"Olur gibi yapıp olmayanların" insanıyız çoğumuz. Belki de bu yüzden, kesinlik içeren büyük cümlelerden, altı kalın çizgilerle çizilmiş sözlerden hep kaçınıyorum. Yarın evimin kapısını bir kediye açacağım örneğin; ama nedendir bilmem, o küçük çocuk henüz eşikten içeri sızmadığı için içimde hep yarım bir kuşku.. Yine de bu gece, henüz olmamışı olmuş kabul ederek, o kuşkuyu bir kenara bırakmak ve aklımda büyüttüm bir başka hayalden söz etmek istiyorum.
Uzun yıllardır, tozlu sayfaların arasında demlenen küçük bir sahaf dükkanı açmak istiyorum. Hayatın koşturmacası, işin gücün o bitmek bilmeyen mesaileri yüzünden belki her an o dükkanın başında, o ahşap masada oturmayacağım. Ama bu eksikliği, hayatı ve insanı ıskalamayan bir düzene dönüştürmek niyetim. Maddi geçimini sağlamak için hayatın erken yaşta yükünü omuzlamış öğrencilere, part-time çalışabilecekleri, paranın amaçlaşmadığı sakin bir sığınak kurmak istiyorum. Hani o hep aranan ama zor bulunan, tabelasında "patron" yazsa da içinde sadece "insan" barındıran o nahif yönetimlerden birini..
Tek başına yaşamanın getirdiği o akşamüstü yalnızlıklarını bilirsiniz; duvarlar bazen üstünüze üstünüze yürür, ev bir barınak olmaktan çıkıp bir sıkışmışlık hissine dönüşür. O dükkan, beni bu sıkışmışlıktan kurtaracak bir nefes alanı olsun istiyorum. Akşamları kapısını anahtarla açıp içeri girdiğimde, taze demlenmiş bir çayın buğusunda, kendi kütüphanemin rahatlığıyla çalışabileceğim bir köşe.. Belki kapıdan içeri süzülecek birkaç güzel sohbet, belki yağmurdan kaçarken hayatıma dahil olacak birkaç güzel insan.. -yağmurda ıslanmayı sevmiyorum- Kim bilir, belki de bir gün hayatıma alacağım o insanı oturturum o ahşap masanın başına? Karşılıklı susarak bile anlaşabildiğimiz o sessizliği paylaşırız rafların arasında.
Belki hiç kazanmam maddi olarak ama olsun.. Dünya bana "yapamazsın" desin isterdim belki de, çünkü yapamazsın denileni yapmanın o gururlu tadını seviyorum. Hoş, etrafımda bunu diyecek kadar heves kırıcı kimse de yok; bu tamamen benim kendi içimdeki o tatlı meydan okuma.
Şimdilik her şey bir ihtimal, evet. Ama rafların ya da sobasında yanacak odunun kokusu burnumda, yarın gelecek o küçük patinin sesi de kulağımda.. Olur da bir gün yolunuz o hiç bilmediğiniz sokaktaki, adını henüz koymadığım o dükkana düşerse, bilin ki içeride sizi ticari bir kaygıyla değil, sadece "insan" kalabilmek umuduyla bekleyen birileri olacak. Bir fincan kahveye ve bir sayfa hikayeye her zaman yerimiz var. Yani olur. Yani umarım?