Bir bak
Bir düşün ki; bu en hüzünlü hikayelerden en mutlu anlara varoluşumuz veya var olamayışımıza uzanır. sokakta yürürken belkide nice çaresiz yoksulun, ağır hastalıklardan muzdarip kişilerin, umutsuz olanların, rehin alınmış hatta belkide ölüm tehlikesi altında olanların, belki bir bağımlının belkide tükenmişlikten sürekli başı ve midesi ağıranların, uykusuzların derbeder gençlerin, yalnız insanların yanlarından öylece geçer gideriz. Birbirimize kapıları kapatan üretüm ve tüketim biçimlerinin getirdiği iş hayatı işsizlik hayatı, yabancılaşma veya bireyselleşme mi? Yoksa öyle olması işimize geldiği için mi böyle?














