Asabiyet var ama duygusalım
Lint Roller? I Barely Know Her

No title available
macklin celebrini has autism
h
Not today Justin

gracie abrams
The Bowery Presents
Color Me Curious
The Bright Sessions
KIROKAZE

if i look back, i am lost
One Nice Bug Per Day
No title available

ellievsbear

pixel skylines
🩵 avery cochrane 🩵

❣ Chile in a Photography ❣
Mike Driver

Love Begins
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
seen from Philippines
seen from Brazil

seen from Bosnia & Herzegovina
seen from Philippines

seen from China
seen from Colombia
seen from United Kingdom
seen from Pakistan
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from Mexico
seen from Singapore
seen from Canada
seen from Germany

seen from United States

seen from Pakistan
seen from United States

seen from Vietnam

seen from Belgium
@madsara-livesonmars
Asabiyet var ama duygusalım
Annem hep düşünceli ve kibar olmamızı söyler ama üzgünüm anne, ben artık düşünceli ve kibar olamıyacağım. Çünkü düşünceli ve kibar davrandığım herkes üzülür diye dobra dobra konuşmadığım herkes üstüme çıkıtı. Ben neden bana saygı duymadan ve beni düşünmeyen birini düşünüp saygı duyayım ki. Çok ağırıma gidiyor. İnsanlardan soğuyorum. Midem bulanıyor. Kimseye eskisi gibi masum gözlerle bakamıyorum. Hâla böyle davranmalı mıyım anne yoksa kendi doğama mı dönmeliyim. Sizin bana dayattığınız yargılardan dolayı yaptırdığınız işlerden dolayı kendimden midem bulanıyor anne... Böyle güzel mi?
Mutlu olmak zordur derler kötü günler görmeden
Benim hayatım hep belirsizliklerle birlikte aktı. Galiba artık bununla mücadele etmek yerine yaşamayı öğrenmem gerekiyor. Yani... Bu dünayda milyarlarca insan yaşıyor ee dünyanın ana karakteri de ben değilim sonuçta. Herkes bir şeyler yaşıyor. O bir şeyler bir şekilde çözülüyor... Biliyorum insan bir dağ aşınca karşısına başka bir dağ çıkıyor, o yüzden hiçbir zaman tam olarak kim olduğunu ya da nasıl bir yolda olduğunu bulamıyor. Ama sanırım bu normal bir şey, o yüzden sorun yok. En azından şimdilik :)
Evet, ziller çalsın burda kanamaya başlayabilir kulakların...
sana bir ara aklımda kalanları anlatırım
1. Senin için "özgürlük" kelimesinin tam karşılığı olan o an hangisi? 2. En son ne zaman bir şeyi "ilk defa" denedin ve çok sevdin?
Hmm 1.yi cevaplayacak olursamm dışarda yalnızken rüzgarı hissetmek derdim galiba ama böyle rüzgarın sadece çarpıp gitmesi değil onu gerçeten hissetmek... Şu an özgürlüğüm bundan ibaret galiba. Aslında özgürüm ama sadece kanunen.
2- uzun zamandır hayatı çok monoton yaşıyorum ama geçenlerde ilk kez tam olarak saçımı düzleştirdim ve bu çok hoşuma gitti. Tüm hayatını kıvırıcık saçlarla geçirmek bir yerden sonra sıkıyor..
Sana çok şeyler anlatmak istemem kendi sesime kavuşasım kadardı...
Evden kaçmıştım eve, tuza yara saçmıştım...
“her şeyi unutuyorsun. pencereleri açıyor ve odayı boşaltıyorsun. rüzgâr esiyor içeri. odanın bomboş olduğunu görüyorsun, her bir köşeye bakıyorsun, ama kendini bulamıyorsun.”
Bir yerde okumuştum sevgili Dünya... Şey diyordu: "Çevrenizdeki insanlar aslında sizin onlara yüklediğiniz anlamlar kadar varlar, bakışlarınız yoksa onlarda yoklar..."
Allahım neden aramızda duvarlar varmış gibi hissediyorum. Allahım ben böyle olsun istemiyorum. Allahım tek arkadaşımsın. Ne olur bana yardım et...
Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim. Resulullah yolda Ebu bekir'i görse "es selamu aleyküm ya Sıddık" derdi, ben yolda Ebu Bekir'i görsem tanımam. Resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım. Ben annem ölürken çok ağladım.. çünkü annem gırtlağından hırıltılar çıkarıyorken nasıl terliyordu, görmeliydiniz... Resulullah azraili yolda görse tanırdı; ben azraili annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu, derdim ki 'Şimdi yani afedersin ama o sıktığın annemin gırtlağı'... Resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi; o bana gülümserdi ben ona derdim ki, ' anam babam yoluna feda olsun ey Allah'ın Resulü; fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız? '. Resulullah orda olsaydı annemin elini tutardı derdi ki "Kızım ha gayret"; ben orda olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ' anneciğim ölmesen... ' ben ordaydım, annemin elini tuttum ve dedim ki ' annecim seni ben... '; annem döndü bana bir baktı, o bakışı görmeliydiniz... Resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı; ben o bakışı gördüm hayşetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu... Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının.. anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf... Resulullah çok şanslı bir insan, annesi öldüğünde o küçücüktü; benim annem öldüğünde ben küçücük değildim, zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz. Annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz! Olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince. Verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, sizde görseniz... Resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü. Nasıl olsa Resulullah da ölü annem de ölü...
Kalpleri birlikte çarpan, yıllarca birlikte ağlayıp gülen iki sevgiliden biri can verse , hayatta kalandır gerçekte ölen. Yusuf öldü! Söyleyin, Züleyha için sela versinler!
Aklımda bir takım sahneler var anne. Bir çoğu bir çok kişinin canını sahiden yakıyor ben anlatırken. Benimse onlar kadar bile yanmıyor canım. Oysa böyle olmamalıydı. Bir acı karşısındakinin kalbine değebilecek kadar acıysa önce beni acıtmalıydı.
Ne demişti Neşet Baba "Sevmeyene akmaz sevginin arkı"...
“aynı evde ölmeyeceğiz ya biz, sevdamız işte o zaman yarım kalacak.”
Hangi evlerde ölürsek o evler yıkılacak bir gün ve hiç bir çocuk bizi hatırlamayacak... Bak bu gücüme gitti...