27.11.19
Animation practice! This is the longest one yet ᕦ(ò_óˇ)ᕤ

oozey mess

Andulka
Today's Document
The Bowery Presents
Game of Thrones Daily
Jules of Nature
Sweet Seals For You, Always
tumblr dot com
Xuebing Du
No title available

izzy's playlists!
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

❣ Chile in a Photography ❣

tannertan36

No title available

Kiana Khansmith
Lint Roller? I Barely Know Her
Misplaced Lens Cap
Cosimo Galluzzi
RMH
seen from United States
seen from Iraq
seen from United States

seen from United States
seen from Singapore
seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Iraq

seen from Singapore

seen from Germany
seen from Ukraine

seen from Singapore

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Switzerland
seen from United States
seen from United States
@little1yazar
27.11.19
Animation practice! This is the longest one yet ᕦ(ò_óˇ)ᕤ
Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarla idi. Ekip biçip gidecektik.
- Cahit Zarifoğlu
Hiç bir dil özlemi taşıyacak kadar güçlü değildir. İnsan bu yüzden özledikçe sessizleşir.
- La Edri
Rousseau yaşamını anlatmaya başlarken şöyle diyor:
"Biliyorum, sizleri pek ilgilendirmiyor anlattıklarım ama benim bunları anlatmaya ihtiyacım var."
Çünkü anlatmak rahatlatır, tıpkı yazmak, konuşmak ya da yüksek bir dağın tepesinde bağırmak gibi.
Bana bir şeyler anlat küçük kır çiçeğim! Huzurunu kaçıran o yılanlardan bahset. Geçen kış annen sana ninniler söylerken; Bu bahar nasıl öldürüldüğünden bahset. “Hiç ölüler konuşur mu a, akıllım?” demeyesin sakın. Selâlar kadar ezanlar da yaşar dünyada… Ah sevgili, küçük kır çiçeğim… Orada yalnızlığın duruyor, biliyorum. Yalnızlık insanı alt eder, biliyorum. Damgalarlar seni, işlerine gelmeyince sana şizofren bile derler. Sonra bir köşeye çekilirsin, o büktüğün boynunla kalırsın. Sanırsın ki; mağlup oldun sen. Biri çıkar ve der ki: “Bu türkümü, tüm yalnızlara armağan ediyorum.” Sen yeter ki; ona bir şeyler anlat. Yoo, sakın korkma e mi? O seni- senin bilginle avlamaz… Onu ancak insanları kandıran o içlerindeki hayvanlar yapar! Uyu tatlı kır çiçeğim, uyu! Sakın korkma… Ve ağlama e mi?
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde /Suç Duyurusu
Kediler kediler kediler , seni yer seni yer seni yer
“eğer birisi beni kurtarabilecek olsaydı bu sen olurdun.” •
Sesimdeki çaresizliği anlamayın diye sustum.
Salih Çağlayan - Filler ve Bulutlar
Sonra biri gelecek. İşte oldu diyeceksin. Güleceksin. Senin beni güldürdüğün gibi... Dokunacak, iyileşeceksin. Yaraların kabuk tutacak. Kanamaların duracak ve tam o sırada kendinle tanışacaksın.
Çünkü o da gidecek. Senin benden gittiğin gibi, kabukları kaldırarak...
İşte o zaman, ben gibi olacaksın.
İşte o zaman, eşit olacağız.✒📖
Ben münzevi bir adamım, hayatım boyunca gerçek sevgiyi aramış ama bulamamış biriyim. Insanlardan kaçarak gelişen yeni dünyaya ayak uydurmaya asla çalışmadım. Sanırım hala yerdeyim. Gözlerim puslu, her geçen gün düne özlem ve hasret dolu... Bir istidatım olmalı siginabilicegim bir limanım... Küçüklüğümu en çok ben anlatmak isterdim herhalde. Ooo nerden nereye ,Ne alaka şimdi nerden başlanabilir ki ? Uzun uzadıya anlatılabilir. Ama her hikaye yeni bir parça demektir. Aslında bakarsanız her şeyden sanki biraz var ama bölük börcük. Bu şekilde devam edemez eğer devam ederse anlatacağım şeyler hercümerç olacak. Tarifi zor bir duygu... Rahatlamak istiyorum uzun uzadıya rahatlamak istiyorum. Kalbim umursamaz olsun istemiyorum, umursayıp düşünüp cabalasinda istemiyorum. Ben rahat olmak istiyorum ama rahat nasıl olunabilirdi ki ? Her şey bir yana şu bulanık olan ve şuan görmekte zorlandığım şeyleri sesleri kaba saba beni sürekli rahatsız eden kosusturmacalardan kurtulmak istiyorum. Haydi lütfen bu bir kabus olsun uyanmak istiyorum diye haykıran bir sesle uyanmak istiyorum. Ilk kez hissettim , Tanrı 'Ya şükür üzerimde büyük bir hafiflik var. Evet şuan çok iyiyim cunku şuan kırlarda tanımadığım birinin pesinden koşuyorum. Ne kadar güvenli ki , ama kostukca onu daha çok buluyor gibiyim. Ona yaklaştıkça sesler tanıdık gelmeye başlıyor. Mutluluk mu , bulmak mı... O sensin düşlerimde gezinip duran kadın sana ulaşabilmeyi hep hayal etmiştim. Bir an dengemi kaybedip durdum , sanırım düştüm. Hey dursana , duracak misin ? Etrafıma hiç bu şekilde bu denli bakmamıştım. Ama burası burası... Hey dur dedim sana , durmazsan geri döneceğim... Durdu fakat bana çok uzaktı. Etrafıma bakiyorum da önümde çok ama çok güzel yerler var. Fakat bir şey farkettim attigim her adım da arkamda biraktiğim alanlar körelmiş, kötü olmuşlar nasıl tarif edilebilir ki , işte sevmedigim her şey sanki orda var gibi ve bana doğru geliyorlar. Evet, evet eğer mutluluga doğru koşarsam onu yakalarsam ardım da kalan kötü alanlar da herhalde beni boğamazdı. Var gücümle koşmaya başladım. Ama kalbim yerinden çıkacakmış gibi cunku korktuğum kişiyi tanıyabildim, evet sen... Biliyordum mutluluğun sen olduğunu biliyordum. Hayatım da bir kez sadece bu kadar tutulmuştum ve düşlerimden çıkmayan biriydin. Şuan ise sana doğru koşmak , karanlığı kötülüğü arkamda bırakmak bana hacet olmuş gibiydi. Koştum sonun da yetiştim sana dedim. Dur dur ben böyle hayal etmedim. Sende karanliksin. Ne olur sen beni boğma bekle zaten arkamda kocaman bir köylük ve karanlık geliyor. Mutluluk adını verdiğim benim hayatımın tek sevgisi ilk defa konuşmuştu hayır seni ben boğacağım. Benimle gel demişti. Onunla her yere her şekilde giderdim onu asla yalnız bırakmazdım ama dizlerimin üzerine çöktüm ve kendi karanlığımda ölmeyi tercih edecektim sanırım. Yine stres yine yorgunluk , yine rahatlık yok. Bunların hepsi ilüzyon. Kocaman gözyaşları... Ve yine aynı resim buğulu bir tablo içinde hareket eden insanlar ama bugün bir ilk oldu ilk kez bir şeyler netleşti ve ben ilk kez bir şeyler duydum. Yanıma yaklaşan biri, daha fazla yaklaşmaya başladı. Hicbir sey hissetmiyorum. Beyaz önlüklü boynuna geçirdiği farklı bir cisim ,ve evet ilk kez duydum... fisini çekmek zorundayız onaylıyor musunuz ilerde pek göremedigim biri evet demişti. Karanlık oluyor her yer , buğulu tablo karanlığa gömülüyor, sesler git-gide uzaklaşıyor, üşüyorum biraz ama rahatlıyorum birazdan kapkaranlık olacak...
Ben seni kötüleyemem hiç. Çiçekli bir yol vardı, yürüdüm derim. Ayaklarıma dikenler battı ama her ormanda olur böyle şeyler derim.
cahit zarifoğlu (via elif-life)
Bir kitabımı benim için aşırı değerli birine vermiştim,
Ertesi gün bana şöyle dedi :
" altını çizmek için sabırsızlandığım cümleleri, altı çizilmiş şekilde bulmak ; bu dünyaya karşılaşmak için değil, kavuşmak için geldiğimizin resmi kanıtıdır. "
(alıntı)
Bir hiç uğruna dağıttığım odamı topluyorum ,
ANNE’m kızmasın
Kanayan yaralardan büyük Adamlar doğacak
Sırtımda bir sürü yara var
Bazıları kabuk bağladı , bazılarıysa hala kanıyor
Canımı cok yaksalarda onaları çok seviyorum
Özellikle kapanan yaralarımı
Nedenini sorarsanız ,
Onlar benim hayatımda yaptığım hatalar
Ve bu hatalrdan ders cıkardıkca kapanıyorlar
Ve kapanan her yara bana bir yaş veriyor
Kapanan her yaramda büyüyorum
Bir gün hepsi kapanacak ve ben cok büyük bir adam olacağım
19:47
"Bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi
Bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi."
-- Turgut Uyar
Kafamda kaynayan denizler var. Size gösterebildiğim sadice dumanı!!!
Balonlar
Yaşadığınız zaman boyunca illki balon görmüşsünüzdür. Lunaparkta , çocuklar için yapılmış eğlence mekanlarında vs. yerlerde balonlara rastlamışsınızdır. Hatta aileniz size bu balonlardan almış ve sizde çok sevinerek balonlarla oynamışsınızdır. Bir süre sonra ise ya patlatmış yada elinizden kaçırıp gökyüzüne doğru yolcu etmişsinizdir.
Balonun ne olduğuna gelecek olursak ; balonlar kauçuk , lateks , polipropan ve naylon kumaştan üretilebilen , icine belli bir miktar hava doldurulmasıyla belli bir hacme sahip olan esnek bir torbadır. Bir çok renk ve desende olabilir. Eğer içine helyum gazı doldurulursa , helyum gazının soluduğumuz havadan daha hafif olmasından kaynaklı uçmaya başlar tabi iple bir yere bağlamazsan.
Bence biz insanlar balonlara benziyoruz. Nedeniyse , balonları iple bağlarsanız iplerinin izin verdiği yere kadar özgürlerdir yani kısıtlı bir ögürlükleri vardır. Yani istedikleri yere kadar uçamazlar ve iplerinin izin verdiği yere kadar gidebilirler. Aynı şekilde insanlarda isteyerek veya istemeyerek kendilerini iplerle bir veya birden fazla yere bağlarlar. İplerinin izin verdiği kadar özgür olurlr , kısacası köle olmak zorunda bırakılırlar. Peki balon ipinden kurtulursa ne olur? Sonunu bile göremediğimiz o gök yüzüne dorğu yükselir. Asla yeryüzüne dönmez. Özgür olur artık patlayana kadar. Eğer biz insanlar da iplerimizi kopartabilirsek , bizi köle yapan bu dünyadan kurtulabiliriz. Bunun en güzel yanı bizi balonlardan ayıran bir özelliğin olması. Balonların iplerinden kurtulabilmesi için onun ipini çözecek , kopartacak birinisine ihitiyacı var ama bizim yok. Herşey bizim elimizde. Yapmamız gereken tek şey bir makas almak ve o ipleri kesmek. Kendinizi balon yerine koyun , gökyüzüne doğru yavaşça , çok nazik bir şekilde uçtuğunuzu ve asla düşmeyeceğinizi . Hayalini kurmak bile güzel değil mi? Kafesinden kurtulmuş bir kuş gibi özgür.
Hayatımız boyunca gereksiz birçok sey yaptırılmak zorunda bırakıldık ve bu gereksiz birçok seyden kazancımız hep kocaman bir sıfır oldu. Geçmişimize baktığımızda dev bir çöp yığını görmek istemiyorsak , özgürce düşünmeli ve özgürce yaşamalıyız.