The Bright Sessions

PR's Tumblrdome

blake kathryn
Cosmic Funnies
untitled
Cosimo Galluzzi
almost home
🪼
noise dept.

shark vs the universe
RMH
art blog(derogatory)
EXPECTATIONS

ellievsbear
Cookie Run:Kingdom Official!
Phantogram Three
hello vonnie

No title available
Show & Tell
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
seen from Japan
seen from United States
seen from Brazil

seen from Singapore
seen from Indonesia
seen from United States

seen from France

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from Russia
seen from Guatemala

seen from Bangladesh

seen from Maldives
seen from United States
seen from Brazil
seen from Indonesia
seen from Ecuador
seen from Ecuador
@letssporadicbirdbear
Umutsuzlar
Umutsuzlar...
Fırat - Sen gideli çok oldu Çiğdem, sen gideli 467 gün oldu. Her kurşun deliği bir gün içindir.
Çiğdem - Niye kurşun ?
Fırat - Söküp atmak için, kurtulmak için belki. Lakin gördüm ki, seni öldürme çabası boşmuş, sen ölmezmişsin. 467 gün, seni her gün kurşunladım. En son kurşunu dün sabah alnında denedim. Öldüremedim. Ve anladım ki sensiz olmazmış.
Çiğdem - Ya ben … 467 gün ölerek yaşamadım mı ? 467 gün gazete sayfalarını korkarak açtım. Kurşunlanmış, al kanlara boyanmış resmini görmemek için, Tanrı’ya dua ettim. Beni aramakla hata ettin
Fırat. Düzenimi bozdun. Yokluğuna alışmaya çalışıyordum.
Fırat - Alışabildin mi ?
Çiğdem - Alışamadım.
Fırat - Yanında biri vardı, kimdi ?
Çiğdem - Senden kurtulmak için, evlenmeye karar vermiştim.
Fırat - Evlenmek öyle mi ? Yokluğunla 467 gün geçti. Daha bir kadının elini tutmadım. Bir kadının yüzüne bakmadım. Aklımdan bile geçirmedim. Anladım ki, benim için her şeydin.
Çiğdem - Senin için her şey olmaktansa, silahın olmayı seçerdim. Beni silahın kadar sevseydin yuvamız, çocuklarımız olurdu. Yanlış yoldasın Fırat, bu silah sana ölüm getirecek.
Fırat - Sen, ben, silahım olamaz mıyız, üçümüz bir arada yaşayamaz mıyız ?
Çiğdem - İmkansız.
Fırat - Seni çok seviyorum Çiğdem , silahımı da çok seviyorum. İkinizden birini seçmem için beni mecbur etme…
Çiğdem - Üçümüz bir arada olamayız Fırat… Ayrılığımızın sebebi bu değil miydi ? Sen silahını seçip ayrılığımıza neden olmadın mı ?
Fırat - Anlatamıyorum. Ben silahıma mecburum. Bizim kellemiz, her an namlunun ucundadır, bizim kellemize İstanbul’da binlerce cellat taliptir, bizim kellemize senin bilemeyeceğin değerler biçilmiştir.
Çiğdem - Her şeyi bırakırsan, niye biçilsin Fırat ?
Fırat - Bunu anlasan, anlayabilsen Çiğdem, sen, ben ve silahım, ha ? Sen, ben ve silahım. .
Çiğdem - İmkansız…
Fırat - Kabul et. .
Çiğdem - İmkansız…
Fırat - Kabul et. .
Çiğdem - İmkansız…
“Seni, anlatabilmek seni..”
Sevdiğinize Ahmed Arif kitabı alın.
Ben en azından katilimi tanıyorum. Fakat sen bir gün sevilmediğin bir yürekte, kim vurduya gideceksin..
Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni...
Seni bekliyordum, dedi, yazmaya başlamak için seninle karşılaşmayı bekliyordum. Şimdi daha iyi anlıyorum bunu. Beni mi yazacaksın, diye sordum gülüp hafifseyerek. Sen bir çıkış noktası olacaksın, dedi. Her şey bu kadarla kalsa bile düşleyip yaratacağım bir öyküye sahip olduğunu biliyorum.
“Bu hayatta en büyük kaybedenler,bekleyenlerdir.”
Ah Maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?
Sabahattin Ali (via sokaktakiyazar)