Her şey için zaman gerekiyor,
Büyümek, olgunlaşmak, öğrenmek, umutla yeniden yaşama sarılmak, inanmak, güvenmek, yaraların sarılması.
Zaman her şeyin ilacı diye yenileyen dizeler bize gerçekliğini ancak yine zamanla kanıtlıyor.
Yolculuk boyunca düşündüm, tıpkı tren yolculuğumdaki görüntüler gibi,
yaşamın tozlu hatıraları da, tren uzaklaştıkça, toz olup gidiyordu.
Ve tren istasyonuna vardığımdaki son görüntü aklımda en net yer alan sahneydi.
Yaşam da buna benziyor, bir tren yolculuğu gibi.
Uzun zamandır güzel şeylerin olması adına içimdeki umut tomurcuklarının yeniden çiçek açması için elimden geleni yapıyorum.
Biliyorum sabır gerekiyor.
Çiçek açması için elimden geleni yapsam da, o toprağın üzerinden yağmurlar, karlar, mevsimler geçeceğini de çok iyi biliyorum.
Sonra çiçek açacak.
Köklerimden zamanı çekmeye devam ediyorum,
Güneş ışığı sizsin, köklerime diye,
Gözyaşları akıyor, toprak ıslanıyor, yeniden kuruyor.
Ve sonra diyorum kendime:
Bazen zamanı yavaşlatmalı insan, tıpkı içindeki köklerine yavaş yavaş doğanın gücünün işlemesi gibi.
Hayat hazır olduğunda, çiçek açacak.
Yaşam sonu gelmeyen, yön bulamadığın bir labirent gibi görünebilir.
Kıvrımlar, yaşamın çatalları, dönüşler, durgunluklar, gecikmeler,
Ama her şey zamanla yerine oturacak, taşlar yerini bulacak,
Hayat zor olsa da,
Umut var ise,
Doğru zamanda, en iyi zamanda, yaşam sana çiçeklerini sunacak.
Umut, onsuz olmaz.








