herkes özeldir.
Herkes kahramandır. Âşıktır, aptaldır ve zalimdir
Herkesin anlatacak bir hikâyesi vardır.
"Herkes bir hoşçakal kadar yalnız herkes bir veda kadar kimsesiz duruyor kapısında zamanın.."
Erdem Bayazıt
Sevgili gelecekteki eşim hayat benimle asla kolay olmayacak geçmiş tramvalarim kendime rehber olmamı öğretti cevap verip kendimi savunmaya geçebilirim, duygularım kolayca incinebilir, her şeyi çok fazla düşünebilirim, genelde kötü senaryolar düşünürüm bana karşı açık sözlü ve dürüst olmalısın. Çünkü geçmişimde ki insanlar güvenilmez ve yalancı olduklarını kanıtladılar. Koşulsuz sevgine ihtiyacım var, sözlerinle ve en önemlisi hareketlerinle. Hala kendimi nasıl sevebileceğimi öğrenmeye çalışıyorum. Tanrının beni gördüğü gibi kendime bakabilmek için her gün bana yeterli olmadığımı söyleyen beynimdeki seslerle savaşıyorum, anksiyete ve depresyonla savaşıyorum, bazı günler sadece yataktan çıkabilmek için savaşıyorum ama ben savaşçıyım seni ve sevgini kazanmak içinde Savaşırım seni asla bırakmam her kalp atışımda seni seveceğime söz veriyorum.
İçimde beni boğan tüm hüzünler. Hayal ettiğim en büyük umutlardan çıkmıştır. Tam öyle....
Bizi yaşayabilecekken yaşayamadıklarımız bitirdi.
Tanrı bin birinci gece şairi yarattı,
bin ikinci gece cemal'i,
Bin üçüncü gece şiiri okudu,
Tanrı, başa döndü sonra
Kadını yeniden yarattı.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Ve vardır her vahşi çiçekte gurur. Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da durur. Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi. Ellerinden belli olur bir kadın, Denizin dibinde geziyor gibi. Ellerin, ellerin ve parmakların. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Bazı şeyler gerçekten unutulmuyor. İyi gününüzde veya kötü gününüzde hiç fark etmez. Söylenen bir söz, omzunuza dokunan bir el, ayağınıza dolanan bir ayak, uzatılan bir el, çevrilen bir baş hiçbiri unutulmuyor. Öyle günlerde nerde durduğunuz ve ne yaptığınız o kadar önemliki.
Burası misal ülkesi masal misali bizler hayal kafilesi.
Sana her kavuşmam elzem Ben bu yangını söndürmem
Bu neşenin sonudur elbet derin bir baş ağrısı
Kahkahalar bugün senin, peki ya bundan sonrası?
Dünya ölüm üstünde, bir iki anlık misafirdir ömür.
Ben yakın sen uzak ya sen yakınlarım da ben ırak.
Kalsan sığdıramadım ondan, gitsen dünya yarım.
Aşk ile ölümü kıyaslıyorum. Çünkü onlar birbirine benzer, hemde çok benzer. Aşk küçük ölümdür. Ölüm ise uçsuz bucaksız bir aşk. Aşk iki küçük birey arasında meydana gelir. Ölüm ise iki evren arasında. Aşk iki bireyi, ölüm ise iki evreni bir yapar.
Ateş bir gün suyu görmüş, yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa .Demiş ki suya: gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren , mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa , al demiş, yüreğim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu bir gün gelmiş, suya varmış yolu, bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmuş.İşte o zamandan beridir ki: ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...
Bir sebepten dolayı ayrı olsakta , hep seni seveceğim...
Eğer birisiyle kokusu içine sinerek uyuduysan ve sabahına sarmaş dolaş, nefesi nefesinde uyandıysan, gittiğinde oluşan hissizliği anlamları sadece senin yüklediğin kelimelerle anlatamazdın.
Bazı kelimelerin kifayetini kaybettiğini 26 yaşıma gelmiştim ama yeni öğrenmiştim. Burnumun ucu sızlıyordu. Özlemek öyle bir şey değildi. Boğazımda takılı kalan bir şeyler vardı ve ne yutkunabiliyor ne anlatabiliyordum. Orada öylece duruyordu, göğsümden başlayıp her bir hücremi içine katarak derinleşen o ince sızı. Hani bilirsiniz, kağıt kesiğine eşdeğer olan o tüm iç organlarınızı ait olmadıkları yerlerdeymiş gibi ağrıtan ve hiç geçmeyecekmiş gibi gelen o his. Hiç konuşmuyorduk, susarak da anlaşamıyorduk. Sarılarak anlaşabilirdik belki ama sen tüm ihtimalleri alıp da yanına, göç etmiştin doğru bildiğin yanlışlara.