"Hisler sahte; artık duygularım tanınmayacak halde."
Alisa U Zemlji Chuda
Sade Olutola
No title available

@theartofmadeline
Jules of Nature
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

JBB: An Artblog!
art blog(derogatory)
ojovivo
d e v o n

tannertan36

No title available
Cosimo Galluzzi

Janaina Medeiros
will byers stan first human second
hello vonnie
noise dept.
Not today Justin
occasionally subtle
NASA

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from South Korea

seen from United States
seen from Italy
seen from United States

seen from France
seen from Japan

seen from Singapore

seen from South Africa
seen from Colombia

seen from United States
seen from United States

seen from India

seen from Italy
@kvrckkperii
"Hisler sahte; artık duygularım tanınmayacak halde."
"Bazı gerçeklerin farkındalığı, dank ettiğinde fazla ürkütücü oluyor."
"Bundan sonra kader bile denk getiremez bizi."
Ben en çok da, birinin kalbinde yük gibi hissettiğim gün yoruldum. @olafkardanadam (☃) 𓃗
"...Bazı hislerin, bir çöp parçası kadar bile değeri olmuyor."
"Bazen bazı yaralar kapanmaz. Yara yeni oluştuğunda dönüp dönüp bakarsın, kontrol edersin; acısına dayanamazsın, acısı geçsin diye her şeyi denersin.
Ama o yara kanamayı bırakıp kabuk bağladığında alışırsın.
Ve tamamen geçmese bile bir iz bıraktığında, artık o iz aklına bile gelmez; sadece geçmeyen ama unutulan bir yara izi olarak anılır.
Biraz zaman verin; bırakın ki kanaması dursun bazı yaraların..."
" 'Hoşçakal' kelimesinin ağırlığı altında eziliyorum; bir yumru gibi oturdu yüreğime."
"KADAPUL ÇİÇEĞİ; beklenen ama asla sahip olunamayan o saf aşkı simgelermiş.
.......
Yıl boyunca, günlerce ve aylarca sabırla beklersin açmasını. O saf, güzel beyazlığına bürünmesini heyecanıyla,
Oysa gelip geçici basit bir güzelliği yoktu.
Ancak o güzelliğini gözler önüne serdiğinde ona dokunamazsın. O güzelliği bir vazoya hapsedemezsin; dokunup ellerinin arasına almak istediğin an, can verir avuçlarında. Sadece uzaktan izlersin o büyüyü. O kısa ama büyüleyici anın saniyelerini, doyasıya bakarak değerlendirirsin.
Şafak söktüğünde ise geriye sadece anısı ve sızısı kalır.
Bazen en güzel hikayeler, sonuna ulaşamadıklarımızdır.
Veya daha başlamadan, bizi kendi içine hapsedendir.
Varlığına şükrettiğimiz o başlanamayan aşkın hasretidir..."
kendi zihninden korkmanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsun.
"Her başlangıç kendi sonunu taşır, her alışkanlık bir gün tükenir. Ve bize de yalnızca 'Hoşçakal' demek düşer..."
Oysa gözler yalan söylemez derler
"Yürek yalan söylemeye bu kadar meyilliyken, göz nedir ki onun yanında?"
"Bir ara söylediği sözlere inanamadım; hislerim tam tersini fısıldıyordu. 'Neden böyle düşünüyorum?' diyerek kendi sevgimden şüphe ettim, delirmiş gibi kendimi suçladım. Ama en sonunda, o zihnimi delirten gerçekleri kusup itiraf ettiğinde... Ne kadar da içli içli ağlamıştı içimdeki akıllanmaz kız çocuğu. Gerçekten, artık diyecek hiçbir kelime bulamıyorum..."
"İstediklerimin olacağından o kadar emindim ki kader bana onları vaat etmedi. Oysa 'olmaz' dediğim her şeyi, kader kendi elleriyle huzuruma sundu. Anladım ki bir şey, iyisiyle de kötüsüyle de sadece bizim için çizilen o mutlak kaderdir..."
"İnsan, en çok da hayal kırıklıklarının arasında kayboluyor..."
Bazen tek istediğim hissettiğimi hissettirmek
"En ağır nöbet, insanın hissettiklerini anlatamadığı o sağır sessizliktir. Tertemiz duygular yanlış ellerde yıpranıyor. İnsan karşısındakinin kör olduğunu bilse bile, bir umut fark edilmek istiyor."
"Çok birikmiş içimdeki volkan bu gece, farkına bile varamamışım son raddesine gelene kadar. Bazen insan, içinde biriktirdiği o hırçın gürültüyü taşımaktan yorulur ve kelimelerin o ağır gerçekliğine sığınır. Bu gece de o gecelerden biriydi; kelimelerim geceye, yüküm burada kaldı."
"Elbet her şey olacağına varır evet, ama ben hep olamadığım yere vardım ya da sürüklendim. Bu gece de onlardan biri. Olmaması gereken bir haldeyim; hak etmediğim bir duygular trafiğine takılıp kaldım, gecem başlamadan uzuyor sanki. Vazgeçişler bana göre değil, kaçıp pes etmeyi de sevmem. Evet yoruldum, yıprandım, belki de tanınmaz hale geldim. Ama kaçmak yerine savaştım, susmak yerine haykırdım, arkamı dönmek yerine karşında dikildim. Dinlemeden infaz beklemek yerine, açıklama yapılmadığı için sitemler ettim.
Sen rahatça uykunun keyfini çıkarırken ben yine uykusuzlukla cebelleşiyordum. Gözyaşları eşliğinde acımı yazdım usulca. Ama sen bunu umursamadın; geçiştirmek için lütfettiğin tek kelime sadece 'anladım' demek oldu. Zaten sadece sözde anlıyorsun; hiç mi yüreğin sızlamıyor, ne ara kalpsizleştin, ne ara körleşti duyguların?
Acı melodilerimi duymadın, söylesene kulaklarını mı tıkadın? Kıyıya vuruyor artık duygularım, can çekişiyor. Ben kayboluyorum her geçen saniye kendi içimde..."
"Bazen tepkisiz kalmak, boş verip inceldiği yerden kopmasını beklemek düşer. Zorlamamak gerek işte, olmuyorsa olmuyordur. Ama ben söküp atamıyorum, içim ferahlamıyor, zihnim bozuk plak gibi aynı düşüncelerde boğuluyor. Dönmek istemiyorum arkama ama içimdeki ben, benim en büyük düşmanım. Ben merhametsiz ve acımasız değildim oysa, ama hep tam tersi davranıldı. Küçük bir kız çocuğu gibiydi sevgim. Merhamet edilmedi; gözyaşlarına, uykusuzluğa terk edildi. Ve bunu yapan en yakınınızdaki kişiyse... İşte o zaman sızlıyor bir şeyler içinizde. Benim yüreğim buz tutmak yerine yanıyor cayır cayır."