‘Bütün bu zaman boyunca sanki yaşadığım hayat gerçek değil de bir tür bekleyişti.’
Offret (1986) / Andrei Tarkovski
Claire Keane
Phantogram Three
Fieri Frames

Jar Jar Binks Fan Club

No title available

No title available
$LAYYYTER

Discoholic 🪩
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Cookie Run:Kingdom Official!
The Bright Sessions

PR's Tumblrdome

blake kathryn
Cosmic Funnies
untitled
Cosimo Galluzzi
almost home
🪼
noise dept.

shark vs the universe
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Chile

seen from Australia
seen from Mexico
seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Portugal

seen from United States
seen from China
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Mongolia
seen from Palestinian Territories

seen from Brazil
seen from Philippines

seen from Mongolia
seen from Mexico
@korkma-ben-varim
‘Bütün bu zaman boyunca sanki yaşadığım hayat gerçek değil de bir tür bekleyişti.’
Offret (1986) / Andrei Tarkovski
“Fıtri bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. Bu yanlışı düzeltmedikçe, dünya çelişkilerle dolu görünecektir. Çünkü büyük ya da küçük, her adımımızda, hayatın mutluluğa uygun tasarlanmadığını anlayacağız. İşte bu sebepten, bütün yaşlı yüzlerde aynı düş kırıklığını görürüz.”
French Knot Creations on Etsy
Albert Camus - Mutluluk Üzerine - Türkçe Altyazılı | Albert Camus and the Happiness/w English Subs
Ne bileyim Füsun.
Şimdi aramıza duvar örsen,
Yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım.
| Didem Madak
Grapon Kağıtları
Bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekler alakaları tamdır. Kahramanları hep yanlış ata oynayanlardır.
bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim ki
bazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı
bazı şarkılar vardır
ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
işte o ellerimle herkese
çamurlu şiirler uzatsaydım
hepsi çok kirli olsaydı tanrım
bazı şarkılar vardır
kırmızı akşamsefalarını anlatır
karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
geceyi onlar bahçeye taşırdı
ben ne zaman öleceğim tanrım
sabah olunca mı
keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
şu odanın ortasında dursam
saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum
bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı
herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım
Didem Madak
Fakat birinin gülüşünün sıcaklığını hissettim mi, anlıyorum ki derdi çok.
Güzelleşmiş derdiyle…!
Neşet Ertaş
🐘 (Aralık Kitap Kafe)
(Öncelikle burdan Sherlock'a benden klark.) "Telefon çalar, adam açar." Değerli müşterimiz. Kuru bir öksürük hali içindeyim. Boğazım yırtılacak gibi acıyor her öksürükte. Onmazlar içindeyim değerli müşterimiz. Susmazlar içindeyim. Aklımın içinde. Okula gitmek için otobüse biniyorum. Hava dokunsan ağlayacak gibi. İnsanlar dokunsam, dursam karşılarında, gözlerinin içine baksam; anlatacak, ağlayacak gibiler. Gri gökyüzünün altında küçük kara kuş toplulukları bir yerlere gidiyorlar yine. Keşke değerli müşterimiz bir gün de o kuşlar odama gelseler. Camımı gagalarıyla tıklatıp uyandırsalar. Odamı birlikte toplasak. Odamı, aklımı, önüme gelen herkese dağıttığım kalbimin kırılan parçalarını. "Bir sigara daha" Hep gitmek istemişim alıp başımı. Ama hiç ayaklarım olmamış üzerinde durabileceğim. Belki bu yüzden gitmek istedim. Üzerinde durabileceğim, titremeyen, iki huzurlu bacak için. Değerli müşterimiz lütfen beni yanlış anlamayınız! Siz de benim kalbimden şüphe etmetin lütfen. Ben sadece..."duraksamayı fırsat bilip sorar adam." -şey, beni neden aramıştınız? "kısa bir sessizlik olur" Peki. Baştan anlatayım. Değerli müşterimiz... (Şifaiye Çaybahcesi)
Bir an vardır. Her şeyle aranızda duran bin kilometre, bin yıl vardır. "O an" oradaydım. Bir an için vardım. (Kırgızistan-Türkiye Manas üniversitesi 2016-2017)
"Korsan" kitapçı 😅
Kurak çekmeceler için bir kez daha hislenelim. Dünya bir öküzün boynuzları arasındadır. Bunu bilmezden gelerek başlayalım söze. "-Kardeşlerim!" "+Hurrraaa!!!" "-Naber ya, enişte bey sattı mı dobloyu?
Yeni dünya düzeni, üst/üstün akıl, onlarca yıllık planlar, yüzlerce yıllık planlar, komplo teorileri, ölen asker ve siviller, nükleer füze haberi görünce "facede kaç coinse alıyoduk bundan ya" hissayatında insanlar. Bu büyük bir 'aluç problemi'. Harita üzerinde aktörler değişiyor. Sanırım çözüm seledeki tüm aluçları yemek...üzerinde çalışıyorum. :)
"Cesareti olmayanlar kendilerini haklı gösterecekleri bir felsefeye sığınırlar."