KÜÇÜK
Küçük. İlkokul öğrencisi sadece futbola iştahlı kendi terini duymayan, ayakkabısını alırken taşlara vururum şimdi sağlam olsun diye düşünen, ilk bisikletini eskimemesi için dolmuşta eve getiren, çakalın Road Runner’ı yakalayamamasını bir türlü sindiremeyen, akranlarına ve küçüklerine bakmayan gözü yaşı ile kendisi arasında yıllar süren bir mesafede olan kızlarda olan uslu bir çocuk Sakin.
Karanlıksa ışık arayan korkan çok korkan hatta hep korkan ama paniklemeyen Sakin. Kaldırımların kenarındaki şeritlerin arasında başarıyı kovalayan betimlenen bir çocuk. Hatta çekingen.
Yüksek bir ihtimalle hakim bakış açısıyla yazılamayan sebeplerle babasıyla iletişimi flu. Bilmediği yöntemlerle postmodern evrilmelere uğrar ortada buluşuruzdadır aklı. Bu fazlasıyla hakim bir bakış açısı. Nereye varır nereye gider ? Eksik.
Küçük. İlkokulda. Tek derdi sevdiğini düşündüğü kızın fotoğrafını almak. Babasından isteyebilir. Tek yapılması gereken bir fotoğraf çekmek yanında çalışıyorsun arkadaşının kızı. Diye düşünür eğreti düşünür. Hayal varsa şayet yazıldığı gibi yürür her şey kamerada. Baba çekmedi fotoğrafı. Çekmez de kızın babasına da anlatır. Anlatılır durur Sakin sakin sakin güler de. Oysa ki arkadaştınız yazılanda ve böyle işlemesi gerekir. Anlatılamaz. Sirayeti fluya götürür. Kararır.
Sakin, negatif ihtimallerin üstüne yürümeyi sever. Pozitif ihtimallere giden yolda zaten her şey vasıta olur. Negatif yöne akarken de olur. Fakat kendi giderse direkt çabuk ve hızlı. Belki de daha hafif sonuç belki de daha ağır. Önemli olan fail olmak. Kendisinin faili olmanın hazzı. Bir başkaya bırakılmamış bizzat kendisiyle ilgili rol. Bunlar sofistike düşüncelerse ne önemi var, sadece bir çıkış yolu değil mi ? Çıkmayıverir.
Ha ille de kesilecekse o dal Sakin bırakmaz bir başka testereye.














