$LAYYYTER
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Lint Roller? I Barely Know Her
untitled
macklin celebrini has autism
The Bowery Presents

bliss lane
Show & Tell

if i look back, i am lost

shark vs the universe

#extradirty
Xuebing Du
almost home
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Noah Kahan
noise dept.

titsay
sheepfilms
taylor price
Game of Thrones Daily

seen from United States

seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Russia

seen from Malaysia
seen from Sweden

seen from India
seen from Colombia
seen from Chile
seen from Pakistan

seen from South Africa

seen from Argentina

seen from India
seen from United States
seen from United States
seen from India
seen from Philippines
seen from Mexico
@logarithmoflove-blog
“Yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim.”
Murat Menteş
“Yanlış çağda yaşamanın utancı içindeyim diye değiştirebiliriz.” çünkü her gün görüp, duyduğumuz bu mide bulandırıcı olaylardan dolayı başkaları adına utanıyor ve üzülüyoruz.
Ben artık o filmin içindeyim..
Güzel şarkıların için teşekkürler...
babamın facebook kullanmaya başlayıp daha sonra akıllı telefona geçmesi ile ömründe kısa sürede muasır medeniyet seviyesine çıkması bir oldu. bu ikiliyi bir araya getirince de ister istemez paylaştığı her fotoğrafın açıklamasına da “an itibariyle şurası” gibi bir kalıpla karşıma çıktı. babam çağa çok hızlı ayak uydurmuş, kaçan yılları bir çırpıda yakalamıştı. en sonunda da benim de bakıp bakıp “vay be” dediğim bir fotoğraf ile beni ve kendisini selamladı.
bu evde çocukluğum, kendimi bilmezliğim ve hayatımın en hareketli yılları geçti - evet, hayatımın en hareketli yılları 0-8 yaş arası idi- okuduğum kitaplarda ister istemez bir köy ya da kasaba geçince bütün olayı bu evin çevresine yığar her şeyi bu evin etrafında canlandırırım.
her şey tahta, kerpiç. bastığın yer sallanıyor. elini uzatsan dağı, taşı, göğü avucunun içine alacak gibisin. durup birkaç saniye sessizliğe büründüğünde uzaklardan gelen bir derenin sesi, birkaç çocuğun bağrışması ve ucu bucağı olmayan ağacın çalının hışırtısı.
içinde olduğum yer buralardan uzak. oralar da artık bana uzak. eskisi gibi değil her şey. artık babaanne evindeki o yüz kiloluk yataklar ve yorganlar yok. çıt kırıldi balkona kurulan salıncak da kanal çeksin diye sağ sola çevrilen çanak da.
bazı fotoğraflar ve bu fotoğrafın içinde yer alanlar insanın ruhunu olduğu yerden söküp, oradayken daha mutlu hissettiği ya da olduğu bir yere sürüklüyor. derin bir nefes alıp yılların ağırlığını sırtlamak içinden yeniden soluklanan babalar, anneler ya da bir şekilde yorulan ruhlar için.
Yine bir gece yarısında mazlumları andık, hakkı ve adaleti kutsadık. Kalbimiz ısındı ve şimdi uyuyacağız. Yaşamasak da olurdu aslında.
Bazı insanlar bir dinleri olduğu için ahlâka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar.
Âmin Maalouf (via fakirulfikir)
Renkli not kağıtlarımla, hiç okumak istemediğim bir kitabın başındayım. Sınav zamanları, teorik şeyleri öğrenip bir daha hatırlamamak üzerine.
“Yüreğim daralıyor, öyle sıkıcı, öyle boş bir gün geçirdim ve şimdi içinde ne yazdığını bilmek istemediğim bir kitabı avucumda tutuyorum. Biri tütsü yakıp bir bardağa içki doldurabilir mi? Hafta sonumu, gereksiz bilgilere heba ediyorum. Biri gelip benimle hayal kurabilir mi? Gerçekliğimin gereksizliği.”
lütfen sonbahar yapraklarına çöp muamelesi yapmaktan vazgeçin
the anatomy of the hug*
Ben yandım. Sizde yanın.