ÖYLECE BİTTİ Mİ HİKAYE?
http://www.2eylul.com.tr/oylece-bitti-mi-hikaye-makale,9916.html Kuyuya bir taş daha atayım bugün diyorum… Genelde en çok gözümüze sokulanı görürüz… Zira haber değeri taşırsa bir olay, gazeteler yazar, televizyonlar haber yapar ya da sosyal medyada tartışılır, gündeme gelir… Haber değeri olmak… Sanki yaşanan acının ya da maruz kalınan durumun yarattığı trajedinin bir değeri olabilirmiş gibi… Mesela ölürsen haber olursun… Tecavüze uğrarsan da… Kısacası adli bir vaka olarak kayıtlara geçmen gerekir… Adli bir vaka olmak da kolay değil… Gideceksin, maruz kaldığın durumu kolluk kuvvetlerine bildireceksin… Şikayetçi olacaksın… Kanıt isterler… Doğru tabi… Masumiyet karinesi var ne de olsa… Bedenin ya da ruhun şahadeti bazen yeterli olur… Bazen ise yetmez… Diyelim ki fiziksel şiddete uğradın eşin, baban ya da herhangi bir erkek tarafından… Darp raporu alacaksın… Tamam da… Ya tek bir tokatsa… Yüzüne ya da bedenine değil de ruhuna, onuruna atılan bir tokatsa… Gitsen hastaneye kanıtın yok… Karakola gitsen o tek bir tokat misliyle evde bekliyor… Artık her geçen gün dozu artan sistematik şiddetle yaşamayı kabullenmek zorundasın… Sen ya da zorba yorulana kadar… Diyelim ki cinsel tacize uğradın… Tecavüz değil… Bir akraban ya da öğretmenin tarafından… Komşun da olabilir, patronun da… Önce bir kendinden şüphe duyarsın art niyetli mi davranıyorum diye… “Yok canım öyle değildir, ben yanlış anladım herhalde” diye inkar etmeye, yok saymaya çalışırsın, konduramazsın karşındakine… Tekrarını yaşadığındaysa artık eminsindir o art niyetin sana ait olmadığına… Yine de yoklarsın kendini, bu “art niyeti” karşı tarafa düşündürmüş olma ihtimaline karşı… Sen değilsindir hâlbuki o hastalıklı beynin dışa vurduğu ahlaksızlığın sebebi… Bilemezsin ne yapacağını… Önce ailene anlatırsın… Bir akrabaysa söz konusu onların da inanması güç olur… Velev ki inandılar, arkanda durdular ama belki ispatın güçlüğü, belki yaşanacak süreçlerin psikolojik açıdan yıpratıcı olması belki de toplumsal baskı nedeniyle adli makamlara başvurmadılar… Sen sürdürdün yaralı ruhunla yaşamayı yarım yamalak, iyi bir eş, iyi bir anne olamadan, insanlara güvenemeden… Hiçbirimiz seni tanımazken, bilmezken sen bilmeye devam ettin yaşadığının ne olduğunu… Öylece bitti mi hikâye? Bitemez, bitmemeli… Şiddetin ve tacizin derecesi yoktur… Masumiyeti yoktur... Bir defa olması ile defalarca tekrarlanması arasında bir fark yoktur... Cezasını mağdurun değil failin ödemesi gereken bir suçtur... Tüm engellere rağmen... 04 Nisan 2016



















