"A naked man has few secrets; a flayed man, none"

izzy's playlists!

Origami Around

⁂

祝日 / Permanent Vacation
we're not kids anymore.
trying on a metaphor
Sweet Seals For You, Always
RMH
Alisa U Zemlji Chuda
I'd rather be in outer space 🛸
macklin celebrini has autism

ellievsbear

★

roma★
noise dept.
Mike Driver
KIROKAZE
d e v o n

Kaledo Art
almost home

seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from Germany

seen from Türkiye

seen from United States

seen from T1

seen from Australia

seen from Spain

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from India

seen from Malaysia
seen from Netherlands
seen from Pakistan

seen from Germany
seen from Ukraine

seen from Spain

seen from Russia
@lukeskyvolkan
"A naked man has few secrets; a flayed man, none"
https://eksisozluk.com/star-warsun-kabalaistik-korkunc-alt-metni--4986538?p=1
Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız izle, Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız tr altyazılı izle, Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız türkçe dublaj izle
The Man from Earth - Dünyalı HD Altyazılı izle.
Esmeralda
Önüme gelen topa tüm gücümle vurdum. Gözümün önünde, görünmez bir perdenin arkasından bana bakan gözlerdeki korkuyu ömrüm boyunca unutmayacağım. Koyu renk bir korkuydu. Sattığım kâğıt mendilin temizleyemeyeceği bir kir tenimi kavrıyor, beni ‘diğeri’ kılıyordu. Duş almam yetmezdi. Beton grisi duvarları olan boş ve rutubetli bir odada, tazyikli kaynar su püskürten bir hortumla, işkenceler içinde yıkanmalıydım ki nefret renginden arınabileydim. Acı çekmek en doğal hakkımdı. Bir bölgeden bir başka bölgeye göçmüştüm. Acı çekmem hakkımdı, zenginlikten fakirliğe doğru gerçekleşen bu hızlı geçişin bir parçası olarak aşağılanmalı ve birilerinin rahatlamasını sağlamalıydım.
Sırtında 81mm HE-FRAG MKE MOD262 mühimmatı taşıyan kimse tanrı misafiri değildir. Kapınıza gelip sizi koruduğunu da söylese… Değildir… Daha önce kendisinin de kapısına gelinmiş ve ailesinden koparılmak zorunda bırakılmış bir kara gölge de, işte böyle kapımıza gelerek bize yardım edeceğini söyledi. İntikam alır gibi… Gözlerim doldu. Vücudum dondu. Ağlayamadım. Abimi, amcamı, babamı aldılar. Evin erkeklerini aldılar... Evimizin direklerini aldılar. Ev üzerimize çöktü. Gök üzerimize yıkıldı. Altında kaldık. Erkek kardeşimle ben kaldık. Çaresizlik içerisinde yalnızlık. Yalnızlık içerisinde bir isyan kapladı bedenimi. Sesim çıkmadı. Çıkartamadım… Bağırsam camlar patlardı. Sesim, bağırmak isteyip de sesimin çıkamadığı rüyalarım gibi düğümlenmişti. Haykıramadım.
Napolyon Bonapart’ın söylediğine göre dünya tek bir ülke olsa başkenti İstanbul olurmuş. Bir tarih dergisinde okumuştum. Dünyanın canı cehenneme. Ülkem tek bir ülke değil. Bir başkenti bile kalmadı. Her şeyin canı cehenneme. Bunu da eklesinler bir tarih dergisine. İsimsiz bir söz gibi, armağan edeceği hiçbir şeyi kalmamış bir isimsizin bu karmaşaya mütevazı bir katkısı olarak kabul edilsin. Bu şehirden de, diğer şehirlerden de ve tüm kötülüklerden de, atmosferin dışına çıkarken parçalarını geride bırakan bir uzay aracı gibi kurtulmak istiyorum. İstediğim tek şey gölgelerden kaçmak. Gölge gibi insanlardan kaçmak. Erkeklerden kaçmak. Sadece kadınlar olsaydı. Napolyon olmasaydı. Tarih dergileri olmasaydı. Hiçbirimiz olmasaydık…
Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. Herşeyi hatırlıyorum. Haber alamamaya alıştım. Umut etmek eski bir hastalığımdı. Atlattım. Vahşi bir hayvan gibiyim. Yarın ne olacağını düşünmüyorum. İstediğim insanlar 1 Lira verirlerse bazen güzel bir gün geçirebiliyorum. Otçul bir hayvan gibiyim. Geceleri korkuyorum. Geceleri tehlikeli. Geceleri karanlık. Şehrin ışıkları sadece vergi verenleri aydınlatıyor. Ben, bir gölgeye yakalanmamak için hep bir gölgenin altında korunuyorum.
İnsan bazı şeyleri zamanla öğreniyor. Dilenmek ve sokakta bir şey satmak arasında bir fark görünmüyormuş. Bunu peçete satmaya çalışırken anladım. Sattığım peçeteyi kabul etmeyip, ağırlıklarından kurtulmak için elime tutuşturulan bozuk paralardan bunu anladım. Ceplerindeki ağırlıklardan, yüreklerindeki günahlardan kurtulmanın basit bir yoluyum. Ben, onların bir mâbediyim. Bana gelip verdikleri üç kuruşla günah çıkartılar. Ben onlar için bir rehabilitasyon merkeziyim. Çok umurlarındaymış gibi okula gidip gitmediğimi sorarlar.Hayır! Okula gitmiyorum. Hayır! Ben hiçbir yere gitmiyorum. Ben sokakların prensesiyim. Ben, modern çağın Esmeralda’sıyım. Güzelim. Kendimi korumak zorundayım. Ben, Erkek Fatma’yım. Hiçbir şey umurumda değil. Savaş varken hiçbir şey umurumda değil. Ateş sönene kadar eğlenmek haram bana. Ben, bu dünyanın günah keçisiyim. Yüksek bir yerden, belirsiz bir zemine atılmış bir keçi… Tüm insanların günahlarının bedelini peçete satarak ve sürekli kaçarak ödüyorum. Kıyamet benim gibiler yüzünden kopacak. Biliyorum…
GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME Gün biter gülüşün kalır bende anılar gibi sürüklenir bulutlar Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır yarım kalan bir şiir belki de
Aykırı anlamlar arayıp durma güz biter sular köpürür de kapanmaz gülüşünün açtığı yara uçurum olur cellat olur her gece
Her gece yeniden bir talan başlar acı ses olur, ses deli bir yağmur eski bir eylüle gireriz böylece
Sığındığım her yer adınla anılır ben girerim, sokağı devriyeler basar bir de gülüşün eklenir kimliğime AHMET TELLİ (Belki Yine Gelirim)
1. "Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır." 2. "Yeni bir adım atmak ve yeni bir söz söylemek, insanların en korktuğu şey...
Yugoslavya'yı uzun yıllar demir yumrukla yöneten Josip Broz Tito'nun ölümünü takip eden süreçte ülkedeki etnik kökenlerin arasında milliyetçilik tekrar hortladı. Bu ideoloji 80'lerin ortasında Sırbistan'da ortaya çıkan aşırı milliyetçi lider Slobodan Miloseviç'in kanlı ellerinde büyüyordu. Krivaya Operasyonu adı verilen harekat dahilinde BM Barış Gücü tarafından korunan Srebrenitsa şehrine giren Ratko Mladiç önderliğindeki Sırp Ordusu, müslüman Boşnaklara karşı büyük bir temizlik harekatına girişmişti. Mladiç, soykırım gününde çekilen bu videoda katliamın nedenini itiraf ediyordu: müslüman Türklerden tarihin intikamını alıyoruz
İzle.
Bu nasıl bir röportaj lan, neresinden bakarsan bak, ya da siktir et bakma boşver. İzle gitsin.
Çileği toz şekere batırma alışkanlığını bırakmadığımız günlerdi. Mutlu günlerdi.
I know that she is watching over me.
“I am Jack's inflamed sense of rejection.”
İki Sıfır'ı Çok Yanlış Anlamak videosunu 59saniye üzerinden izleyin. muhabir sen yanlış anladın, gol yoğ yani... #roportaj...