180702 Kris Wu x GQ Röportajı :
cr: meigeni express / çeviri : rosecorpio
Kris Wu, "Like That" adlı yeni albümünün ilk şarkısı Billboard Hot 100'e girdiğinde, 30 Mayıs sabahıydı. Aslında, bu sadece her zamanki gibi sıradan bir Çarşamba olacaktı, ancak yurtdışından gelen bu haber, hemen Kris Wu'nun uyku niyetini kaçırdı.
“Bu, herhangi bir şarkıcı için gerçekten önemli bir grafik. Bu tabloya girebilmek, büyük bir güvence biçimi. Çok sıkı çalıştıktan sonra, bu tabloya girebilmek kolay bir başarı değil.” Bunu söylediği zaman, Kris Wu sağ elini kendi sol omzunu patpatlamak için kullandı, görünüşe göre kendini onaylayıp, cesaretlendirdi.
Son yarım yılda, bu Kris Wu üzerinde derin bir izlenim bırakan iki anlardan biriydi. İkinci anı, baharda bizi bir geceye geri götürüyor. Sabah 1 saat civarında, Kris Wu nihayet ilk albümdeki tüm parçaları tamamladı. Büyük bir esneme ile rahatlama hissi var. Ona göre, şarkılar bittiğinde her biri kendi kaderlerine sahiplerdi.
Bu anları tarif ederken, Kris Wu'nun yüzünde sakin bir ifade vardı. Ancak, fotoğraf çekimi esnasında Kris Wu tamamen farklı bir şey oldu. Temiz kot pantolon, beyaz tişört ve altın zincir kolyeler taktı. “Fotoğraf çekimi sırasında müzik dinlemesi gereken” bir alışkanlığı var. Fotoğraf çekiminin birkaç saati içinde, bir asistan etrafında bir bluetooth hoparlör tutuyordu ve her dakika çalışmasını farklı rap müzikleriyle doldurdu. Bir set fotoğrafı bitirdikten sonra, Kris Wu içgüdüsel olarak müziğin ritmiyle vücudunu hareket ettirdi, sanki müziğin ritmiyle basketbol sahasında basketbol oynayan genç adam ortaya çıkmış gibiydi.
Kris Wu gençliğinde durmadan göç ediyordu. Büyükanne ve büyükbabasının Gansu Baiyin'deki evinden Guangzhou'ya ve daha sonra Vancouver'a sürekli olarak dolaşıp farklı okullara transfer oldu. Basketbola olan sevgisi, başkalarıyla iletişim kurmada iyi olmayan Kris Wu'yu farklı bir iletişim biçimi bulmasında yardımcı oldu. Günde en az altı saat, gece gündüz basketbol oynamaya başladı. Derse girmeden, uyumadan önce, zamanının geri kalanını basketbol sahasında geçirdi, basketboldan uzak duramadı. Bir kereden fazla, röportajlarında basketbol oynamanın ilk kez onu özgür hissettirdiğini ifade etti.
Basketbola aşık olan diğer birçok genç gibi, Kris Wu’nun da bir zamanlar NBA'ye girmek gibi bir hedefi vardı. 15 yaşındayken, Kris Wu annesini takip etti ve bir yıllığına Guangzhou'ya döndü. Guangzhou No.7 Lisesi'nde 9.sınıfa devam etti ve okul basketbol takımının kaptanı oldu. O yıl, hayatındaki en önemli şey hala basketboldu. Takımını Genç NBA Çin Yarışmasına taşıdı ve Güney Çin bölgesinde ilk sırada yer aldırdı. Koç onu “en iyi lider” olarak övdü, profesyonel bir basketbol oyuncusu olmak onun için gerçek olmayan bir amaç olarak gibi görünmüyordu.
Annesinin gözünde basketbol oynamak, “kolayca yaralanması mümkün olan” ve “kısa süreli” bir şeydi. Profesyonel bir basketbol oyuncusu olma hayali bittiği an, kemik yaşının belirlenmesini istediğinde ve 190 cm'ye çıkamayacağını öğrendiği zaman oldu. Ayrıca, yaralı ayak bileği, basketbol oynamaya devam edememesine neden oldu. Bu hayatındaki ilk gerileme oldu. On yıl sonra Kris Wu ardına, uzun zaman önce veda ettiği bu basketbol hayaline bakıp, basketbolun gençliğinde kendisine verdiği bu umudun dışında müzik ve kültürüne bir kapı açtığını fark etti.
Basketbol sahası, Kris Wu'nun hip hop müziğine ilk olarak aşık olduğu zamandı. Kris'in birçok kez söylediği bir şeyi söz edelim, “basketbol hip hopun beşinci elementi gibi.” O zamanlar, hip hopda yer alan Allen Iverson'ı seviyordu. Kris Wu daha sonra hip hop dinlemeye başladı. “Küçüklüğümden beri, ne yapmak istediğimi gerçekten bilmiyordum. Sadece bir basketbol oyuncusu olmak istiyordum, ama gelecekte müzik yapmak için bir şansım olsa, bu tarz bir müzik yapabilmeyi umduğumu düşünmüştüm.”
İlk kez 16 ya da 17 yaşındayken müzikal yetenekleri olduğunu fark etti. Beste yapmayı denedi ve “melodileri yaratmada oldukça iyi” olduğunu fark etti. ”Sanki kafamda sınırsız farklı melodiler var. Sadece bana rastgele bir ritim ver ve sana çok farklı melodiler yapabilirim o ritimle.” Kris Wu, işte o zaman bu alanda biraz yetenekli olabileceğini fark etti.
Şimdi, kendi müzik yetenekleri hakkında konuşurken, Kris Wu, becerilere ve bazı doğal yeteneklere sahip olduğuna inanıyor. Bir şarkıyı hızlıca yazabiliyor, bir melodi oluşturmak ve şarkı için bir yapı oluşturmak, yaklaşık bir saatini alıyor. Daha sonra, ilham bulmak zorunda kalmadan şarkı sözlerini yazmak bir gün sürüyor. “Bana göre bir melodi oluşturmak çok basit. Bunu her zaman yeteneklerimden biri olarak kabul ettim. Bana göre bu çok doğal bir süreç. Ayrıca, kendimden ne tür bir melodi istediğimi biliyorum.”
Ayrıca çok iyi kulaklarla doğduğu için çok minnettar. “İyi kulaklar bir müzisyen için çok önemli. Müziğe olan hisleriniz, iyi veya kötü olsun, kulağın duyduğu müziği ayırt edip edemeyeceğiniz çok önemli. Bir şarkıyı tamamladıktan sonra, kulağa gerçekten iyi geldiğini düşünebilirsiniz, ancak diğer insanlar kulağa hoş geliyor diye düşünecek mi acaba? Şimdi kulağa hoş geldiğini düşünebilirsin, ama yine de yarın , dünki kadar iyi olduğunu düşünebilecek misin? On kez dinledikten sonra, kulağa hala hoş gelecek mi? Bunun bir çift iyi kulak tarafından belirlenmesi gerekiyor. Buna gelince, kendime özgü eşsiz bir duyuya sahip olduğuma inanıyorum.”
Yeteneklerinden bahsederken, Kris Wu’nun özgüveni yüzünde parladı. Mütevazi davranmadı ya da kendisine karşı olan memnuniyetini örtbas etmeye çalışmadı. Bir ünlü olarak, bu tarz bir dürüstlük insanlara yanlış yoldan gitmelerini sağlayabilir, ancak hip hop sözleriyle, bu “onu gerçek tutmak” dır.
Gerçeğe ve kendine göre, Kris Wu'nun kendine has görüşleri var.
2014 yılında, kariyerini genişletmek için yurtdışına kıyasla tamamen farklı bir eğlence sektörüne ve kültüre bakan Çin'e geri döndü. Fan kültürü yükseliyordu; Bir idolü sevmek artık albüm satın almak ve konserlere katılmakla sınırlı değildi. Standartlar daha da karmaşıklaşmaya başlıyordu.
Gişe rekorları kıran filmleri ve online görüntü sayılarını takip eden bir jenerasyonda, hayranların yarattığı veriler, Kris Wu, farklı film türlerinin projelerine davet edilmesi istenildiği aktör haline geldi. O kadar çok fırsatlar sunulduğunda, Kris Wu bunalmış hissetmeye başladı.
“Çin film sektörü son derece iyi gelişiyor. O sırada patlama oldu, herkes film yapıyordu ve çok fazla fırsat vardı. Her biri gerçekten iyi görünüyordu, bu yüzden onları reddetmek zordu. ”
2014'ten 2016'ya kadar 11 filmi kesintisiz bir şekilde çekti. İster tatmin edici ister pişmanlık verici film projeleri olsun, Kris Wu her ikisiyle de karşılaştı. Medya ve fanlar, oynadığı farklı rollerle Kris Wu'ya iltifat ettiren özelliklerin tadına bakabildiler. Her zaman herkesten önce bir ‘aktör’ olarak görünmüş olsa da Kris, sonunda yapmak istediği müziğe döneceğini biliyordu. “Her zaman yapmak istediğim müziği yaptığım günün geleceğini, bunun üzerine zaman harcayacağım vaktin geleceğini biliyordum. Bu fırsatı hep bekledim..”
2016 yılında “Yazma Kampı” düzenlemek için Los Angeles'a gitti. Yapımcıları davet etti ve her gün pratikte yeni eserler yaratan “beyin fırtınası” tarzında şarkılar yazdı. Bu şarkı sözü tarzı, daha önce Çin'den bir müzisyen tarafından denenmemişti. Hem “JULY” hem de daha sonra “DESERVE” eserleri bu yazma kampında ortaya çıktılar.
İki yıl önceki bu “düşünmeden hareket etmek” hakkında konuşursak, Kris Wu bu dönüm noktasını tamamen hatırlayamıyor.
“Temelde sadece Los Angeles'e müzik yapmaya gitmek istedim. Ben de her zaman müzik yapmak için zaman harcamak istedim. O zamanlar, saf bir şekilde, Çin'deki dostlarımın ve hayranlarımın, sadece film (OST) veya diğer tanıtım için yapılan müzikleri değil, benim yapmak istediğim müziği dinlemelerini sağlamanın zamanı geldiğini düşündüm. Sanırım anca vaktim oldu ve bunun için işe koyulmaya karar verdim.”
Kasım 2016, “JULY” yayınlandı. Müzik eleştirmeni Zou Xiaoying, şarkının ona hoş bir sürpriz verdiğini düşündü : “Saf gelecek bası, tipik damla kurdu. Kris Wu, genç bir kadın katilin gülümsemesi gibi, Kawai enstrümanlarına sarılmış olan dikkatli ve nazik tarafını sergiledi.”
Birkaç ay sonra, başka bir şarkı “JUICE” yayınladı. Müzik eleştirmenleri genellikle Drake'in eserleri ile birlikte, ortam müziği, R&B ve trap içeren bu şarkıdan bahsetti.
Kris'e göre, JULY ya da JUICE’ın tarzı / bileşimi olsun, bunlar batıda çok moda. Ancak, Çin'de çok popüler değil.
Böyle bir şarkıyı böylesine yeni bir trendle salıvermenin kendinden daha ileriye gidip gelmeyeceği konusunda çok fazla düşünmemişti.
“Bunu anlayanlar kesinlikle anlayacaklardır, ama anlamayan pek çok insan olacak ve bu bir gerçek. Çin'de hip hop müziği asla ana akım değildi. Melodik rap aslında pop müziğine çok benziyor, bu yüzden bu yeni tarzın herkese tanıtılmasını istedim. Bu tür müziklerin çok fazla potansiyele sahip olduğunu hissettim ve benim gibi genç nesilin (Çin) yaşam tarzları için uygun oldu. Biraz daha tutum var.”
“Kendi müziğini yapmaktan” başka, Los Angeles'a gitmek ona birazcık hayatta ara vermek için bir şans verdi. Çin'de, tüm programları her saat başı dolu ve zamanı hep farklı etkinlikler ile dolu. “Meşgul olmak nasıl bir duygu?” diye sorulduğunda, önce felsefi bir cevap verdi. “Hissiz. Zaman zaman hissiz hissediyorum.”
2016’da, bir film tanıtımına yönelik bir röportajda, birisi, arkadaşlarıyla hala basketbol oynayıp oynamadığını sormuştu. Tereddüt etmeden kesin bir cevap vermişti. “Basketbol oynamak için ısrar etmemin nedeni, normal bir yaşama sahip olma hissini kaybetmekten korkmam. Bir insan her gün bir dünyada yanıp sönen ışıklar altında bir şöhret olarak yaşıyorsa, sonunda bayılır. Yani, gerçek bir yaşam duygusu bulmalıyım.”
Los Angeles'te üretmekte olduğu süre boyunca Kris Wu, gerçek zaman duygusunun yanı sıra yeniden gerçek hayat hissini de buldu.
“Arkadaşlarla takılabiliyorum, birlikte dışarı çıkabiliyor, sokaklarda yürüyebiliyor, etrafta araba sürebiliyor, her şeyi yapabiliyordum.” Şimdi tekrar düşününce, “kaçışının” cesurca olduğunu hissetti.
“Çünkü o zaman, zaten o konumda olduğunuzda, ayrılmak zor gibi hissedersiniz. Bu bir büyü gibi. Bir çok insan ayrılmayı başaramaz ve birçoğu durmadan robot gibi çalışmaya devam eder, sonunda solar/kaybolur.”
(Ç/N : Kariyerinin zirvesi esnasında Los Angeles'a işe gitmek için Çin'den ayrılmaktan bahsediyor.”
Kris açıkça “solmayı” kabul etmeye istekli değildi. Müzik dışında, hayattaki diğer şeylere olan tutkusunu gizleyemiyor: arabalar ve moda gibi.
Küçüklüğünden beri arabaları seviyordu, bu güne kadar bile bu sevgi hiç bitmedi. Onun yaşıtları arasında, sürebilen ilk kişilerden birisi.
Arabalara olan tutkusuyla kıyaslandığında, modaya olan aşkı daha da belirgin. Moda, Kris Wu'nun büyük önem verdiği bir alan. Trendleri başlatmaktan başka, uzun bir süre boyunca, moda, basketbol, onun için birer ifade biçimi. Her gece, uçuş yapmadan önce, ne kadar yorgun olursa olsun, Kris kıyafetini dikkatlice seçer. Her şey havalı gözükmüyor belki, ama en azından kesinlikle beğendiği şeylerdi. Kris hayranlarının yorumlarını görünce mutlu oluyor, “Kris Wu sadece yakışıklı olmak isterse yakışıklı olur.” Bu, konu buna geldiğinde, onun söz sahibi olduğu anlamına geliyordu.
Yine de, çoğu alanda, söz sahibi olmak kolay bir şey değildi. Çin'e döndükten sonraki ilk iki yılda, her zaman meşguldü ve gerçekten mutlu olduğunu söyleyemezdiniz. “Sanırım herkes dünyayı renkli merceklerle görmeyi seviyor.” Bir örnek , Gao Xiaosong'un bir zamanlar ifade ettiği bir şey : Birçok insan sadece Kris Wu’nun görüntüsüne dayanarak sonuçlara atlayabilir. Onu — Gao Xiaosong'un kendisi de dahil olmak üzere yüzeysel bir idol olarak düşünüyorlar.
Şimdiye kadar Kris, “görünüşü” hakkındaki görüşlere karşı hala doğal olarak duyarlı. Örneğin, The Rap of China için Kuzey Amerika seçimleri hakkında konuşurken, onları görünüşe bakarak seçmediğini söyledi ve bunu kesinlikle reddetti. “Görünüşe bakmıyorum. Görünüşlerin bu programla ilgisi yok. Bu program tamamen yeteneklere dayanmakta. Yeni şeyler yaratabilen bir yarışmacı bulmak istiyorum.”
Uzun bir süre boyunca Kris kendi yetenekleri için onay almadı.
“Sıkı çalıştığın sürece, başkalarından saygı alabileceğini ve şüpheye düşmeyeceğini düşünürdüm. Ama sonunda, ne kadar uğraşsanda, çalışsanda, insanların hala sana kuşkuyla yaklaşacaklarını farkettim.”
Kris kendisini değerlendirirken, birkaç kez değiştiğine inanıyor. “İlk başta, herkesin beni sevmelerini sağlamak zorundaydım. Ve sonra ise, hayır dedim. Herkese beni sevmelerini sağlamayabilirim, ama kendimi bütün çalışmamla kanıtlamak zorundayım ve ne kadar harika olduğumu görmelerini sağlamalıyım. Gerçekten çok toydu.”
Sevdiği Batılı sanatçılardan farklılıklar buldu. Medyanın Kris ile karşılaştırdığı bir hip hop sanatçısı olan Drake, 1986 doğumlu, Kris'ten sadece birkaç yaş büyük. Kris'in DESERVE için birlikte çalıştığı sanatçı, Travis Scott, 1992'de doğdu ve bu yıl 26 oldu. Bu ikisi bir süredir müzik sektöründe büyük isimler. Çin'de geriye baktığımızda Kris Wu, ne kadar çalıştığı önemli değil, onlar gibi (Çin'de) bir “efsane” olamayacağını düşünüyor.
“Yaş ile ilgili bir sorun değil, kişisel bir sorun. Herkes kendi işlerini yapmakla meşgul. Her gün yeni bir sanatçı çıkıyor ve her zaman sektöre yeni girenler olacak. Popüler olmak çok kolay ve popüler olmak için farklı yollar var. Bu değişmesi zor bir durum gibi görünüyor. Bunun kimsenin hatası olduğunu söylemiyorum, kesinlikle kimsenin hatası değil.”
Son iki yılda, sonunda düşündüğünü hissetti. Artık başkasının görüşü yüzünden rahatsız veya kızgın olmayacak.
“Bunu nasıl yaptığımın hiçbir önemi yok, her zaman şüpheler olacak. Yani bu durumda, ne yapmak istiyorsan onu yapmalısın. Kendim için yaşıyorum. Mutlu yaşadığım sürece, bu yeterli. Kendi işim için sorumluluk alıyorum. Beni seven insanlar için sorumluluk alıyorum. Çalışmam bu noktaya odaklı. Ayrıca, işim herkes için yapılmadı. Bu müziği sevdiysen, dinle; eğer beğenmediysen, bu şarkı senin için yazılmadı.”
Bazı düşüncelerden bir yankı gibi, bu yılın nisan ayında, Kris Wu ve Universal Music küresel bir özel sözleşme imzaladı. Basitçe söylemek gerekirse, bu sözleşme, Universal Music'in Çinli bir sanatçının hip hop müziğini dünyaya tanıtmaya çalışacağı anlamına geliyor.
Sözleşmeyi imzalamadan önce Kris, bir Çinli sanatçının iTunes listelerinde alabileceği en iyi başarıya sahip oldu. Ocak 2017'den itibaren ingilizce şarkısı “Juice”, ABD iTunes grafiğinde 28'e ulaştı; Ekim’de “Deserve”, hem ABD’nin iTunes Grafiğinde hem de ABD’nin iTunes Hip-Hop / Rap Grafiği’nde 2 saat içerisinde 1.sıraya ulaştı.
Şarkısı “Deserve”, Travis Scott ile bir işbirliğiydi. İşbirliği şans eseri gerçekleşti. Bir arkadaşı Travis Scott'ı tanıyordu ve Kris'in ona gerçekten hayran olduğunu biliyordu, bu yüzden Kris Wu’nun “yazma kampı” ndan bahsetti ve Scott’a “Senin Çinli versiyonun” ile tanışmakla ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
New York'ta olan Scott ertesi gün Los Angeles'a uçtu. Kullandıkları stüdyo, bir zamanlar Michael Jackson'ın da kayıt yaptığı yer. Kris'in kamp için işbirliği yaptığı arkadaşı da vardı, bu da Kris'in kutsallık duygusunu hissetmesini sağladı.
Herkes, “Deserve’i” bitirmediklerini söylerken müzik dinliyor ve sohbet ediyorlardı. “Travis geldiğinde, şarkımı dinlemesine izin verdim.” Bunu duyduktan sonra, ‘Bu şarkı için seninle işbirliği yapmak istiyorum’ dedi. Sonra, ikisi hızlı bir şekilde koroyu kaleme aldı, bunu tamamlamak için sadece bir gün harcadılar.
O ve Pharrell Williams da çok doğal bir şekilde birleştiler. Pharrell, “Tmall Double 11” Konseri için Shanghai’a gitmeli ve işbirliği yapmak için Çinli bir sanatçı bulmak istedi. Şarkısına bir parça eklemek istedi, o yüzden Kris'i buldu. “Stüdyoya, o kısıma yardım etmek için gittim ve 20 dakika içersinde bitirdim. Kayıt ettikten sonra dinlemesine izin verdim ve çok beğendi. O zaman, bana başka bir şarkıya yardım etmesini isteyip istemediğimi sordu ve bende tabii ki dedim.”
İşbirliği tamamlanana kadar, Kris Wu kendisinin şanslı olduğuna inandı. Sadece Scott'a teşekkür etmek için mesaj attığında farketmiş ki, hiç bir zaman Travis Scott'la para konuşamadığını. Travis Scott’un uçak bileti bile kendisi tarafından satın alındı. Pharrell gibi bir efsaneye karşı bile, “seviye” farkı varmış gibi hissetmedi. Bunun kısmen kendi şansıyla ilgisi olduğunu ve kısmen de kendi iletişim becerileri ile ilgisi olduğunu düşünüyor. “Her şey iletişime bağlı. İngilizce dilinde bir sorunum olmadığından, onlarla doğrudan iletişim kurabiliyorum. Aramızda bir çevirmen olsaydı, bu büyük bir engel olurdu. Bu yüzden, onlarla doğrudan iletişim kurabildiğim için şanslıyım.”
Başarılı bir işbirliği gibi görünse de, Kris'in pişman olduğu alanlar var. Travis Scott olsun ya da Pharrell Williams farketmez, Çin müzik piyasası hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. “Dürüst olmak gerekirse, hiçbir Çinli şarkıcıyı tanımıyorlar. Tek bir isim bile söyleyemiyorlar.”
Universal Music ile imzaladıktan sonra Kris Wu, medyayla birçok İngilizce röportajı kabul etti. Bu röportajlarda, Kris Wu defalarca şöyle diyor : “Hip hop yapıyorum. Ben bir bestecinin yanı sıra bir prodüktörüm. Ben Çinliyim ve Doğu ile Batı arasında müzik yoluyla bir köprü olmak istiyorum.”
Çin medyasına karşı, “yengeç yiyen ilk kişi” olduğunu defalarca vurguladı. İddialı bir şekilde geleceğin neler tuttuğunu dört gözle bekliyor. “Eğer bu konuda başarılı olabilirsem, kesinlikle bir zincir olacak ve daha fazla şirket Çinli sanatçılar ile imzalamak isteyecek.”
Tıpkı herkesi mutlu etmeye çalışamayacağını anladığı gibi, “yengeç yiyen ilk kişi’nin” de başarısız olabilme ihtimalinin olduğunun farkında.
“Anlamlı bir şey yapmak istiyorum. Ne kadar zor uğraşırsanız uğraşın, sizi sorgulayacak olanlar her zaman olacak, o zaman sadece devam edin. Belki birçok yıl sonra, belki ben gittiğimde bile, insanlar anlayacaklar, farkedecekler, zamanında yaptıkları şeylerin ne kadar anlamlı olduğunu.”