2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
DEAR READER
Cosimo Galluzzi
Not today Justin

oozey mess
Peter Solarz
taylor price
Sweet Seals For You, Always
h
trying on a metaphor
Alisa U Zemlji Chuda
Cosmic Funnies
Stranger Things
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
No title available

Kiana Khansmith
styofa doing anything
sheepfilms
Sade Olutola

Andulka
seen from Poland
seen from Canada

seen from T1

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Russia
seen from Germany

seen from South Korea

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Brazil

seen from United States
@mavieldiven
şimdi gecenin ayazında ağzında bir lokma ekmek kurumuş, taş gibi Ankara'nın duvarları gibi
süs havuzlarında donmuş kadınlar kediler dizilmiş kaldırımlarca boylu boyunca uzamış kestaneler
At kestaneleri yerlere dökülmüş adımlarla çiğnenmiş At kestaneleri
acı gök kadar acı kedi iniltileri
kadınlar donuk süs havuzlarında bir sütyen, bir dantel çorap siyah kediler gibi
kaldırımlar boylu boyunca
uzanmışlar At kestaneleri toza bulanmış kış sokaklarda
ekmekler ağzımızda kuru ekmekler avuçlarımızda cepler, astarları yırtık cepler içinde para bulunmayan cepler kadınlar ve kediler
At kestaneleri; donuk bacaklara çekilmiş siyah danteller pahalı ve eski.
Lalelide bir azize
Şuan birini öldüresiye dövüyor olabilirdim yada hayatta yapmam dediğim şeylere başvurabilirdim. Ne yazık ki yapamadım, ne yazık ki. Hayat güzel değil. İnsanlara sorarsan bunun aksini duyarsın muhakkak. Ustaca yalan söyleyerek. Herkesin gizli duyguları oluyor, bam teline dokunan bir kaşar her zaman çıkıyor. Seni sabaha kadar içmeye zorlayacak bir kaşar. Yada seni yüz üstü bırakıp hayatını siken insanlar kendi ailenden bile olabiliyor. O yüzden kimse karşıma geçip de hayat güzel demesin. Hayatına milyonlarca amcık girse de senin işin onlara girip onu mutlu etmek oluyor. Sana kalan koskocaman bir yarak. Tamam, peki bu da kimsenin sikinde değil. Millet amına koyulmaya alışık sonuçta. Paraya gelelim o zaman, çok var o kadar çok var ki artık ondan sıkılıp götümü siktirmeye başladım. Hayır, ben değilim göt! Benim param bile yok. Heh, ya parası olmayanlar? Siktiğimin ülkesinde o kadar çok ki. Fazlası da aile bozar, azı da. Seni günah işlemeye zorlatır, e sonra yanacaksın derler. Sabır ya sabır demeni isterler, onu diyenler utanmadan götünü siker. O yüzden kimse karşıma çıkıpda hayat güzel demesin. SİKERİM! Orospuluk yapanı taşlarsın, yüzsüz gibi gider birde siker önüne para atarsın. Gece yatmadan önce de kızının kötü yola düşmemesi için Allah’a yalvarırsın. Ben ne anladım bu sikişten !? Yükselen herkesin götünü yalamak boynumuzun borcu, adam mahvolunca önüne bir tas çorba koymazsın. Sikerim, kimse demesin. Konu bu değil… Aslında konu yok, sadece çok güzel yalan söyleyen insanlarla tanışmak var.
O kadar ilginç ki hayat, yazmaya kalktığında arkaya düşen fon müziği ne olursa o’na göre şekilleniyor. Küçükken bu duyguların hiç biri bu kadar güçlü değildi. Sanırım o yüzden her gün büyüdüğüme lanet ediyorum, küfrediyorum. Küçükken ağzım bu kadar bozuk da değildi. Küçükken herşey cidden güzeldi. Top oynamak güzeldi, resim çizmek güzeldi, şarkı söylemek de güzeldi, okula gitmekte güzeldi. Büyüdün, top oynarken kavga edersin, işin resim değilse resim çizmezsin, sesin kötüyse şarkı söylemezsin, okulun önünden bile geçmek istemezsin. Küçükken önlük giyerdin eve gelince çıkarmak bile zor gelirdi. Büyüdün şimdi giyinmek zor gelir oldu. Sakin olamıyor insan, yada kısırlaştırayım sakin olamıyorum, o kadar çok şey var ki kafamın içinde her pürüzü öldürmek istiyorum. Sürekli sarhoş gezmek cazip geliyor, sonunu kestirmek bulmaca çözmek gibi. Peki ya ayıldığında, ya uyandığında, ya terkedildiğinde, hayat güzel mi?
Hava kararınca eğer ki her akşam içiyorsa birisi, her akşam ziyaret ediyorsa denizi, karşısına geçip çok güzel küfrediyorsa sıkılmadan… Bir sik olmaz aslında, keyfinden yapıyordur. Bahanesi çoktur pezevengin o kadar. Ama hayallerinden vazgeçmiştir, istemeden. Çok şey kaybetmiştir, istemeden. Sürekli yazıyordur eminim, istemeden. Etrafına baktığında göremiyordur kimseyi, her beden boş geliyordur, istemeden. Başkalaştığı zaman farklı bir bedende arıyordur tenini, eski tazeliğini bulmak için, istemeden. İstemeden de olsa, sevmiştir eskiden. Kaybetmiştir, istemeden. Kazara gelmiş büyüyor, istemeden. Bazen suyun altına girip nefes tutuyordur, ölmenin cazip geldiği dakikalardır o an. O an herşey yavaşlar inceden. Kalp atışın, düşüncelerin, hareketlerin, her şeyin. Böyle slowmotion yaşamak hoş gelir insana. Uzay da yürümek gibi, işte o an hiçbir şey önemli olmuyor. Ne kadar güzel kızlarla yatman, ne kadar ünlü olman, ne kadar yakışıklı olman.
Hadi şimdi ölelim o zaman. Ölmenin cazip geldiği anlardan bir tanesini yaşıyorum. Ne geriyi düşünmek zorundayım şuan, nede geleceği. Çünkü kendimde değilim, suç işliyor olamam. Sarhoş olmayı bu yüzden seviyorum. Seni taşımak zorunda olan insanlar oluyor yanında, senin başına bir şey gelmemesi için uğraşıyorlar. Senin yaptığın sadece kusmak ve sağa sola düşmek oluyor. O anla ölmenin arasında fark yok diye düşünüyorum. O da anlık zevklerden biri olsa gerek. Sarhoş olmasan da ölmek için uğraşan bir insan kendisinde olamaz. Ama çok kötü, o işi yapabilecek götün bende olmadığını sende biliyorsun bende. Kandırdım sizi, ha ha. Kötü şaka işte, hayat ve yaşam. Doğuştan bir sıfır malubiyetle başlayanlar. Bunu okuyan insanında aklının yerinde olmadığını düşünmem yerinde olur, ben olsam yarısından sonra kapatırdım. Ki hele şu arkada çalan keman sikti bıraktı beni. Beynimin içinde çalıyor göt sanki. BÜTÜN HAYALLERİMDEN VAZGEÇTİM OROSPU ÇOCUĞU MUTLUMUSUN ? !! bitti.
Bir Ankara akşamında pencereden gördüm aksini, Yükselin her zamanki sıcak ve kalabalık havası ve sen ve sevgilin vardı küçük, aksini gördüm sandım, yanılmışım. Sen kış çocuğu, sen yazları yok olmalısın ve yeniden doğmalısın kış ayının beyazlığında, her şeye rağmen ve herkese, yeniden. Kaldırım taşları yok, insan yığınları yol kenarlarında. Tanıdık tanımadık, tanınamayan simalar, yoklar. Bir tek kış olmalı Konur Sokakta, bir tek ben ve dimdik, tek başına. Yağmurda renkli şemsiyeler olmalı ve tek bir kırmızı. Deri eldivenli kadınlar geçmemeli Karanfilin kışından, sadece mavi, sonsuza kadar...
Hayır yani bilmem kaç yıl önce Guillaume Apollinaire bir kitap yazmış o zamanlar müstehcen bulunmamış, ''2013 '' yılında bu kitap Türkçeleştirilmiş ve müstehcen bulunmuş ! Sanki çok biliyorlar kitapları, edebiyatı çok anlıyorlarmış gibi yok bu olmaz ayıp ayıp diye ceza veriyorlar. Yakındır öyle kitaplar basılacak ki kendi dilinde okuyunca bile senin hangi aile ferdine küfürler yağdırıldığını anlayamayacaksın! Müstehcense okuma kardeşim aman bişey öğrenirsin de mazallah karının hoşuna gider. OYH dağlar ege de denize dik uzanıyor yavrucaklar yazık, onlara da ceza yakındır! '' SEN NASIL DİKİNE GİDERSİN EY DAĞ ''
Hayat ışığı henüz yanmamış elma ağaçlarıyla karşılıyor beni Havva. Belki elma ağacının meyveleri yemyeşil dallarda parıldarken Havvanın cennetteki sonu olacaklardı. Bilemezdi Havva, bilemezdi Adem ve artık hiçbir şeyi bilemiyorken Ademoğlu karanlık odalarda, mumlarımız adalet üflemesi gereken mahkeme salonlarında söndü.
Ah ne yollar eskittim gecenin karartıp şarapların yeşerttiği... ki yorgunluğum hep taze ekmek kokar, dudaklarımda bedenimde mum izleri... ve yüzme bilmediğimden belki sıcak yataklarda boğuldum.
aşkı aramadım bulur beni diye, karanlık sokaklarda yalnız,
kaybolduk...
Yanmasından değil canımın, odamda titreyen mum ışığının savrulmasındandı her şey. Şimdi bir ben varım umuda gebe bir de demirden karyolalar. Suskunluğum geceler boyunca, soluğum bir mum alevi kadar yakın sana. Yoksa yanmasından değil canımın, sokak lambalarının sönmesindendi her şey.
O aradaki boşluğu biliyorum ben…
Mi cuerpo lloraba
Por el tiempo que no volvera
Bedenim ağlıyordu zaman geri gelmeyeceği için